China Daily / Xu Wenhong

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden arasında 16 Kasım’da video bağlantısı yoluyla yapılan görüşmeden sonra The New York Times ve diğer Batı medyası görüşmenin başarısını özetledi, bir medya kuruluşu, “ABD ile Çin liderleri insan hakları, Taiwan ve ticaret hakkında konuştu.” ifadesini kullandı. Xi ile Biden’ın görüşme sırasında “insan hakları” ve “demokrasi” konusunda konuştukları doğru. Ancak insan hakları iki liderin görüştüğü diğer konulardan daha mı önemli, Batı medyasını “insan haklarına” Taiwan meselesi ve diğer önemli mesele meselelerden daha fazla önem vermeye teşvik mi ediyor?

İlk olarak bu haberler Batı’nın ana akım medyasının gerçek endişesinin Taiwan Adası’ndakilerin beklediği gibi Taiwan meselesi olmadığını gösteriyor. Batılı siyasetçiler ve medya aynı zamanda Beijing’i kışkırtmak için bir araç olarak Taiwan sorununu kullanıyor.

İkincisi, Batı medyası halen yanlış olsa bile, Batılı ülkelerin Çin ile kıyaslandığında daha iyi bir insan hakları ve demokrasi siciline sahip olduğuna inanıyor. Fakat demokrasi ve insan hakları artık Batı’nın özel bir koruma alanı değil ve Batı artık bu konularda konuşma hakkına sahip tek taraf değil. Çin mutlak yoksulluğu ortadan kaldırarak, 2020 yılında her bakımdan orta seviyede bir refah toplumu oluşturduktan sonra, gitgide Çin halkı hatta uluslararası alanda kendisine güvenle demokrasi ve insan hakları konusunda konuşuyor.

Üçüncüsü Çin, daha derin bir demokrasi temelinde “halk demokrasisinin tüm sürecini” takip ediyor. Çin’in sosyalist halk demokrasisinin tüm süreci “halktan halka, halk için, halk ile birlikte” olarak anlaşılabilir. Halk demokrasisinin tüm süreci, insanların ihtiyaçlarını karşılamak ve insanların gerçek sorunlarını çözmek amacıyla seçim, karar alma, yönetim ve denetimini kapsamaktadır. Sadece bu tür bir demokrasi gerçek demokrasi olabilir.

 ÇKP, ÇİN’DE SOSYALİST İNŞAYA LİDERLİK EDİYOR

Batı tarzı demokrasiden farklı olarak Çin, “halkın ülkenin efendisi olduğuna” inandığı için gerçek demokrasiyi uyguluyor. Batı’da çok az siyasi deneyimi veya hiç olmayan insanlar bir seçimi kazanarak ulusal lider olabilir. Aksine her seviyedeki bütün Çinli liderler, üst düzey yetkili olmadan önce birçok seçim yoluyla seçilmeye hak sahibi olmak için parti tabanı seviyesinde çalışma deneyimine sahip olmalıdır. Ayrıca, bir süreç olarak politika oluşturma Çin’de nihayete ermeden önce saha araştırmaları, bilimsel araştırma, çok çeşitli konularda danışmalarda bulunarak başlar. Sadece o zaman karar alıcılar bu politikaları uygulamak için deneyimli yetkilileri seçerler.

Demokratik yönetim, yönetim sürecinin “demokrasi, adalet ve açıklık” ilkelerine dayanması gerektiği anlamına gelmektedir. Denetim olmaksızın tam güç mutlak yozlaşmaya yol açar. Örneğin Çin’de, birçok üst düzey yetkili, Covid-19 salgınına karşı mücadeledeki kötü performansları yüzünden görevlerinden uzaklaştırıldı. Ancak ABD’de, ülke Covid-19 salgınında en yüksek vaka ve ölü sayısına sahip olmasına rağmen, tek bir üst düzey yetkili bile görevinden alınmadı.

ÇİN HALKI EKONOMİK KALKINMAYA ODAKLANDI

Çin Komünist Partisi (ÇKP) son yetmiş yıldan fazla bir süredir Çin’de sosyalist inşaya liderlik ediyor. Batı’daki seçim odaklı demokrasiyle karşılaştırıldığında “halk demokrasisinin tüm süreci” -insanların katılımıyla politika oluşturma süreci, mümkün olduğu kadar çok sayıda insanı dâhil eden uygulama süreci ve insanların ihtiyacını karşılama sonuçları- Çin’e daha uygun düşmektedir. Farklı ülkelerdeki demokrasi farklı niteliklere sahiptir ve her ülkenin kendi demokrasi anlayışı vardır. Batı medyasının insan hakları ve demokrasi takıntısına rağmen, insan haklarının gerçekte ne anlama geldiğini anlamak için herhangi bir çaba göstermeksizin, Çin halkı ekonomik kalkınmaya odaklanmaya karar verdi, çünkü kalkınma ve yoksulluğun azaltılması olmadan hiçbir ülke demokrasiyi inşa edemez ya da insanlarına insan haklarını garanti edemez.

Batı medyası Çin’i karalamaya çalışırken, Çin hükümetinin geçinme hakkı ve kalkınma hakkının en temel insan hakları olduğunu yinelemesi boşuna değildir. Geçen yıl mutlak yoksulluğun ortadan kaldırılması Çin’in, özellikle Afrika kökenli Amerikalılar, İspanyollar ve Asya kökenli Amerikalıların hala hakları için mücadele verdiği ABD’nin de dâhil olduğu Batı’ya nazaran daha iyi insan hakları siciline sahip olduğunu gösteriyor.

Diğer bir örnek olarak Covid-19 salgını ele alalım. ABD’de salgında milyonlarca insan hastalığa yakalanırken ve on binlerce insan hayatını kaybederken, Çin salgını büyük ölçüde kontrol altına alarak milyonlarca kişinin yaşamını kurtardı. Kurumsal rekabet, kapsamlı ulusal gücün önemli bir tarafıdır. Sadece zaman bu rekabette kimin kazanacağını gösterecek olsa da, Çin’in halk demokrasisinin tüm süreci, Çin halkının ülkenin kalkınmasının faydalarından yararlanmasında görülebileceği gibi canlılığı ve devamlılığını göstermiştir.