1971 yılında başlayan Çin-Türkiye diplomatik ilişkileri 50 yılı geride bıraktı. Geçen 50 yılda iki ülkenin sanat ve edebiyat alanlarındaki ilişkileri de dikkat çekiyor.

Çin ile Türkiye’nin diplomatik ilişkilerinin başlamasının 50. yılında şair Nurduran Duman, CRI Türk’te Tunca Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Türkiye ve Çin’in 50 Yılı” programına konuk oldu. Duman, Çin ile Türk kültürü ve edebiyatı üzerine değerlendirmelerde bulundu.

Daha önce Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa’da kitaplarının çıktığını ifade eden Duman, Çin’den uluslararası bir yazarlık programına davet edildiğini belirtti.

Lu Xun Akademisi’nin düzenlediği programa katıldığını aktaran Duman’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Beijing’de bizi ağırladılar. Bu sürede üniversitelerde ve akademilerde konuşmalar yaptık. Bu sırada Türk şiiri hakkında konuşma fırsatı buldum. Çin’de çok verimli bir 1 ay geçirdim. Gezi edebiyatı benim şüpheyle yaklaştığım bir edebiyattır. Bizim Çin ile ilgili çok fazla bir bilgimiz yoktu. Yakın bir arkadaşım Çin’deyken ‘Orada telefonla sokakta fotoğraf çekilebiliyor mu?’ diye sordu. Ben bu kadarını düşünmemiştim. Zaten böyle bir imajı yoktu bende, bu derece bilmiyoruz Çin’i aslında.

Dergide kapak olmak ve Çinli eleştirmenlerin şiirim hakkında sözler söylemiş olması tabii beni çok mutlu etti. Bir yandan da şaşırdım, çünkü şiirim anlaşılmıştı. Şiirlerimde Türkçenin sınırlarını paylaşmaya çalışıyorum. Sanırım sevilmesi ve takdir görmesinin sebebi de bizim Türk özümüzle onların buluşması. Anlaşılmakta, kültürümüzün temellerindeki ortaklık yatıyor. Benim mesela ‘anne’ şiirim vardır, Batı’da ben ‘anne’ şiiri görmedim. Mutlaka vardır ama ben günümüz şiirinde pek anneye yazılmış şiir görmedim. Ancak bugüne kadar Çin’den 3 şair çevirdim. Üçünün de ‘anne’ şiiri var. Buradan bile anlaşılabilir.

Şairler çalışkan insanlar, o nedenle ortaya çıkan ürünleri görüyorlar ve çabamım da farkındalar. Onlar sadece Çin ile olan şiir sanatı alışverişi değil de bütün dünyadaki etkinliklerime dikkat ediyorlar gibi geliyor bana. Benimle birlikte yakın çevrem şiir çevresi de Çin hakkında başka şeyler fark etmeye başladı. Bambaşka modern bir dünya var orada.

ÇİN İZLENİMLERİ

‘İstanbul’un Adımları’ olarak çıkan kitabımın ödülünü almak için iki yıl sonra tekrar Çin’e gittim. Boao Şiir Festivali’nde yılın kitabı ödülünü aldı. Ödül törenine davet edildim, hem de Guangzhou’da düzenlenen çok önemli bir edebiyat haftası var. Oraya davet edilmiştim, iki yere gitme şansım oldu 2019’da. Önce Hainan’a gidip ödülümü aldım, düzgün bir ödül konuşması yapmaya çalıştım orada. Düzgün derken yani üzerinde düşündüğüm ve inandığım şeyleri söylediğim bir ödül konuşması oldu ve çok yerde yayınlandı.

Çin’in dört bölgesini görme fırsatı buldum, Beijing, Shanghai, Hainan Adası ve Guangzhou. Gittiğim bölgelerin bir karakteri var. Mesela Guangzhou’yu İstanbul’a benzetebilirim. Yabancı yoğunluğunun arttığı bir yer. Beijing’in bir ruhu var. Shanghai ekonomi bölgesi, yüksek binalarıyla başka bir şey vadediyor. Hainan Adası güneyde okyanusun içinde başka bir şey.

Çin hem kültür olarak hem de ülke olarak çok önemli. Ciddiye almamız ve öğrenmemiz gereken bir kültür Çin kültürü. Şu anda da Çin’in varlığı dünyada dengeyi belirliyor. Dolayısıyla Çin’e özel bir ilgi göstermekten kendimi iyi hissediyorum. Bütün dünyanın huzura kavuşması için de Çin’in varlığını önemsiyorum. Çin’den etkilendiğim ve esinlendiğim bazı şiirlerim oldu. İki büyük Çin şairini dikkatime aldım, biri Du Fu, diğeri de Li Bai. Biz tabii bütün dünyada Li Bai’yi daha çok biliyoruz. Avrupa’daki yabancı şair toplantılarında Li Bai’nin adı geçer ama Du Fu’yu pek bilmezler. Ben Çin’de Du Fu’yu daha iyi öğrenmiş oldum. Li Bai için de bir şiir yazdım. Şiir şöyle:

“Li Po (Li Bai) için
bizim için belki kayıp ama
değildir belki yengeçler için
Li Po’nun yazıp yazıp suya attığı şiirler.

şairin seyir keyfi yetmez mi ayın
ilk okuma sevincini balıklara şiiri?

su kuşları çevirmenmişler de
uzak ötelere dize taşıma telaşında

şairliğe kalkışan mercanlara
kalemini gösteriyor
eleştirmen olacakmış
meraklı kurbağa”

İSTANBUL’DA DÜZENLENECEK ŞİİR FESTİVALİ

Şu anda İpek Yolu Şiir Festivali’nin bir sonraki ayağını İstanbul’da yapma projemiz var. Buna destek olmak isteyen kurumlarla hemen ortak olabiliriz çünkü bize bir sahne gerekecek. Ben organizasyonların küratörlerinden biri ve sunucularından biri olmak üzere davet edildim. Salgın kalkar kalkmaz bu festival İstanbul’da yapılacak. Türkiye’de yazarlık programlarına ihtiyaç var, bizim yazar evlerimiz olmalı. Çinli dostlara özel etkinlikler düşünebiliriz.

Bir yandan da Çinli edebiyatçıların dünyaya açılması için kendime sorumluluk yüklemiş gibiyim. Dünya Şiir Hareketi’nin etkinliklerinin bir dizisinin Çin’de yapılması için oradaki arkadaşlara rica ettim, orada etkinlikler düzenlendi. Şimdi de Dünya Şiir Hareketi ile gelişen ilişkileri var. Bizden Ataol Behramoğlu’nun yönetim kurulunda olduğu ‘Dünya Şiir Hareketi’ gerçekten dünyanın en önemli şiir organizasyonu. Çinlilerin çok ahlaklı bir çalışkanlıkları vardır. O etkinlikleri yaptılar daha sonra da temaslar sonucunda ilişkiler gelişti. Çin hem Türklerle ilişkisini geliştirsin hem de dünya ile ilişkilerini geliştirsin, sağlıklı bir dünyamız olsun istiyorum.”