China Daily / Wali Zahid

Gazeteciliğe başladığım 1980’lerin ortasında düzenlediğim kabloyla gelen haber metinleri -o zaman yoksul bir ülke olan- Çin’in alıcı uçta olduğunu açığa koyuyordu. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) o dönem büyük zorbaydı. ABD büyük haber kanallarını ve uluslararası anlatıların büyük kısmını kontrol ettiği için, sık sık Çin’i insan haklarını ihlal etmekle suçlar ve bu suçlamaları Çin’i aşağılamak için bir silah olarak kullanırdı ve Batılı medya körü körüne onu izlerdi.

Ama işler değişti. Çin’in şimdi Gayri Safi Yurt İçi Hasılası (GSYİH) nominal bakımından dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve ABD ile arasındaki açığı hızla kapatıyor. Aslında, ekonomistler Çin’in on yıldan az bir zamanda dünyanın en büyük ekonomisi olarak geride bırakacağını tahmin ediyor.

Çin sadece bütün nüfusunu mutlak yoksulluktan kurtarmakla kalmadı, aynı zamanda 10 yıldan uzun bir zamandır küresel büyümenin önde gelen taşıyıcısı oldu. Ve dünyanın geri kalanı bu gerçeğin tümüyle farkında.

Çin yeni doğan dünyanın simgesidir ve ulusal gücünü sağlamlaştırıyor ve küresel etkisini artırıyor. Yoksulluk ve kötü altyapı ile mücadele eden Doğu, Güney ve Güneydoğu Asya, Doğu Avrupa, Afrika ve Latin Amerika’daki ülkeler, 40 yılda 800 milyon Çinliyi mutlak yoksulluktan kurtardığı ve üretim üssü haline geldiği için Çin’i bir rol model olarak düşünüyor. Asırlar boyu devam eden yoksulluk, hastalık, çatışmalar, savaşlar ve ölümlerden sonra şimdi Çin liderliğindeki yeni bir dünyayı görmeyi umut edebiliriz.

Dolayısıyla Çin Mayıs 2017’de Beijing ilk Uluslararası İş birliği için Kuşak ve Yol Forumu’nu düzenlediğinde, katılımcılar arasında 29 hükümet ve devlet başkanının yanı sıra, 130’dan fazla ülke ve bölgeden yetkililer girişimciler, finansörler heyetleri ve gazeteciler de vardı.

ABD’nin forumdan uzak durduğu doğru -Japonya, Güney Kore ve İngiltere gibi müttefikleri de katılmadı- ama son dakikada bir heyet gönderdi ve İngiltere de maliye bakanını gönderdi.

ÇİN YENİ DOĞAN DÜNYANIN SİMGESİ

Yıllarca ilgili bir Çin gözlemcisi olmama rağmen, Çin’i ilk kez ancak 2017’de, Beijing’deki Uluslararası İş birliği için Kuşak ve Yol Forumu’na katılmak için ziyaret ettim. Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in açılış konuşmasında gerçekten sevdiğim şey, refahtan önce barışı vurgu yapmasıydı. Xi dünyaya, dünya barışını tehdit eden çatışmalar ve terörizm tarafından eziyet edildiğini biliyordu bu yüzden barışı büyük vurguda bulundu.

Beni etkileyen çok önemli başka bir şey de Xi’nin zamanının büyük kısmını Çin tarihi, antik İpek Yolu’nun Çin’i Asya, Avrupa ve Afrika’daki diğer uygarlıklara nasıl bağladığı hakkında konuşmak için kullanmasıydı. Xi, Kuşak Yol İnisiyatifi ile İpek Yolu’nu canlandırdı ve Çin altyapı ile bağlantılılığı iyileştirerek dünyayı daha iyi bir geleceğe taşıyor. Xi ayrıca Kuşak ve Yol projelerinin, ABD’nin savunduğu eski moda “ittifaklara” değil, “ortaklıklara” ve karşılıklı güven ve saygıya dayandığını da açıkça belirtti.

Çin’in diğer Kuşak ve Yol ülkeleri ile mal ticareti yıllık bazda yüzde 0,7 artarak 1,35 trilyon dolara ulaştı ve toplam dış ticaretinin yüzde 29,1’ini oluşturdu. Ayrıca, Çin Ticaret Bakanlığı Kapsamlı Bölümü direktörü Chu Shijia’ya göre, Çin 71 ülke ve uluslararası örgütle Kuşa ve Yol iş birliği konusunda 205 anlaşma imzaladı.

Bunun yanında. Çin’in diğer Kuşak ve Yol ülkeleri ile 2013’ten 2019’a kadarki toplam mal ticareti 7,8 trilyon doları aştı. Bunun 110 milyardan fazlası finansal olmayan doğrudan dış yatırımdı. Çin ayrıca diğer ikili ve küresel girişimlere milyarlarca dolar yatırdı ve insani yardımlara milyarlarca dolar ayırdı.

2017’deki ilk Uluslararası İş birliği Kuşak ve Yol Forumu Çin’in artan küresel etkisini göz önüne çıkarırken, 2019’da toplanan ikinci forum gelişmekte olan dünyanın sembolik lideri ile çok taraflı ve serbest ticaretin savunucusu olarak konumunu güçlendirdi. Ve o zamandan bu yana geçen 2 yıl içinde, Kuşak ve Yol Girişimi daha da dikkate değer başarılar kazandı.