CGTN / Cömert Otorbayev (Eski Kırgızistan Dışışleri Bakanı, Beijing Normal Üniversitesi Kuşak Yol Okulu’nun seçkin bir profesörü ve Nizami Gencevi Uluslararası Merkezi’nin üyesi)

Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çevre Paneli 9 Ağustos’ta özel bir rapor yayınladı. Raporda sera gazı salımlarında “derhal, hızlı ve büyük ölçekli” azalma sağlanmazsa gelecek on yıllarda küresel ısınmayı kontrol etmenin mümkün olmayacağı ve sık ve ağır iklim olayları ile karşılaşılacağı vurgulandı.

Birçok kişi Enerji Geçişi Komisyonu’nun her yıl 1 ila 2 trilyon dolar arasında olacağını tahmin ettiği, sıfır karbon salımını gerçekleştirmenin devasa maliyetlerinden yakınıyor. Ancak, zaten dünya ölçeğindeki fosil yakıt sübvansiyonları küresel ekonominin yüzde 16’sını oluşturuyor yani 5 trilyondan fazla bir para. Dolayısıyla, doğal olarak basitçe bu sübvansiyonları kaldırmayı kabul etmek ve bunlara ayrılan paraları küresel ısınmayla mücadeleye kanalize etmek sıfır karbon hedefini gerçekleştirmek için gerekli olacaktır.

Ama eğer insanlık sıfır karbon hedeflerine ulaşamaz ve geri döndürülemez iklim değişikliği ortaya çıkarsa, dünya bundan birkaç kat fazlasını kaybedecektir. SwissRe sigorta grubu Dünya’da küresel sıcaklıkların kontrolsüz artışının küresel ekonomideki üretimi 2050’ye kadar 23 trilyon dolar azaltacağını ve küresel Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’yı (GSYİH) yüzde 11-14 küçülteceğini tahmin ediyor.

Neredeyse bütün devletlerin Paris İklim Değişikliği Anlaşması’nı imzalamasına rağmen, bu anlaşmayı hayata geçirmek için ortada sadece ürkek girişimler var. Açık nedenlerden dolayı, herkes ilk özel adımları büyük ekonomik güçlerin atmasını bekliyor. Bu konuda daha önce yazdığım bir yazıda, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ileri sürdüğü bazı girişimlere dikkat çekmiştim. Burada, Çin’in son girişimleri üzerinde odaklanmak istiyorum. Şimdi herkes bu doğrultuda dünyanın en güçlü ülkesi olan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ne yapacağını bekliyor.

Sonuç olarak, Başkan Biden kısa süre önce şunları bir hiç için söyledi: “Bir iklim krizinin en kötü sonuçlarından kaçınmak için bazı kararlar almak zorunda olduğumuz bir on yıl içindeyiz (…) İyi fikirler ve iyi niyetler yeterli değil.”

“SIFIR KARBON HEDEFİ”Nİ GERÇEKLEŞTİRMEK

Dünyanın sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak, dünyanın karbondioksit salımının yüzde 25’inden fazlasına neden olan ve dünya kömür tüketiminin yaklaşık yarısını yapan Çin olmadan başarılamaz. Dolayısıyla dünyanın en önemli karbon piyasasının geçen ay faaliyet geçmesi Beijing’in Çin ekonomisinin sürdürülebilir kalkınması için bastırdığını ve 2060’ta sıfır karbon salımını gerçekleştirme yönünde hayati bir atım attığını gösteriyor. Dünyanın 2005’de kurulan ilk büyük ölçekli karbon ticareti planı olan AB’nin Salım Ticaret Sistemi (ETS) gibi, Çin yetkilileri de kendi ETS’lerini açtılar. Dikkate değer bir şekilde, düzenleyiciler zararlı gazların salımını kontrol etmek için piyasa temelli araçları kullanacaklar. Yasayı hazırlayanlar işletmelerin çevreyi kirlettikleri için para ödemeye alışmalarını sağlamak için salımların ilk fiyatlarının az olacağı bir model geliştirdiler. Büyük olasılıkla, zaman içinde bunu kuralların katılaştırılması izleyecek ve çevreyi kirletenlerin salımlarının fiyatı artacak.

Çevre ve Ekoloji Bakan Yardımcısı Zhao Yingwen, karbon piyasasını açmadan önce yaptığı konuşmada, “Aşırı yüksek karbon fiyatları şirketler üzerine gereksiz bir yük bindirirken, aşırı düşük fiyatlar da karbon azaltılması için teşvikleri azaltacaktır.” dedi.

Çin’deki Yeşilbarış politika danışmanlarından Li Shuo “ETS’nin, mevcut hali ile salımları azaltma konusunda çok sınırlı bir etkisi olacağını, mutlak salım temelli ticaret denektaşları olmadan bir salım üst sınırı ve ticareti sisteminin karmaşık bir girişim olduğunu” söyledi. Li ayrıca Beijing’in iklim değişikliği ile mücadele için bir beş yıllık 2021-2025 eylem takvimi belirlemesinin isteneceğini söyledi.

Yasayı hazırlayanlar kısıtlamalara ve ayrılan kotaların ticaretini yapma yeteneğine dayalı bir model önerdiler. Gaz ve kömürlü elektrik santralları gibi zararla madde salıcıları sınırı belirlemek için belirli sayıda salım kotalarına sahip olacak. Gaz salıcıları ya kotalarını aştıklarında bunun karşılığında para ödeyecekler ya da en son teknolojileri uygulayarak kendilerini sınırlandıracaklar. Bunlar ondan sonra ek salım sınırlarını alıp satabilirler. Amaç gelecek yıllarda bu tip sınırların inşaat, petrol ve kimya sektöründe de uygulanması.

Melbourne’daki Karbon Piyasası Enstitüsü Genel Müdürü Brad Crane, bir şirketin ilk salım sınırının mevcut elektrik üretimine ve kullanılan kömür ile ekipman gibi faktörlere bağlı olan mevcut faaliyetlerinin salım oranlarına bağlı olacağını belirtiyor. Crane, bunun yetkililerin ilk başta ne kadar izin verdiklerine bakıp ve ardından zaman içinde bunları kısıtlamalarına” yardım edeceğini söylüyor.

Çin ulusal ETS şu anda 2 bin 162 kadar elektrik üreticisini kapsıyor, bunların her biri her yıl 26 bin tondan fazla karbon salıyor. Toplam olarak bunlar ülkenin karbon salımının yüzde 40’ını gerçekleştiriyor. Uzmanlar sistemin tümüyle uygulandığını 7 bin 500 kadar şirketi kapsayacağını, bunların da Çin’in 2025’teki karbon salımının yüzde 72’sini gerçekleştiriyor olacaklarını tahmin ediyor.

Çin şu arda sorumluluk almak ve iklim değişikliğine karşı mücadeleye öncülük etmek için iyi bir konuma sahip, zaten AB nezdinde önemli bir müttefike sahip. Büyük ihtimalle ABD yakında ortaklar çevresine katılacak. 100 günden az bir zaman kalan Glasgow’da yapılacak gelecek 26. BM COP26 Ortakları İklim Değişikliği Konferansı böyle liderlikler göstermek için benzersiz bir fırsat olacak. Kim bilir belki de sürdürülebilir kalkınma konusunda ortak eylem dünyamızı daha barışçı ve daha az gergin hale getirebilir. Tek bir “Dünya”mız var ve onu ancak hep birlikte koruyabiliriz.