CGTN / Keith Lamb

Çin-Hindistan sınırındaki iki ülke birliklerinin, geçen yıl her iki tarafta da can kaybına yol açan çatışmalardan sonra, 10 Şubat’ta Pangong Tso Gölü’nün güney ile kuzey kıyıları boyunca eş zamanlı ve eş güdümlü olarak geri çekilmeye başladıklarına dair haberler olumludur.

Bu aklın sesinin, gerilim yükseldiğinde bile hakim olduğunu ve olacağını gösteriyor. Hem Batı’da hem de Hindistan’daki kolektif baskının, nüfuslarını tek yanlı propagandayla sürekli olarak intikam çılgınlığına sürüklediği düşünüldüğünde, bu hiç de azımsanacak bir başarı değil. Bu propaganda, kaçınılmaz olarak Çin’i saldırgan ve Hindistan’ı kurban olarak resmediyor.

Basit gerçeklik algısını işlemek isteyenler, bunu Çin birliklerinin Hindistan ile Çin arasındaki Gerçek Kontrol Hattını (LAC) sürekli olarak geçtiğini iddia ederek yapıyorlar. Çin Dışişleri Bakanlığı bu tür iddiaları ısrarla reddetti. Bu iyi işlenmiş algı ile birliği bozmak isteyen, şimdi Hindistan Devlet Ulaştırma ve Karayolları Devlet Bakanı olan eski genelkurmay başkanı General V. K. Singh’in yakın zamandaki açıklamalarıdır.

SINGH, GERÇEĞİ SÖYLEDİĞİ İÇİN HİNDİSTAN’DA HAİN OLARAK GÖRÜLMEMELİ

Singh, 7 Şubat’ta basına yaptığı samimi konuşmasında, Çin medyasının karşılık olarak yapmadığı Hint medyasının Çin’e karşı propaganda savaşı yaptığını ima etti. Singh, Hint basınının Çin’in LAC ihlalleri hakkında haber yapmaya çok istekli olduğu gerçeğini gündeme getirdi, ancak Hindistan’ın LAC’ı ne sıklıkta geçtiği konusu karanlıkta kaldı. Bakan Singh “Çin medyasının bu konuyu ele almadığını” (LAC’ın Hint ihlalleri), bu nedenle Çin nüfusunun Hindistan için husumetle dolu olmadığını söyledi. Hindistan’ın LAC’yi kaç kez geçtiğinin çok iyi farkında olan eski bir general olarak Singh, “Sizi temin ederim, eğer Çin 10 kez aştıysa, bunu biz en az 50 kez yapmış olmalıyız.” dedi.

Çin-Hindistan meseleleri hakkındaki ön yargılı haberciliğe meydan okuyan böyle bir gerçek nadiren ortaya çıkıyor. Singh cesur bir adam olarak safları bozduğu için sonrasında başını belaya soktu. Kongre lideri Rahul Gandhi, Singh’in “Çin’in Hindistan’a karşı bir dava oluşturmasına yardım eden” sözleri nedeniyle görevden alınmasını talep etti. Singh, gerçeği söylediği için Hindistan’da hain olarak görülmemelidir. Çin’i saldırgana, Hindistan’ı kurbana dönüştüren bu basit propagandaya karşı çıkmak için Singh’in iyi bir nedeni var.

Hindistan ve Çin, bir gün en büyük iki ekonomi olmaları gereken dev komşulardır. İlişkileri, Hindistan medyası ve soğuk savaş zihniyetini sürdüren maaşlı politikacıları tarafından yayılan yalanlar, abartmalar ve çarpıtmalar üzerine kurulamaz. Aslında Hindistan’da kurumsal medyayı yöneten bu insanlar ve bu maaşlı politikacılar, sadakatlerini ulusun inşası bağlamından elde edecekleri her türlü kara borçludur.

HİNDİSTAN İLE ÇİN ARASINDAKİ SINIRIN BÜYÜK BİR KISMI ÇİZİLDİ

Çin-Hindistan sınır anlaşmazlığı ve LAC söz konusu olduğunda gerçek, aslında oldukça karmaşıktır. Hindistan ile Çin arasındaki sınırın büyük bir kısmı çizildi; yine de her iki tarafın da nerede olması gerektiğine dair kendi algıları var. Bu nedenle, Hint birliklerinin Çin’in kendi tarafında olduğunu düşündüğü yerlere yerleştirilmediğini hayal etmek saçma.

Tabii ki, bu mantığın, kavga etmek yerine oturup konuşmak gibi diğer yönü de var. İşte tam da bu nedenle, Çinli ve Hintli askeri heyetler, bugün gerçekleştiğini gördüğümüz geri çekilme sürecini teşvik etmeyi kabul ettikleri kolordu komutanları düzeyinde dokuzuncu tur görüşmelerini ocak ayında gerçekleştirdiler.

Kuşkusuz, General Singh’in de işaret ettiği gibi, Hindistan ordusu, kurumsal medyanın Hintlilere ve dünyaya sunduklarının sahadaki gerçek durumu yansıtmadığını çok iyi biliyor. Karşılıklı kopuşun nedeni budur. Bu tartışmada, en kalabalık iki eyalet arasındaki iyi komşuluk ilişkilerini bozmaya çalışan kurumsal medya ve onların patronları dışında kötü adam bulunmuyor.

Çin-Hindistan sınırının çoğu, hem Hindistan’ı hem de Çin’i boyunduruk altına alan Hindistan’ın eski imparatorluk efendisi İngiltere tarafından çizilmiş ve tanımlanmıştır. Bu trajik geçmiş bugün devam ediyor ve nihayetinde çözülmesi gerekse de, bu geçmişin Hindistan ile Çin arasındaki genel kapsamlı gelecek ilişkilerini belirlemesine izin verilmemelidir.

ÇİN-HİNT DOSTLUĞUNUN BOZULMASI HER İKİ TARAFA DA FAYDA SAĞLAMAZ

Çin-Hint dostluğunun bozulması, büyük nüfusa sahip iki ülke, ortak kalkınma hayali olan doğal ortaklar ve BRICS üyeleri olarak her iki tarafa da fayda sağlayamaz. Aslında, Hindistan halkları arasındaki hoşnutsuzluğu ve devletten devlete ilişkileri tahrik etmek, gelişmekte olan dünyanın yükselişini engellemek ve demokratik olmayan tek kutuplu egemenliği sürdürmek amacıyla Hindistan’ı Hint-Pasifik kumarına çekmeye çalışan Asya kıtası dışındaki güçlere yalnızca fayda sağlayabilir. Bunun Avustralya, Hindistan, Japonya ve Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) oluşan Dörtlü Güvenlik Diyaloğuyla ilgisi vardır.

Hiç kuşkunuz olmasın, Çin’in bağımsız olarak yükselmesine izin verilmeyecekse, o zaman Hindistan, Arap dünyası, Afrika veya Güney Amerika da olmayacaktır. Söz konusu olan, şimdiye kadar Batı’nın tek kutuplu egemenliğine tabi olan sayısız medeniyetin yükselişiyle karakterize edilen demokratik çok kutuplu bir dünya düzenidir.

Hint ordusu, milliyetçi duygularıyla, şüphesiz bu gerçeği çok iyi kavramış durumda ve General Singh bu nedenle sözlerini dile getirdi. Bir vatansever olarak Singh, Hindistan’ın kendisi ve dünya hakkındaki algıları üzerinde hâlâ zararlı bir etkiye sahip olan Batılı devletlerle birlikte Hindistan’ın kurumsal basınının ülkeyi Çin ile gereksiz bir çatışmaya itmeye çok istekli olacağından korkuyor. Bu, Hindistan’ın çıkarlarına zarar verir.