Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Karavit, CRI Türk’te Tunca Arslan’ın hazırlayıp sunduğu “Türkiye ve Çin’in 50 Yılı” programına konuk oldu. Karavit, Çin sanatı ile resmi üzerine karşılaştırma ve değerlendirmelerde bulundu.

Çin sanatının ışık ile olan bağlantılarını Batı anlamındaki sanattan daha sonra tanımaya başladığını aktaran Prof. Dr. Caner Karavit, Türkiye’deki sanat eğitiminin başlangıcının yüzünü Batı’ya dönmüş biçimde olduğunu belirtti. 

Birinci sınıftan itibaren ele alınan her türlü sanat tarihinin Batı temelli olduğunu kaydeden Karavit’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Sanat tarihi eğitiminin içinde Doğu değil Orta Doğu bile yer almıyor. Tamamen Batı ile başlayıp çok az Orta Doğu, Sümerler’e bakıp geçiliyor. Bu konuda yapacağınız araştırma metinlerdi de tamamen Batı temelli.

2006-2007’den sonra daha önce ilgi duyduğum Çin ile ilgili kültür ve sanatı Çin’e gittikten sonra görünce iş değişmeye başladı. Oradaki ışık algısını ele aldığımızda çok başka bir anlayış ortaya çıkıyor. Bizde çok ton vardır. Bizim 16 ton anatomik olarak algılayabileceğimiz ton vardır. Ama bu bakış açısı fiziksel açıdan ele alınmış bir bakış açısıdır. Çin resminin içine girdiğimizde 5 temel ton olduğunu görüyoruz. Bu da mürekkepten kaynaklanan bir şey.

Batı’da boşluk doluluğa hizmet eder. Uzay tamamen ortam içindeki şeyleri sarar ama o sardığı şeylere hizmet etmek için vardır. Çin resminde tam tersidir. Fırçayla dokunduğunuz yer boşluğa hizmet ediyor. Vazodan örnek verilir, bir vazo ağzı kapalıysa işlevsel değildir. Su alabilmesi gerekiyor işlevsel olabilmesi için.

ÇİN SANATININ REKABET GÜCÜ

Kültür devriminde Batı anlamındaki yağlı boya resmi son derece gelişmiştir. Çünkü Çinli sanatçıların hocaları Sovyetler Birliği’nin hocalarıydı.

Dünya sanat piyasasının yüzde 87’si üç ülkenin elinde. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Çin. İngiltere, Çin’in gerisinde kalmış durumda, iki ülke yarışıyor, bu alanda. Çin zaman zaman yaklaşıyor ve geçiyor ABD’yi, ama ABD’nin önde olmasının da sebebi spekülasyonlar yani abartılmış fiyatlar. Çin’deki rakamların daha dürüst olduğunu söylemek zorundayım. ABD’deki rakamların yüksekliği abartılardan ve kara para aklamadan kaynaklanıyor. Xi Jinping geldiğinde lüks tüketimde kara para aklama damarını da kapattı, ‘Burası kara paranın aklanacağı bir liman değil.’ dedi. O açıdan geride seyrediyor ama sağlam gidiyor. Çin resmi için inanılmaz büyük rakamlar dönüyor fakat bunların büyük çoğunluğunu geleneksel sanatlar kapsıyor. Çin’in en önemli özelliği, geleneksel sanatını dönüştürerek bunu çağdaş sanata aktarması. Biz Türk sanatında bunu yapamadık. Osmanlının son döneminde geleneksel sanatı moda dışına ittik.

Benim ders aldığım hocam katı bir geleneksel Çin resmi ustasıydı. Beni bir buçuk yıl boyunca eski tarz resme zorladı. Ben ondan sonra yorum yapma durumuna geldim.

ÖNCE KÜLTÜRLERARASI BİR SAMİMİYET VE GÜVENİN OLUŞTURULMASI GEREK

2012’de Türkiye’de Çin Kültür Yılı’nda bir de 2013’te Çin’de Türk Kültür Yılı’nda birçok sergi düzenledik. Her ikisinde de üniversite olarak önemli rol oynadık.

Kuşak ve Yol gibi tarihi projelere baktığımızda Anadolu’yu da birleştiren çok önemli bir hat olduğunu görüyoruz. Ticari bir yol olarak geçer ama ben ona çok katılmıyorum. Her şey taşınıyor ancak ticari yol olmasından önce kültürel yol, kültürel güvence oluşturdu. Kültür çünkü güvence oluşturur, ticaret oluşturmaz. Kültürün oluşturduğu güvence ile ticaret, ekonomi gelişir. Bu açıdan baktığımızda Kuşak ve Yol’da birinci önem, o yolun ekonomik olarak işler hale getirilmesi değil, önce kültürlerarası bir samimiyet ve güvenin oluşturulması gerekiyor. Ondan sonra o yolun iyi bir ekonomik ve ticaret yol olabileceğini düşünüyorum. Bunun ağır bir süreç olmakla birlikte gerçekleşeceğinden eminim.”