Haber: Gökhun Göçmen

Çin ve Türkiye ilişkilerinin geride bıraktığımız 50 yılındaki ivme gelecek için ümit veriyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Maden Sektörü Başkanı Rüstem Çetinkaya’ya göre, Çin sandığımız kadar uzak değil.

Türkiye ve Çin Halk Cumhuriyeti arasındaki diplomatik ilişkiler 1971 yılında kurulmasına karşın tarafların birbirine ticari ilgisi 1960’lara uzanıyor. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) o dönem hazırladığı çalışmada Çin ile kurulacak ticari ilişkinin 60 milyon dolar getiri sağlayacağı tespitinde bulunmuş ve Dışişleri Bakanlığı iş insanlarını harekete geçirmişti. CRI Türk’e konuşan Dr. Altay Atlı, 60’lı yıllarda ticaretin Lübnan ve Suriye gibi ülkeler üzerinden ilerlediğini ve İzmir Ticaret Odası’nın bu yönde aktif rol aldığını dile getirdi.

Ankara ve Beijing hükümetlerinin ticarette üçüncü tarafları aradan çıkarması ise 1971 yılının ekim ayını buldu. Diplomatik ilişkilerin tesis edilmesinden 2 ay sonra Türk iş insanları aralarında Beijing ve Shanghai’ın da bulunduğu 4 kenti ziyaret ederken, devlet nezdinde ilk ticaret anlaşması 1974 yılında kayda geçirildi.

ÇİN’E LİDER ZİYARETİ TİCARETE YANSIDI

Ticaret ve siyaseti temaslarındaki emekleme dönemi 1980’lerin küreselleşme rüzgârı ile farklı bir boyuta girdi. Çin’in reform ve dışa açılma sürecini fırsat bilen Turgut Özal ilk kez başbakan sıfatıyla başkent Beijing’i ziyaret ederken 400 milyon dolarlık ticaret hacmi arzuladıklarını saklamadı. Özal’ın hedefine 90 yılında yaklaşıldı ve 2000’lere gelindiği ticaret hacmi 1,44 milyar doları gördü.

2008 yılı itibarıyla Çin, Rusya ve Almanya’nın ardından Türkiye’nin üçüncü büyük ticaret ortağı oldu. 2012 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Beijing ziyareti ise ilişkilerde yeni bir sayfanın açılması anlamına geliyordu. Özal’dan 35 sene sonra başbakan düzeyinde yapılan ziyaretin ertesi senesinde toplam 28,3 milyar dolar ile ticaret hacmi zirveye çıkarken, 2015 yılında Erdoğan bu kez Cumhurbaşkanı sıfatı ile Çin’e ayak bastı.

Türkiye’nin 2017 yılında Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nin mutabakat zaptını imzalaması ile ilişkilerde kurumsallaşma döneminin başladığını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu tarihten itibaren Çin, sadece ticari değil Bank of China ve ICBC ile birlikte Türkiye’de finansal yatırımlara ve alt yapı projelerine desteğe hız verdi.

“ASLINDA ÇİN BİZE UZAK DEĞİL”

2020 yılının kasım ayında Çin’in Xi’an kentinden kalkan Çin Demir Yolu Ekspresi’nin 12 bin kilometre yolu Türkiye’den geçerek 12 günde tamamlaması iki ülkenin stratejik öneminin altını çizen son örnek oldu. Gelinen noktada iş insanları Çin’i güvenli bir ortak ve liman olarak nitelerken daha fazla ihracat talebini gizlemiyor.  Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Sektörler Konseyi Maden Sektörü Başkanı Rüstem Çetinkaya, CRI Türk’e verdiği demeçte şunları kaydetti:

“Çin bizlere bugüne kadar hep Uzak Doğu olarak adlandırıldı ve uzak olarak tanıtıldı. Aslında Çin bize uzak bir ülke değil. Artık Çin dünyanın her tarafına entegre olmaya çalışan ve aslında çift yönlü ticaretin geliştirilebileceği bize yakın bir ülke. Bu yüzden Türk ihracatçısının Çin’e olan ilgisini daha fazla arttırması gerektiğine inanıyorum. Bugüne kadar genelde ithalat olarak görülen Çin’i aslında değişen sosyoekonomik yapısıyla ve farklı alım kültürleriyle sadece alım yapmak adına değil; ticaret, ihracat ve satmak yönlü de bakılması gereken, ihracatçılarımızın ilişkilerini tek yönlü değil çift yönlü olarak geliştirmesi gereken bir ülke olarak görüyoruz. Şu anda Çin dünyanın en büyük ekonomisine sahip. Bu yüzden Çin bizim için artık bir ihracat kapısı olmalı. Bizler özellikle tarım anlamında da farklı tatlar farklı kültürler gözüyle Çin’e bakmalıyız. Zira biz hâlihazırda maden sektörü olarak Çin’le çok ciddi bir şekilde iletişim ve etkileşim halindeyiz. Bu etkileşimimiz ihracat yönümüzü oldukça kuvvetlendiriyor. Çin bizim için önemli bir ortak ve güvenilir bir liman. Madencilerimiz Çin ile olan ilişkilerini ve dostluklarını gün geçtikçe geliştiriyorlar. Umarım diğer sektörler de bu yönlü araştırmaya daha fazla girerler. Çünkü Çin çok büyük bir ülke, çok büyük bir ekonomi ve çok büyük bir coğrafya. Karşılıklı olarak ilişkilerimizin daha fazla artması için ihracatçılarımızı Çin ile olan ilişkilerini geliştirmeye davet ediyorum.”