CGTN / Azhar Azam

Merkezi İngiltere’de olan Üniversite ve Kolej Kayıt Hizmetleri kurumuna göre, iki ülke arasındaki ilişkilerin son zamanlarda yaşadığı iniş çıkışlara rağmen, İngiltere’deki üniversitelerde okumak için başvuran Çinli öğrenci sayısı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden başvuran öğrenci sayısını geride bıraktı.

İngiltere hükümetinin Uluslararası Eğitim Stratejisi raporuna göre, eğitim ihracatını 2030’da 35 milyar sterline (48,4 milyar dolar) çıkarmayı hedefleyen ama zorluklarla karşılaşan İngiltere ekonomisi için, Çinli öğrenciler gelecek birkaç yıl içinde talepteki yüzde 40’lık artışa yardım etmek için paha biçilmez bir destek olabilir.

Beklenmedik olmasa da bu ayırtıcı olabilir. Geçen yıl, Çin ve İngiltere’den araştırmacılar 19 binden fazla ortak araştırma makalesi yayınladı. Bu siyasi gerginliklerden halen kaçınılabileceğini ve halktan halka ilişkilerin ortak, daha etkili akademik iş birliğini güçlendirerek güçlendirilebileceğini gösteriyor.

Bir süre önce, İngiltere Maliye Bakanı Rishi Sunak Çin’in “dünyadaki en önemli ekonomilerden biri olduğu gerçeğini” kabul etti ve İngiltere’nin dünyanın ikinci büyük ekonomisi ile “olgun ve dengeli” bir ilişkiye ihtiyacı olduğunu söyledi. İngiltere finans sektörünü AB’ye yeniden açma umudu yıkıldıktan sonra, Sunak 40 trilyon sterlinlik (55,48 trilyon dolar) hızla büyüyen Çin finansal piyasasının potansiyelinden yararlanmaya çalışıyor.

Çin Başbakanı Li Keqiang İngiliz iş dünyasının üst düzey liderleri ile çevrim içi olarak yaptığı bir toplantıda Beijing ve Londra’nın farklılıklarını diyalog yoluyla halletmeleri gerektiğini söyledi. Başbakan iki ülke halkının yararına ticari, ekonomik ve sağlık iş birliğinin güçlendirilmesi ile halktan halka ve kültürel ilişkilerin desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Bu olumlu işaretler, benzersiz kültürlere sahip olan iki antik uygarlık olan Çin ve İngiltere için anlaşmazlıkları bir tarafa bırakıp donmuş ilişkilerini ortak çıkarlarda iş birliği yaparak yumuşatmalarının zamanının gelmiş olabileceğini gösteriyor.

Küresel doğrudan yabancı yatırım akışının neredeyse beşte iki oranında azaldığı 2020’de Çin’e gelen doğrudan yatırımlar yüzde 10’dan fazla artarak 212 milyar dolara çıktı, 2021’in ilk çeyreğinde ise neredeyse üç kat artış göstererek 98 milyar dolara ulaştı. Ayrıca, yabancı yatırımcıların aldığı Çin menkul kıymetleri yüzde 40 artarak 806 milyar dolara çıktı ve merkez bankalarının yüzde 30’u, on yıl içinde dünyanın en önemli para birimlerinden biri haline geleceği hesaplanan Çin’in para birimi olan yuan varlıklarını artırmayı planlıyor.

ÇİN, İNGİLTERE’NİN EN BÜYÜK ÜÇÜNCÜ TİCARET ORTAĞI

Çin’in dış ticareti tarihteki en iyi düzeyine ulaşarak, 2021’in ilk yarısında yüzde 27,1 büyüyerek yaklaşık 2,8 trilyon dolar olurken, İngiltere’nin en büyük üçüncü ticaret ortağı ve önemli bir yatırım ortağı Çin ile ilişkilerini her yönden derinleştirmeye çalışması gerekir.

İngiltere hükümeti ortalama bir büyüme ile bile artarak büyüyen orta ve yüksek gelirli tüketicileri ve uygun yatırım imkânları ile İngiliz ihracatçılar ve yatırımcılar için devasa bir pazar potansiyeline sahip olan Çin’in geçen 30 yıldır büyük bir ekonomik hikâye olduğunu söylüyor. Öyleyse, İngiltere’nin tutumunu düzeltip, Washington için olduğu kadar Londra için de zararlı olacak Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin’e karşı düşmanca politikalarından ayrılmasının zamanıdır.

Çin’in ticari, ekonomik ve finansal büyümesi Londra’nın, İngiltere ekonomisi ve iş dünyasına dünyada başka bir piyasadan daha serbest fırsatlar sunan Beijing ile ilişkilerini derinleştirmek dışında başka bir (daya iyi) alternatifi olmadığını tekrarlıyor.

Nükleer enerji Çin ile İngiltere arasında eşine az rastlanır bir iş birliği alanı. İngiltere hükümeti 2013’te bir Çin-Fransız konsorsiyumunun son 20 yıldaki ilik nükleer santralını kurmasını kabul etti. China General Nuclear Power Corp, Suffolk’daki balıkçılık köyü Sizewell’deki 20 milyar sterlinlik (27,7 milyar dolar) nükleer santralın yatırımcısı. Şirket ayrıca Essex’te kendi reaktör teknolojisini kullanarak yeni bir santral daha yapmayı planlıyor. Ancak, şimdi İngiliz medyasında Londra’nın Çin şirketini güvenlik gerekçeleriyle engelleyebileceği haberleri çıkıyor. Bu açıktır ki, İngiliz hükümetinin geçen yıl Huawei’yi, Çin şirketine daha önce izin verilmesine rağmen İngiltere’de 5G hizmeti sunmaktan alıkoyduğu aynı güvenlik gerekçeleri.

Eğer İngiltere Çin şirketlerini nükleer enerji ve telekomünikasyon endüstrilerinden dışlama seçeneklerini düşünüyorsa, Başbakan Boris Johnson çok dikkatli adım atmak zorunda. Bu üzerinde anlaşma sağlanmış uluslararası anlaşmaları ihlal edebilecek ve Beijing’in yoğun tepkisine neden olabilecek ve Londra’nın küresel bir ortak olarak güvenilirliğini etkileyebilecek bir konu. Bu tür siyasi amaçlı hareketler, eski kömür santralları ve inşa halindeki bir santral hariç mevcut nükleer santrallar, işletme sürelerinin dolması nedeniyle 2030’da kapatılacağı için, yıllardır elektrik sıkıntısı çekme tehdidiyle karşı karşıya olan ve elektrik kesintisi riski ile karşı karşıya olan İngilizler için ciddi sonuçlara yol açabilir. Sizewell reaktörü ile ilgili herhangi bir Çin karşıtı adım kaçınılmaz olarak Essex reaktörünü de etkileyecektir ve ülkenin 2050’de sıfır karbon hedefine ulaşmasını ve istihdam yaratma hedeflerini kötü yönde etkileyecektir.

İngiltere, Brexit’ten sonra ters rüzgârlarla ve en büyük tek ticaret ortakları AB’den ek bürokrasi karşı karşıya. Buna ek olarak, Londra salgının neden olduğu benzeri görülmemiş ekonomik şoklar serisi ile uğramak zorunda. Bu dönüm noktası İngiltere için Çin ile iş birliğini düzeltmenin hayati çıkarlarına olduğu gerçeğinden kaçmaması için bir hatırlatma. Bu büyümeyi artıracak, istihdam yaratacak ve devasa ülke için enerji ihtiyaçlarını karşılamaya yardımcı olacaktır.