Global Times / Wang Wen

Çin Devlet Konseyi üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, devam etmekte olan İki Toplantı kapsamında gerçekleştirdiği basın toplantısında, çıkarları birbirine geçtiği için Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Çin arasında rekabet olmasının şaşırtıcı olmadığını ama iki taraf arasında, adillik ve eşitlik temelinde sağlıklı bir rekabetin olması gerektiğini söyledi.

Uzun zamandır, Çin’in diplomasideki karar vericileri ABD ile rekabetle ilgili konulardan uzak duruyorlar.  Ancak Wang’ın açıklaması, Çin zorunlu olarak böyle bir rekabet istemese ve daha fazla iş birliğini umsa da Çin’in küresel liderlik rolü için Çin-ABD rekabeti senaryosunun şekillenmekte olduğunu açıkça belli etti.

Bu aynı zamanda, ABD Başkanı Joe Biden yönetimi tarafından 3 Mart’ta yayınlanan Geçici Ulusal Güvenlik Stratejik Kılavuzu’na da bir yanıt. Bu kılavuz Çin’i, potansiyel olarak, ekonomik, diplomatik, askeri ve teknolojik gücünü istikrarlı ve açık bir uluslararası sisteme sürekli bir tehdit oluşturmak adına bir araya getirebilecek tek rakip” olarak tanımlıyor.

Geçen 20 yılda, ABD’nin Çin’le ilgili stratejik tanımı “ortak”, “rakip” ve “hasım” arasında gidip geliyor. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken 3 Mart’taki ilk büyük dış politika konuşmasında, ABD diplomasisinin sekiz önceliğini listeledi ve Çin’in ABD’nin “en büyük jeopolitik testi” olduğunu vurguladı. Bu ABD’nin Çin’i stratejik olarak artık belirsiz ve sallantılı bir şekilde konumlandırmadığını gösteriyor. Şimdi tamamen açık; Çin ABD’nin bir numaralı rakibidir. 20 yıllık ilişki, oyunlar, anlaşmazlık ve hatta düşük yoğunluklu çatışmalardan sonra, ABD artık Çin’e bir ortak değil, ama asıl rakip olarak davranıyor. Çin, buna nasıl yanıt verecek?

İngilizcede rekabet zorunlu olarak kötü bir şey değildir. Herhangi iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirecek sözcükler arasında, en az 5 C vardır: iş birliği (cooperation), koordinasyon (coordination), rekabet (competition), karşı karşıya gelme (confrontation) ve çatışma (conflict). Rekabet tarafsızdır.

ÇİN’İN REKABETİ REDDETMEK, KORUNMAK VE KAÇINMAK İÇİN BİR NEDENİ YOK

Reform ve dışa açılmanın geçen 40 yılı, özellikle de 21. yüzyılın ilk 20 yılında, Çin’in ekonomisi, ticareti, finansı, sanayisi ve kültürü hızla yükseliyor. Bunun önemli bir nedeni şu; Çin rekabeti dobra dobra ele alıyor. Uluslararası rekabeti benimsiyor, dünyayı rekabet yoluyla yeniden anlıyor, rakiplerinden öğreniyor, bazı sektörlerde onları yakalıyor ve diğerleri ile birlikte başka sektörlerde ilerleme kaydediyor.

Çin halkının yeni dönemde kendine daha fazla güvenmesi bekleniyor. Rekabetin adının geçmesiyle yüzleri solmayacak ya da rekabeti stratejik karşı karşıya gelme ya da çatışmayla özdeşleştirmeyecekler.

Çin ABD’yi stratejik olarak konumlandırmasında rekabeti benimsese bile, ABD ile iş birliği olasılıklarını dışlamayacaktır. Hegemonya asla Çin’in bir tercihi olmayacaktır, ülke daha da güçlü hale gelse bile. Çin diğer ülkelere zorbalık yapmayacaktır. Çin, büyük güçlerle sağlıklı rekabet yolunu arıyor.

Benim için, yeni tip büyük güç rekabeti ya da sağlıklı rekabet en az dört kategori içeriyor. İlki, model için rekabet, bu iç sorunların yönetişimine odaklanır. Ya da başka bir deyişle, bu hangi ülkenin kendi halkının daha iyi bir yaşam için sürekli artan ihtiyaçlarını daha iyi karşıladığını ve diğer gelişmekte olan ülkelere deneyim sağladığını görmek adına yapılan rekabettir.

İkincisi, iş birliği rekabeti, bu hangi ülkenin, aşılama kampanyasına yardım ve salgın sonrası dönemde ekonomik toparlanmayı, teknolojik yeniliği, yoksulluğun azaltılmasını ve benzeri gerçekleştirerek, ikili ve çok taraflı iş birliğini örgütleme ile desteklemekte daha güçlü potansiyeli olduğu üzerine odaklanır.

Üçüncüsü, kâr payı rekabeti, hangi ülkenin dünya ekonomik büyümesine daha fazla ivme sağlayacağı, küresel ticaret ve yatırımın yanı sıra barış ile istikrarı teşvik edeceği üzerinde odaklanır.

Dördüncüsü vizyon rekabeti, hangi ülkenin zenginler ve yoksullar arasındaki kutuplaşmayı, akıllı teknolojiler ve kötüleşen çevrenin yol açtığı, insanlığı uygarlığın bir sonraki evresine sokan etik tehditleri çözme konusunda daha uzağı gören görüşlere sahip olduğu üzerinde odaklanır.

Rekabet adil ve samimi olduğu sürece, Çin’in rekabeti reddetmek, korunmak ve kaçınmak için bir nedeni yok. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 5 daimi üyesi tarafından 1945’te imzalanan BM Sözleşmesi büyük güç koordinasyonunda merkezi bir rol oynuyor. Bu, daha gelişmiş bir büyük güç rekabeti yaratma girişimiydi.

Çin ile ABD arasında gelecekteki rekabet, geçmişteki herhangi bir büyük güç rekabetinden daha medeni olmalıdır ve insanlığın gelişmesini yansıtmalıdır.