Avusturya’nın başkenti Viyana’da “Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP)” olarak adlandırılan İran nükleer görüşmeleri sonrasında yaptırımların kaldırılması ve anlaşmanın tam anlamıyla uygulanmasını sağlamak için oluşturulan uzmanlar grubu ile taraf ülke temsilcilerinin kısa süre içinde tekrar masaya oturması bekleniyor.

Görüşmeler öncesinde İran nükleer tesislerine İsrail tarafından gerçekleştirilen siber saldırı taraflar arasında gerginliğe neden oldu.  İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif, Viyana görüşmeleri ile ilgili düzenlenen Milli Güvenlik Komisyonu’nda “Natanz Nükleer Tesisi’ni eskisinden daha güçlü yapacağız. Bu saldırı ile birlikte müzakerelerde elimiz zayıf değil daha güçlü olacak.” diyerek taviz vermeyecekleri konusunda uyarıda bulundu.

Bir diğer önemli açıklama ise İran Dışişleri Bakan Yardımcısı ve nükleer müzakerelerin öne çıkan ismi Abbas Arakçı’dan geldi. Arakçı ülkesinin yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş uranyum üretimine başladıklarını duyurdu. Bu duyuru Zarif’in açıklaması ardından İran’ın elini güçlendirecek somut adım olarak değerlendirildi.

İran ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) mutlaka ortak bir karara varmak için tekrar masaya oturmak isteyecek ancak yaşanan olaylar müzakerelerin kolay olmayacağını gösteriyor. Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler Servisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Siyasi Direktörü Enrique Mora’nın başkanlık yaptığı toplantıda yaptırımların kaldırılması ve nükleer anlaşmanın uygulanması konusunda oluşturulan iki uzman grubun çalışmalarıyla ilgili KOEP Ortak Komisyonuna bilgi verildiği ve katılımcıların çözüm odaklı fikir alışverişinde bulundukları kaydedildi. Mora’nın, ABD ve anlaşmaya taraf bütün ülke temsilcileriyle ayrı ayrı görüştüğü belirtildi.

ÇİN İLE İMZALANAN İŞ BİRLİĞİ İRAN’IN ABD KARŞISINDA ELİNİ GÜÇLENDİRDİ

Uzmanlar süreçte Çin’in büyük rol üstlendiğinin altını çiziyor. İran ile Çin arasında “İran-Çin Kapsamlı İş Birliği Programı”nın imzalanması Washington tarafından endişe ile karşılanmıştı. Kuşak ve Yol İnisiyatifi çerçevesinde oluşturulan 25 yıllık yol haritası siyasi, güvenlik, savunma, kültür, tarım, ekonomik, bilim, turizm, petrol, enerji, sağlık, telekomünikasyon altyapısı ve iletişim teknolojileri gibi önemli başlıkları içeriyordu.

Çin’in Birleşmiş Milletler (BM) Viyana Ofisi Nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Wang Qun Viyana’daki toplantının ardından basına yaptığı açıklamada, görüşmelerin doğru yönde ilerlediğine değinerek, “Bu, sadece Çin için değil, İran ve ABD’nin başarılı bir şekilde tam uyum sağlamaları (anlaşmaya dönmeleri) için de kilit önem taşıyor. KOEP’le ilişkili bütün yaptırımların gayrimeşru olduğu görüşündeyiz. Yaptırımlar birincil, ikincil şekilde değil, bir defa olacak şekilde ABD tarafından kaldırılmalıdır.” açıklamasına yer verdi.

Gazeteci Mahmut Müslihan, Çin ile İran arasında imzalanan kapsamlı iş birliğinin Viyana’da masaya oturmadan önce İran’ın elini güçlendirdiğine dikkat çekiyor. Konuyla ilgili CRI Türk’e konuşan Müslihan şunları kaydetti:

“Söz konusu anlaşma Çin-İran kapsamlı İş Birliği Programı olarak kayıtlara geçti. Burada anlaşmadan çok mutabakatın olduğunu belirtmekte fayda var. Buna 25 yıllık sürece dair bir öngörü olarak bakılabilir. Yarın taraflar bu mutabakatı bozabilir veya geliştirebilir bunu da zamanla göreceğiz. İran’ın burada ABD’ye avantaj elde edeceğini söylemek bizi yanıltmayacaktır. ABD’nin yaptırımlarından doğan zararın bir nebze olsun hafifletilmesi bu mutabakatla mümkün hale gelebilir. Çin, burada İran’a nefes aldırır pozisyonda olabilir. Tabii bu karşılıklı bir kazan-kazan politikası olarak görülmeli. Burada ince bir ayrıtı da göz ardı edilmemeli. İran ile Çin ilişkileri ABD’ye karşı ortak bir paydada kesişiyor ancak İsrail ile ilişkilere bakıldığında farklı bir senaryo bizi karşılıyor.  The Arab Weekly gazetesinde yayınlanmış, Francis Ghiles imzalı haberde, 2016 yılı itibarıyla Çin’in İsrail’e yaptığı yatırım üç katına çıkmış durumda.”

“DEVLETLER ESNEK POLİTİKALAR İLE HAREKET EDECEK”

Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin süreçte büyük önemi olduğuna değinen Müslihan, “Artık ülkeler, esnek politikalar ile ilerleyecek. Devlet aklı zaten bu şekilde hareket ediyordu. ‘Yeni Dünya Düzeni’ denilen bu dönüşüm ile birlikte süreç daha görünür hale gelecektir. Ayrıca bu süreçte Kuşak ve Yol İnisiyatifi kilit öneme sahip. 2049 da bu projenin bitmesi öngörülüyor.

Tüm bu gelişmelere baktığımızda Çin ve İran arasındaki ticari potansiyel; ABD’nin İran’a karşı daha yumuşak bir tavır alacağı gerçeğini bizlere sunuyor. Viyana görüşmelerine bakacak olursak, ABD ve İran’ın bir şekilde anlaşacaklarını söylemek yanlış olmaz.” ifadelerine yer verdi.

“BÖLGESEL VE KÜRESEL REKABET DEVAM EDEBİLİR”

Uzmanlar görüşmelerin uzayabileceğine dikkat çekiyor. İran’da haziran ayında düzenlenecek seçimler ise bir diğer önemli başlık. Fakat söz konusu yaptırımların İran’da hükümetler değişse bile devlet politikası olarak her zaman masada olacağı bilinenler arasında. İran’ın yaptırımların kaldırılması konusunda ısrarcı davranacağını söyleyen Gazeteci Mahmut Müslihan sözlerini şöyle sonlandırdı:  

“İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif, Rusya temasında ABD ve AB’nin yaptırımlarına vurgu yaptı. İran, yaptırım ve sabatoj gibi eylemlerin müzakere aracı olmadığını ve işi zorlaştırdığı yönünde bir irade benimsemiş durumda. Bu yönde Rusya’dan çıkan ses, yaptırımların sonlandırılması yönünde oldu. Biraz daha geriye gidecek olursak, Trump döneminde ABD, Çin ile ekonomik savaşa girmeyi tercih etmişti. Biden’ın yol haritasında ise güçlerin Hint-Pasifik’e kaydırılması gündemde. Tüm bu gelişmeler, Çin-ABD rekabetinin bölgesel ve küresel olarak devam edeceğini gösteriyor.”