Global Times / Lu Xue

Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Çin’i ilk rakibi olarak gördüğü ve ABD Başkanı Joe Biden’ın Batılı müttefiklerini Çin’i kuşatmak için birleştirmeye çalıştığı bir ortamda, Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, geçen hafta cuma günü, “Geçmişte, bugün ve gelecekte Çin her zaman gelişmekte olan ülkelerin yanındadır. Çin’in Birleşmiş Milletler’deki (BM) oyu her zaman gelişmekte olan ülkelerin iyiliği içindir.” dedi. Wang bu açıklamayı, cuma günü yapılan “Çin ve BM Latin Forumu: 50 Yıllık İş Birliği ve Ötesi” toplantısında yaptı.

Çin Dış İlişkiler Üniversitesi Stratejik ve Barış Araştırmalı Merkezi’nden Su Haou, Global Times’a geçen hafta pazar günü, “Wang’ın sözlerinin bazı imaları var. Yeni biten G7 Zirvesi ABD’nin Batılı müttefiklerinin yanı sıra Güney Kore ve Japonya’yı da -neredeyse bütün gelişmiş ülkeleri- Çin karşıtı koroda boyunduruğu altına almayı umduğunu açıkça gösterdi. Son G7 ve NATO Zirveleri’nden sonra yayınlanan ortak açıklamaları değerlendirdiğimizde, bu gelişmiş ülkeler Çin’e karşı durmak için ABD ile koordinasyon içine girmek zorundalar. Aksine gelişmekte olan ülkelerin çoğunluğu onları izlemeyecektir. Bu bağlamda, Çin gelişmekle olan ülkelerle bağlarını derinleştirmeye daha fazla önem verecektir.” dedi.

ABD liderliğindeki Batı bloku uzun zamandır siyasi, ekonomik ve askeri olarak bir egemenlik peşinde. Kültür bakımından kibirliler ve gelişmekte olan ülkeler üzerinde egemenlik kurmaya çalıştılar. Kendi ideolojilerini ve siyesi sistemlerini gelişmekte olan ülkelere empoze etmeye çalıştılar ve bu ülkelerin gelişmesini kısıtlamaya çalıştılar.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra birçok gelişmekte olan ülke Batılı ülkelerin sömürge yönetimine son verse de Batı halen gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerine egemen ya da hatta kontrol ediyor. Batılı gelişmiş ülkeler gelişmekte olan ülkelere karşı adil olmayan ticari pratikler içindeler, bu da birçok gelişmekte olan ülkede kronik yoksulluğa neden oluyor.

Su açıklamasında “Gelişmekte olan ülkeler arasındaki iş birliği için daha fazla alan açılmasıyla birlikte, gelişmekte olan ülkelerin ortak olarak yükselmesi bekleniyor. Çin’in yükselişi gelişmekte olan ülkelere ekonomik kalkınmalarını geliştirmeleri için uygun koşullar yaratabilir.” ifadelerini de kullandı.

Batılı gelişmiş ülkeler egemenlik peşinde. Fiilen bir avuç üstün ülke ile geniş gelişmekte olan dünyanın değerleri arasında bir çatışma içindeler. Batılı gelişmiş ülkeler bütün dünyayı temsil edemezler. BM’de son zamanlarda yaşanan iki örnek bunu gösterebilir.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER ÇİN DİPLOMASİSİNİN TEMELİ

BM İnsan Hakları Konseyi’nin 47. toplantısında, 90’dan fazla ülke Çin’in tutumunu anladığını ve desteklediğini ifade ederken, bu ülkelerden 65’i, Kanada’nın Xinjiang’la ilgili konularda Çin’e karşı temelsiz suçlamalar yapmak için 40’tan fazla ülkenin ortak bir açıklama yapması konusunda liderlik yapmasından sonra açıkça Xinjiang, Hong Kong ve Tibet’te Çin’in iç işlerine karışılmasına açıkça karşı çıktı.

Ek olarak, geçen hafta çarşamba günü bir BM toplantısında 184 ülke ABD’nin Küba’ya karşı ekonomik ablukasına son verilmesini isteyen bir karar lehine oy verdi. 29 yıldır sürekli alınan bu karara sadece ABD ve İsrail karşı oy verdi.

Çin en büyük gelişmekte olan ülke olarak, uzun zamandır gelişmekte olan ülkelerle ilişkilerine büyük önem verdi ve gelişmekte olan ülkeleri Çin diplomasisinin temeli olarak düşündü. Çin’in 1971’de BM’deki meşru yerini alması ve Çin’in uluslararası sahnede büyük bir rol oynaması kısmen birçok gelişmekte olan ülkenin desteğinin sonucudur. Çin ayrıca gelişmekte olan ülkelerin yoksulluğu azaltmasına ve insanlarının refahını artırmasına yardım eli uzattı

Wang’ın “Çin’in BM’deki oyu her zaman gelişmekte olan ülkelerin iyiliği içindir” sözleri gelişmekte olan ülkelerin Çin’in onları desteklemeye istekli olduğunu daha iyi anlamalarına yardım edecektir, bu da Çin ile iş birliği yapmalarını sağlayacaktır. Bu dünyayı daha adil ve daha eşitlikçi bir yöne doğru yönlendirecektir.