Akademisyen Dr. Altay Atlı, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Atlı, Çin ile Güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki ilişkileri değerlendirdi.

Asya Pasifik sularında Çin ile Singapur arasında tatbikat yapıldığını hatırlatan Altay Atlı, “Tatbikata ilişkin Çin tarafından yapılan açıklamada, bu ortak çalışmaların içeriğinde arama ile kurtarma çalışmaları ve aynı zamanda iletişime yönelik olduğu söylendi. Aslında burada yeni bir şey görüyoruz; Çin giderek Güneydoğu Asya ülkeleriyle savunma alanındaki iş birliklerini geliştirme yoluna gidiyor. Hatta Çin’in bu alanda çok daha büyük planlarının olduğu fakat pandemi nedeniyle bazılarının askıya alındığı belirtiliyor. Singapur’la yapılan bu tatbikat da 2019 yılında yapılmış olan anlaşmanın gereği sonucu gerçekleştirildi. İki ülke arasında yapılan anlaşmaya baktığımızda kapsamlı bir anlaşma olduğunu görüyoruz. Ortak tatbikatlar olduğu gibi savunma alanında üst düzey diyalog aynı zamanda akademik ve düşünce kuruluşları nezdinde iş birlikleri yer alıyor.” dedi.

ABD, ASYA İTTİFAKINI YENİDEN CANLANDIRMAK İSTİYOR

Çin ile Güneydoğu Asya ülkeleri arasındaki sıcak ilişkilerin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından nasıl karşılanacağı konusuna da değinen Atlı, “ABD’de yeni bir dönem başladı. Biden dönemi ile birlikte Çin ile ilişkilerde 180 derece bir değişiklik beklemek söz konusu değil. Daha fazla diyalog olabilir ama iki ülke arasında masadaki konular masada kalmaya devam ediyor. Yeni dönemde ABD açısından bakacağımız asıl konu ABD kendi Asya’daki ittifaklarını yeniden nasıl canlandıracak? Çünkü bu ittifaklar Trump döneminde oldukça hasar gördü, güven anlamında zedelendi. Biden şimdi bu ittifakları yeniden canlandıracağını söylüyor.” diye konuştu.

GÜNEYDOĞU ASYA ÜLKELERİ CİDDİ BİR PARADOKS İÇERİSİNDELER

Akademisyen Dr. Atlı, gelişmelere Güneydoğu Asya ülkeleri açından da bakılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:

“Bu ülkeler aslında ciddi bir paradoks içindeler. Bu ülkelerin tamamının Çin ile çok yakın ekonomik ilişkileri var. Bu sayede de kalkınmalarını sürdürdüler. Çin’in yükselişi ile bu ülkelerde ekonomik anlamda fayda sağladılar. Ancak Çin’in ekonomik anlamdaki yükselişi ve Güney Çin Denizi’ndeki konumu bu ülkeler açsından bir tehdit algısı yaratmıyor değil. Bu algıların aslında devletler nezdinde olmadığını toplumlara da sirayet ettiğini görüyoruz. Yakın zamanda yapılan 10 ASEAN üyesi ülkede yapılan bir kamuoyu araştırmasının sonuncu açıklandı. Bu araştırmadan çıkan yaygın sonuç şu; ‘Çin bölgenin en etkin ekonomik ve jeopolitik gücüdür ama aynı zamanda Çin’in artan bu etkisi bir yandan da bir tedirginlik yaratmaktadır.’ Bu söyleyenlerin oranı da yüzde 88 civarında. Dolayısıyla böyle bir algıda varken, bu paradokstan çıkmanın yolu Güneydoğu Asya ülkelerinin ilişkilerini daha da çeşitlendirmek. Ortak paydalar ve faydalar üzerinden iş birliklerin yapılması bu ülkelerin bu konudaki denge girişimi olabilir. Bölge ülkelerin dengeyi bir şekilde kurmaya çalıştıklarını gözlemiyoruz. Aynı ülkelerin Çin’in dışında ABD ile diyaloglarını sürdürüyorlar. Yani daha pragmatik dengeye yönelik, hem ekonomik anlamda hem de geleneksel anlamda güvenliklerini de garanti altına almaya yönelik bir girişim içindeler.”