Haber / Analiz: Gökhun Göçmen

Kazakistan’da 2 Ocak’ta başlayan şiddet olayları büyük ölçüde sona erdi. Kazakistan kolluk kuvvetlerinin kontrolü sağlamasının ardından Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in ülkeye davet ettiği Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü (KGAÖ) birlikleri de çekilme sürecini başlattı. Şimdiye değin toplamda 12 bin kişinin gözaltına alındığı Kazakistan’da sular durulsa da eylemlerin içeriği ve amacına dair tartışmalar devam ediyor.

Uluslararası kamuoyunda tartışmaların eksenini Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Rusya’nın belirlemesine karşın, Çin Halk Cumhuriyeti gelişmeleri yakından takip eden en önemli aktörler arasında yer alıyor.

RENKLİ KALKIŞMANIN AYAK İZLERİ Mİ?

Beijing yönetiminin penceresinden bakıldığında Kazakistan eylemleri kısa sürede ekonomik taleplerin dışına çıkarak yabancı güçlerin desteklediği “renkli kalkışmaya” dönüştü. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, bu nedenle Kazakistan lideri Tokayev’in aldığı önlemleri takdir ederken, tıpkı Rus mevkidaşı Vladimir Putin gibi “renkli devrim” senaryolarına karşı olduklarını vurguladı. Xi’nin mesajlarının iz düşümü Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi ile Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un da görüşmesine yansıdı. Wang Yi, Rusya ile birlikte “üç şeytani güç” olarak tanımladığı “terörizm”, “dini aşırılıkçılık” ve “bölücülüğe” karşı olduklarının altını çizdi.

Çin lideri Xi Jinping konuşmasında her ne kadar “renkli devrim” senaryosunun mimarına doğrudan işaret etmese de bahsi geçen aktörün ABD olduğuna şüphe yok. Zira Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chungying sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Raporlara göre, Kazakistan’da faaliyet gösteren 16 bin sivil toplum kuruluşları (STK) var ve bunların çoğu Batı kökenli. ABD merkezli NED, son iki yılda Kazakistan’a verdiği hibeleri neredeyse ikiye katladı. Bunların oradaki durumla bir ilgisi var mı? Merak uyandıran bir soru.” ifadelerini kullandı.

Kazakistan’a sadece 2020 yılında 1,08 milyon dolar aktaran ve Amerikan istihbaratına yakınlığı ile bilinen Ulusal Demokrasi Vakfı kadar ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı’nın da  (USİAD) yoğunlaşan faaliyetleri dikkat çekiyor. Rus gazeteci Yuriy Labunov’a göre Kazakistan’a 700 milyon dolar “yatırım” yapan USIAD, bu sayede binlerce “demokrasi savaşçısı” yetiştirdi. Labunov “Bu demokrasi savaşçıları aslında piyasalaşmanın aktif destekçileri, kitlesel protestoların organizatörleri, “din özgürlüğü savaşçıları” yani – radikal İslamcılardı.” değerlendirmesinde bulunuyor.

KÜRESEL RÜYANIN İLAN EDİLDİĞİ ÜLKE

Kazakistan’daki olayları “renkli devrim” denemesi olarak gören Çin için bu ülkedeki istikrar hayati önemde. Zira Kazakistan’ı Çin’in “küresel rüyasının başladığı yer” olarak tanımlamak yanlış olmaz. Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, 2013 yılında Nur Sultan Nazarbayev Üniversitesi’nde Kuşak ve Yol İnisiyatifi’ni ilan etmiş ve bin 770 km uzunluğundaki Kazakistan sınırında serbest ticaret bölgesi kurmuştu.

Korgas’ta bulunan ve dünyanın en büyük iç limanları arasında gösterilen tesisi ziyaretim sırasında yetkililer 2023’e kadar alanda 500 bin konteyner yükün depolanabileceğinin altını çizmişti. Korgas’taki ticaretin yüzde 80’in eski Sovyetler Birliği ülkelerine yapıldığı göz önüne alınırsa Kazakistan’ın Çin’in Orta Asya’ya açılan kapılarından biri olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Öyle ki ABD merkezli düşünce kuruluşu olan Brooking Enstitüsü Korgas ile ilgili hazırladığı raporda “Hiçliğin ortasındaki bir yer nasıl ana ticaret hattına dönüştü?” sorusunun yanıtını aramıştı.

Öte yandan Kazakistan’ın tek başına dahi enerji ve ekonomide Çin’in en önemli ortakları arasında olduğu da not edilmeli. Taraflar arasındaki karşılık ticaret 23, 48 milyar dolara ulaşırken, Çin’e petrol ve doğal gaz Kazakistan üzerinden giriş yapıyor.

EYLEMLER SINIRLARI AŞAR MI?

Beijing yönetimin Kazakistan’daki olayları yakından takip etmesinin diğer önemli nedeni ise ülkenin Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ile komşu olması. Uzmanlara göre Kazakistan lideri Tokayev’in “uluslararası teröristler” , Çin medyasının ise  “organize gangsterler” olarak tanımladığı aktörlerin eylemleri sınırları aşan tehdide dönüşebilir. Shanghai Sosyal Bilimler Akademisi Shanghai İş Birliği Teşkilatı Çalışmaları Merkezi Direktörü Pan Guang “Guancha.cn” sitesine verdiği demeçte “Doğu Türkistan İslami Hareketi gibi terörist örgütleri Kazak eylemlerinden cesaret bulabilir mi? “sorusunu yöneltmişti.

Rusya’nın omurgasını oluşturduğu KGAÖ şimdilik uzmanların endişelerini giderse de Çin medyası için ileriye hazırlık yapmak elzem hale geldi. Bu bağlamda Shanghai İş Birliği Örgütü (ŞİÖ) Çin’in kullanabileceği enstrümanlar arasında giderek daha fazla konuşuluyor. Global Times gazetesi hafta başında yayınladığı editöryal yazıda şu satırları kaleme aldı:

“Çin’in,  (Kazakistan’da) yerel yönetimin düzeninin sağlanması için gerekli ekonomik ve insani yardımı sunarken, Rusya ve diğer komşu ülkelerle ilgili güvenlik işlerini aktif biçimde organize etmesi esastır. Kazakistan’ın komşularının çoğu Shanghai İş Birliği Örgütü’nün (ŞİÖ) üyesi olduğu için örgütün Kazakistan’daki işleri bir dereceye kadar kolaylaştırmada rol alması bekleniyor. Bir yandan ŞİÖ üyeleri Kazakistan’daki durumla başa çıkmada daha büyük bir coğrafi avantaja sahip. Öte yandan, Kazakistan’daki huzursuzluğun yayılması durumunda potansiyel zararla doğrudan karşı karşıya kalacaklar. Bu nedenle Kazakistan’daki güvenliği ve istikrarı korumak ŞİÖ üyelerinin ortak çıkarı ve karşılıklı faydasıdır.”