China Daily / Zheng Yongnian

Çin Komünist Partisi (ÇKP) 2017 yılındaki 19. Ulusal Kongresi’nde, modernleşme için “Çin yaklaşımı” adı verilen yeni bir kavram önerdi. Bu öneriye göre, herhangi bir müdahaleden ve etkiden bağımsız olarak bir ülkenin, ekonomik kalkınmasını başarmak amacıyla hangi siyasi sistemi izleyeceğine karar vermesi gerekir. Geçmişte Çin, bugün birçok diğer ülkenin karşı karşıya olduğu aynı sorunlarla karşı karşıya bulunuyordu.

Erken modern dönem sırasında Çin, yabancı güçlerin potansiyel işgali karşısında kültürünü aşırı Batı kültürünün etkisinden korurken, Batı’dan öğrenmek için kapılarını dış dünyaya açmak zorunda kaldı. Ancak İkinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinden sonra birçoğu sömürgeci güçlerden bağımsızlığını kazanan Asya, Afrika ve Latin Amerika’daki ülkeler için açılım ile kendi kültürleri ve geleneklerini korumak arasındaki dengeyi bulmak zordu.

Bu ülkelerde yerel siyasi partilerin kurtuluşta öncü rol oynadıkları doğrudur. Yine de onların liderlerinin çoğu, Batı’daki üniversitelerde eğitim aldığı için, yeni bağımsızlığını kazanmış ülkelerinde Batı tarzı siyasi sistemleri kabul ettiler. Ve Batılı siyasi sistemler kendi ulusal koşullarına zorunlu olarak uymadığından, bu ülkelerin birçoğu ekonomik kalkınmasını başaramadı ve bugüne kadar yoksul kaldılar. Yine de Batı modelinden bağımsız gelişme yollarını keşfetmede başarılı adımlar attılar. Çin’in kalkınma modeli onlardan biridir. Çin, 1978 yılında reform ve açılım sürecini başlatmasından bu yana özellikle üç cephede sürdürülebilir kalkınmayı başardı.

İlk olarak Çin hızlı ekonomik büyümeyi sağladı ve 1980 yılının başlarında 300 dolardan az olan kişi başına Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nı (GSYİH) geçen yıl 10 bin doların üzerine çıkararak dünyanın ikinci büyük ekonomisi oldu. Ve Çin’de ülkenin orta gelire sahip grubu yaklaşık 400 milyon ya da toplam nüfusun yaklaşık yüzde 30’unu oluşturuyor.

Ayrıca direnci sayesinde Çin ekonomisi ne 1997 yılındaki Asya finansal krizi ne de 2008 yılındaki küresel finansal krizden ciddi biçimde etkilendi. Çin, Covid-19 salgınının etkisinden kurtulan ve 2020 yılında pozitif büyüme sağlayan tek önemli ekonomi oldu.

ÇKP LİDERLİĞİNDE SİYASİ SİSTEM GELİŞTİ

İkincisi son on yıllarda sosyal istikrarını sürdürdü. Birçok kimse sosyal istikrarın ekonomik büyümeyle yakından ilişkili olduğunu tartışabilir. Fakat dünyanın en büyük ekonomisi ve tek süper gücü bile olsa Amerika Birleşik Devletleri (ABD), kısmen artan ırkçılık ve popülizm ile gelir dağılımında artan adaletsizlik yüzünden sıklıkla sosyal ayaklanmaya tanıklık etti.

En büyük ekonomide bile ABD’nin, 1980’lerde toplam nüfusun yüzde 70’ini oluşturan orta sınıfı artan yoksulluk arasında yüzde 50’lere geriledi. Buna karşılık Çin son 40 yılda 800 milyondan fazla insanı tam yoksulluktan kurtararak, küresel yoksulluğun azalmasına yüzde 75 oranında katkıda bulundu.

Üçüncüsü, ÇKP liderliği altında ülkenin siyasi sistemi zamanla gelişti. ÇKP feodalizmi yendi ve 4 Mayıs Hareketi sonrası uluslararası komünist hareketle uyum içinde oldu ve Batı’dan yeni fikirler ile sistemler almaktan ve onları yerel koşullara uyarlamaktan kaçınmadı. Ancak ÇKP her zaman ilk amacının ve Batı ile ilişkisinin sınırının farkında oldu, bu bağımsızlığına zarar vermekten ziyade onu dış dünyadan daha iyi korumayı öğrenmekti. Bunun için ÇKP, 1980’li yıllarda Batı’nın yanı sıra Japonya’ya dönmesine rağmen, Çin’in siyasi sistemini inkâr ederek ve Batılı bir sisteme dönerek değil, ancak Çin karakterli sosyalist bir ülke inşa etmek için politikaları ve uygulamaları ulusal koşullara uyarlayarak Çin’i modernleştirmek için doğru yolu buldu.

Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında çökmesinden sonra Batı, Batı tarzı demokrasinin dünyadaki en iyi siyasi sistem olduğu iddiasını muzaffer bir şekilde ilan etti ve bazı Batılı ülkeler özellikle ABD, Çin siyasi sisteminin “demokrasi” için bir tehdit olduğunu göstermek için çabalarını artırdı, düşmanlığı kışkırttı.

Bununla birlikte gerçek şu ki, Çin’in siyasi sistemi Çin’in kendi koşullarına uyan bir seçimdir, fakat bu Batılı siyasi sistemle mutlaka çelişkili olduğu anlamına gelmez. Açık bir parti olarak ÇKP, kendi hedeflerine sadık kalırken yeni şeyleri benimsemekten mutludur ve bu yüzden Çin’in dikkat çekici başarılar elde etmesine yol açmıştır.