CGTN / Hamzah Rifaat Hussain

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden yönetimi 31 Ocak’ta, tarihi olarak yabancı yatırımlara odaklanan ulusal güvenlik kurulu ABD Yabancı Yatırımlar Komitesi’nin (CFIUS)

güçlendirilmesine vurgu yaptı. Hedef, Çin. ABD’nin gelişme aşamasındaki şirketlerine yapılan Çin yatırımı, 2021 yılında muhtemelen tasfiyelere yol açacak şekilde yıkım, denetim ve kesintiye uğratıldı.

Çin yatırımlarını incelemesi için CFIUS’nin uygulamalarını güçlendirme kararı, bu yönetimin bir kez daha eski ABD Başkanı Donald Trump’ın kitabının yapraklarını açtığını düşünürsek, sadece ikili ilişkilere daha fazla zarar verecektir.

CFIUS’nin, ABD teknoloji sektörü içinde karşılıklı bağımlılığı engellemek ve zorlaştırmak için ülke çapında ve sistematik kampanya başlatan Trump yönetimi sırasında, Çin yatırımlarıyla gelişmekte olan şirketlerin tasfiyesi talimatı verdiği bilinen bir gerçektir. Geçen yıl CFIUS, ABD’li gelişmekte olan şirketlerde Çin bağlantılı yatırımları içeren başlangıç yatırımı 500 bin dolar ya da daha az olan işlemleri incelemeye devam etti. 2020 yılında CFIUS, Çinli yatırımcıları iki yarı iletken şirketteki hisselerini satmaya zorladı. Daha da kötüsü, CFIUS, Trump yönetiminin, casusluk iddialarıyla Huawei’yi Amerikan kolunu satmaya zorlamada önemli bir rol oynadı. Huawei, casusluk iddialarını kesinlikle reddetti.

BIDEN YÖNETİMİ ALTINDAKİ CFIUS KAYGI VERİCİ

Yalanlamalara aldırış edilmedi. Onun yerine, Trump’ın tehlikeli yaptırımları Huawei’in 2020 yılının ilk çeyreğinde akıllı telefon satışlarının yüzde 42 düşmesiyle sonuçlandığına ve küresel satışlarda ilk sıradan altıncı sıraya gerilediğine tanıklık edildi. Biden yönetiminin, Çin yatırımlarını denetleyecek CFIUS’yi ulusal güvenlik kurulu olarak, yeniden canlandırmaya karar vermesi tatsız bir gelişme. Bir uygulama kolu olan CFIUS, zaten Trump yönetimi sırasında oluşturulmuştu. Bu kurulun görevi, ABD’nin ulusal güvenliğini tehdit eden yatırımları izlemek.

Bununla birlikte bu izlenen yöntemle ilgili sorun, kaynağını bulmak için Çin’e kadar uzanan küçük anlaşmalar dâhil olmak üzere, kapsamlı önlemlerin risk sermayesi yatırımlarına nasıl zarar vereceğinin farkında olmaksızın, Çin’in ABD’de gelişmekte olan sektördeki etkisine ilişkin endişe verici alıntılar sunmaktadır. Trump yönetiminin Huawei’ye yaptırımlarından sonra para cezaları vermek, şirketleri örgütsel yapılarını gözden geçirmeye zorlamak ve bazı anlaşmalarda Çin yatırımları belirlendiği gerekçesiyle tasfiye talep etmek sadece iki ülke arasındaki ekonomik ve tedarik zinciri ilişkilerini kötüleştirecek.

Biden yönetimi altındaki CFIUS kaygı verici. Sheppard Mullin hukuk firmasında CFIUS uygulamasına başkanlık eden avukat Reid Whitten, şimdiki uygulama grubunu bir SWAT ekibi ile aynı kefeye koydu. CFIUS’nin, rehine kurtarma gibi yüksek riskli görevlerde uzmanlaşmış seçkin polis grubuyla benzer olarak düşünülmesi, Çin yatırımlarının, sabote edilmesi ve engellenmesi girişimlerine hedef olarak düşünüleceği anlamına gelecektir. Çin’in teknolojik yatırımları, ABD’nin müttefikleri dâhil birçok ülkeyi kapsıyor ve yatırımcıların, bu ülkelerde iç güvenliği tehdit eden teknolojilerin ele geçirilmesine karıştıklarını gösteren yetersiz kanıtlar bulunmaktadır.

ÇİN İLE ABD TEKNOLOJİK İŞ BİRLİĞİ VE YABANCI DOĞRUDAN YATIRIMA ODAKLANMALI

Modern zaman teknolojisi inceleme komitesine dönüşmeyi hedefleyen Biden yönetimi, bu tür adımların diplomatik etkilerini dikkate almıyor. Çin ve ABD’nin ekonomik cephede bir araya gelmesi gerektiği bir alan varsa orası, Trump döneminde korumacılık ve yaptırımlar yüzünden engellenen gelişmekte olan sektördeki teknolojik iş birliği ve yabancı doğrudan yatırımdır. Mevcut yönetim aynı yolda yürümeye devam ediyor.

Eski CFIUS çalışanı ve Indiana Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler bölümünden akademisyen Dr. Sarah Danzman, daha iddialı bir uygulama kurulunun 2021 yılını karakterize edeceğine inanıyor, bu da Washington yönetiminin, eski ekonomik etkisi ve teknoloji dünyasındaki güçlü profili nedeniyle Çin üzerine uyguladığı sistematik kampanyada çok az gevşeme olacağı anlamına geliyor.

Biden yönetimi, tasfiyeler ve cezaların sadece iki ülke arasındaki büyük bölünmelere yol açacağını ve bu tür zorlu konuların yeniden yakınlaşma beklentilerini tehlikeye atacağını anlamalıdır. Bu şimdiki yönetimin isteyeceği ve kaçınması gereken bir senaryodur.