Ekonomist Hakan Topkurulu, CRI Türk’te Tunca Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Türkiye ve Çin’in 50 Yılı” programına konuk oldu. Topkurulu, Çin’in ekonomik görünümünü ve Çin-Türkiye ilişkilerinin ekonomik boyutunu değerlendirdi. 

Şartlardan bağımsız olarak bütün dünyanın her yıl ortalama yüzde 3 büyüdüğünü aktaran Hakan Topkurulu, 7 milyarlık dünya nüfusunun yüzde 3 ekonomik büyüme sağladığını, 1,5 milyara yakın nüfusu olan Çin’in ise tek başına yüzde 6’lık büyüme performansı gösterdiğini kaydetti.

“ÇİN’DE MUSTAFA KEMALLERİN EKONOMİ POLİTİKASINI UYGULUYORLAR”

Çin’deki ekonomik performansın dünyadaki hammadde fiyatlarını bile etkileyebileceğini ifade eden Topkurulu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Çin’in ekonomik büyüklüğü sadece kendi açısından değil, dünyadaki ekonomik büyüme açısından da oldukça önemlidir. Çin bugün dünya büyümesinin lokomotifi durumundadır.

Çin anayasasını okudum, anayasada uyguladıkları ekonomik politikayı çok basit bir şekilde isimlendirmişler, ‘sosyalist piyasa ekonomisi.’ Bu ifade birçok şeyi içeriyor, Çin’in bugünkü kalkınmasındaki sebepleri bu üç kelimelik tanımlamada görebiliriz.

Çin 2007 yılında dünyanın en büyük ihracatçısı haline geldi ve halen öyle. Çin dünyanın en büyük ikinci ithalatçısı. 2010 yılında dünyanın en büyük ikinci ekonomisi haline geldi. Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’ya (GSYİH) göre, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi. Satın alma paritesine göre Çin 2014 yılından bu yana dünyanın en büyük ekonomisidir. Mustafa Kemallerin ekonomi politikasını uyguluyorlar. 1930’larda bir tarafta Stalin’in bir tarafta Mustafa Kemal’in büyük atılımlarını, buhranlar sürerken herkes zor durumdayken uyguladığı politikayı uyguluyor bugün Çin ve 1,4 milyar insanını orta refah seviyesine ulaştırdı bugün Çin bu büyük bir başarıdır. Mutlak yoksulluk da ortadan kalktı.

TÜRKİYE-ÇİN İLİŞKİLERİ

1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti kurulduğu halde Çin-Türkiye ilişkileri 1971 yılında kuruluyor. Türkiye’nin içinde bulunduğu Atlantik sistemi nedeniyle 1971 yılında ilişki kuruluyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) de aynı yıl ilişkileri başlatıyor. Çin ile Türkiye arasındaki ilişkiler 2000’li yıllarda kıpırdamaya başlıyor. Ama esas olarak iki ülke arasındaki ilişkiler 2010 yılından itibaren gelişiyor, stratejik müttefiklik sözü geçmeye başlıyor ilişkilerde. Çin ile Türkiye arasında siyasi ve ekonomik ilişkiler ciddi ivme kazanıyor.

Bugün ABD’nin ekonomik, siyasi ve askeri olarak aşağı doğru inişinin en önemli nedeni özellikle 2000’li yılların başlarından başlayarak yani Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) girmesiyle başlayarak Çin’in ekonomik olarak üretim gücünü ABD’nin ve Atlantik’in elinden alması çok önemli bir sebeptir. ABD, Çin’in bu büyümesini önceden gördü ve ona karşı muhtelif önlemler aldı. Bu önlemlerden biri Çin’de iç karışıklık yaratmaktı. Atlantikçiler açısından Xinjiang’da karışıklık çıkarmak için Türkiye’den daha iyi bir manivela bulamazsınız. Türkiye’yi bu çıkmaza soktular ve Türkiye uzun yıllar Çin’deki bu ‘soydaşlarımızı kurtarıyoruz’ yalanlarıyla oyalanmak zorunda kaldı. Türk devleti olayı şöyle ele aldı; ‘Biz soydaşlarımızın iyi olmasını istiyoruz, o yüzden Çin devletiyle iyi olmamız lazım. Biz Çin devletiyle iyi olursak soydaşlarımıza destek olabiliriz, yardımcı olabiliriz.’ denildi. Bu bakış açısı Türk devletinde yerleştikten sonra Çin ile Türkiye arasındaki ilişkiler gelişmeye başladı.

TİCARİ İLİŞKİLER

2010 yılından bu yana iki ülke arasındaki ticari ilişkiler arttı. Ancak Çin ile Türkiye arasındaki ticaret dengesi ciddi biçimde Türkiye’nin aleyhine. Türkiye’nin Çin’den yaptığı ithalat 23 milyar dolar, Çin’in Türkiye’den yaptığı ithalat 2 milyar 800 milyon dolar. Bu yıllar itibarıyla toparlasa da alınabilecek çok mesafe var.

Rusya ile Türkiye’nin önemli bir turizm bağlantısı var. 2019 yılında toplam 44 milyon turist geldi, bunun 400 bini Çinli. Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesi için önemli fırsatlar var. Kuşak ve Yol kapsamında yapılan yatırımlar, açılan demir yolu hattı iki ülke lehine katma değer sağlayacaktır. Çin, Türkiye’ye swap limitlerini 6 milyar dolara çıkardı, dolar olarak söyledim ama bu karşılıklı milli paraların kullanıldığı bir işlem. Bu da Türkiye açısından çok önemli bir kaynaktır.”