CGTN / Andrew Korybko

Çin Ulusal Savunma Bakanlığı, geçen hafta çarşamba günü, “Pangong Tso Gölü’nün güneyindeki ve kuzeyindeki Çin ile Hindistan cephe birliklerinin 10 Şubat’ta itibaren eş zamanlı ve organize şekilde geri çekileceğini” açıkladı. Bu açıklama, Çin ile Hindistan askeri yetkililerinin üst düzey toplantılarının dokuzuncu turunun sonunda yapıldı.

Anlaşmanın tam olarak uygulanmasıyla, dünyanın iki büyük ülkesinin, Gerçek Kontrol Hattı (LAC) boyunca geçen yıl meydana gelen birkaç şiddetli çatışmadan sonra gerginliğin düşmesiyle Asya rahat bir nefes alacaktır.  

On yıllar sonra geçen yıl, LAC boyunca iki ülke güçleri arasında meydana gelen ilk ölümcül çatışmalardan Çin ile Hindistan birbirini sorumlu tutmuştu. Bununla birlikte, bu noktada önemli olan gelecekte ne olacağına ve bu tür üzücü olaylardan gelecekte nasıl kaçınılabileceğine odaklanmak olacaktır. İki tarafın güçlerinin sınır bölgesinden eş zamanlı olarak çekilmesi anlaşması, tarafların, meselenin daha öncekine göre daha fazla tırmanmasını istemediğini gösteriyor. Ayrıca, o zamandan bu yana iki tarafın askeri temsilcileri arasında zor, ancak sonunda başarılı anlaşmaların önemine de dikkat çekiyor. Sonunda diplomasi, aralarındaki farklılıkları gidermek için daha güçlü araçlarla galip geldi.

Bu tam olarak böyle olmalıdır, çünkü bu komşu ülkeler ve tarihi olarak bağlantılı uygarlıklar arasındaki büyük çaplı silahlı çatışmalar, karşılıklı olarak zarar veren neticelerle sonuçlanmak zorunda kaldı. Sonuç olarak, birçok uzmana göre 21. yüzyılın Asya Yüzyılı olacağı varsayılıyor, ancak bu, Çin ve Hindistan LAC konusunda araları bozulmaya devam ederse maksimum potansiyellerini ortaya koyamazlar. Açıkçası, iki ülkenin bölgesel farklılıkları kesin olarak çözülmedi, fakat bugünlerde diplomasi önde gidiyor, bu tür farklılıkların iki tarafın da yeniden askeri araçlara başvurmaksızın yönetilebilir olmaya devam edeceğine yönelik iyimserlik canlandı.

İki ülkenin eş zamanlı olarak çekilme kararının alındığı uluslararası bağlamdan bahsedilmesi gerekir. Göreve yeni başlayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden şu anda, eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin kaotik dört yılından sonra ülkenin dünyadaki rolünü yeniden gözden geçiriyor.

BIDEN ULUSLARARASI KURALLARA UYMAYA İSTEKLİ

ABD’nin 45. Başkanı Trump, Çin ile Hindistan arasındaki düşmanlıkları kışkırtarak Asya’yı bölme ve yönetmeyi amaçlıyordu, ancak bir dönem görevde kaldıktan sonra nihayetinde Beyaz Saray’dan ayrıldığı için iki ülkenin farklılıklarını bu kadar hızlı çözmeleri ilginç. Biden yönetimi, Trump dönemiyle karşılaştırıldığında daha pragmatik olduğu için bu muhtemelen tesadüfi değildir.

ABD Başkanı Biden, yakında yaptığı konuşmada, Çin ile uzun bir “aşırı rekabet” dönemi olacağını beklediğini söylerken, en azından eski Başkan Trump’ın standartlarıyla karşılaştırıldığı zaman henüz “sıra dışı” bir şey yapmadı.

Her ne kadar ülkesinin düşmanca söylemi, Güney Çin Denizi’nde yanıltıcı olarak tanımlanan “serbest denizcilik operasyonları” gibi devam etse bile, Biden yönetimi Trump’ın yaptığı şekilde, Çin ve Hindistan arasındaki farklılıkları kızıştırmakla ilgileniyor gibi görünmüyor.

Hindistan açısından bakıldığında, Yeni Delhi yönetimi, Beijing ile olan gergin anlaşmazlıkları sırasında destek için önceki kadar Washington yönetimine güvenemez. Bunun nedeni, Biden’in, uluslararası kurallara öncekine göre daha fazla uymaya istekli olduğunu işaret eden “uluslararası yol kuralları” olarak tanımladığı duruma odaklanacağı sözü vermesidir.

Burada anahtar niteleyici, “daha fazla”dır, tamamen değil, çünkü ABD’nin çıkarlarını ilerletmek için gerekli hissettiği “aynı rol kurallarını” tek taraflı olarak kaldıracağına kesin gözüyle bakıldı. Yine de Çin-Hindistan ilişkileri açısından bunu yapmaya çalışmadı, en azından şimdilik.

Yeni Delhi muhtemelen bunu, Beijing ile ilişkileri istikrara kavuşturmak için bir işaret olarak yorumladı, böylece iki ülke, ekonomik alandaki gibi diğer farklılıklarını da yönetmede karşılıklı çıkar alanlarına yapıcı şekilde odaklanabilir.  Her iki ülke de eş zamanlı olarak çekilme anlaşmasının tam olarak uygulanmasını umduğu için askeri gerginlikler düşük kaldığı sürece, o zaman diğer konularda anlaşmaya varma olasılığı yükselir.  Bu umut akılda tutularak, herkes, ilişkilerin yoluna girmesi ve her iki ülkenin de başarılmasını istediği Asya Yüzyılına yeniden odaklanılması umudu veren son askeri anlaşmayı memnuniyetle karşılamalıdır.