“Çin’in Enerji Güvenliği Politikaları: Kazakistan-Myanmar ve Pakistan Örnekleri”  kitabının yazarı Neslihan Topcu, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Topcu, Çin’in enerji politikalarıyla ilgili farklı ülkelerden örnekler vererek son yıllardaki girişimlere dikkati çekti.

Çin’in enerji güvenliği politikaları konusunda öncelikle Çin’in enerji profiline bakılması gerektiğini vurgulayan Neslihan Topcu, burada da petrol ve doğal gazın ön plana çıktığını belirtti.

ÇİN ENERJİ ALANINI GENİŞLETMEYE ÇALIŞIYOR

2020 yılında Çin’in petrol ve doğal gaz tüketiminin dünya genelinde yüzde 24 olduğunu hatırlatan Topcu, “Çin bu oranla dünyada ilk sırada yer almaktadır. Kıyaslamak açısından şunu eklemek mümkün, Kuzey Amerika’nın dünya genelinde yıllık enerji tüketimi yüzde 20 oranında. Bu oranlara baktığımızda Çin’in ne kadar enerji tükettiğini görmek mümkündür. 2040 yılına gelindiğindeyse bu enerji tüketiminin yüzde 40 olması bekleniyor. Bu kadar çok enerji tüketen bir ülkenin doğal olarak enerji politikaları geliştirmesi gerekiyor. Çünkü kendi kaynakları yeterli değil. Buna ek olarak yenilenebilir enerji kaynaklarına yöneldiğini görüyoruz. Ama o kadar büyük bir enerji tüketimiyle karşı karşıyayız ki, bunun yenilenebilir enerjiyle karşılanabileceğini söyleyemeyiz. Bu nedenle Çin’in enerji alanını genişletmeye çalıştığını söylemek mümkün. Belirttiğimiz üzere Çin’in birçok ülkeyle enerji ilişkileri söz konusu. Dünyadaki enerji zengini ülkelerle ilişkileri mevcut. Orta Doğu’da olsun Afrika’da olsun Latin Amerika’da olsun yakın çevresinde olsun enerji ilişkileri mevcut. Enerji ilişkilerine baktığımızda da yakın çevresiyle olan enerji ilişkisi Çin için daha bir önemli ve ayrıcalıklı konuma sahip. Bu ülkeler arasında da Orta Asya ülkeleri öne çıkıyor. Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan’ın daha da ön planda olduğunu söylemek mümkün. Mesela Çin’in Kazakistan’dan doğal gaz ve petrol ithal ettiğini görüyoruz. Türkmenistan ile Özbekistan’dan ise sadece doğal gaz ithal ettiğini görmekteyiz. Rusya’dan ise hem petrol hem LNG tedarik edilmekte. 2019 yılında Sibirya’nın Gücü adıyla bir boru hattı açıldı. Bu boru hattı sayesinde de doğal gaz ithalatına başlanacak.” diye konuştu.

ÇİN ENERJİ KONUSUNDA TEK BİR BÖLGEYE BAĞIMLI OLMAK İSTEMİYOR

Çin’in izlediği politikaların ülkelere göre farklılık gösterip göstermediğine değinen Neslihan Topcu, Çin’in enerji konusundaki amacının, tek bir bölge ya da tek bir ülkeye bağımlı olmamak olduğunu bildirdi. 

Enerjinin tedarik edilmesi sürecinde Çin’in farklı yollar izlediğinin altını çizen Topcu, şunları kaydetti:

“Amaç, enerji güvenliğinin sağlanması ve enerjide tek bir ülkeye bağımlı olmaktansa bunun çeşitli olması. Rusya ile Çin arasındaki enerji ilişkisine baktığımızda, geçen senelerde iki ülke arasındaki enerji ilişkisinde daha çok petrolün ağırlıklı olduğunu görüyoruz. Mesela Çin’in enerji tüketimini karşılamada Rusya’nın yüzde 16 gibi bir payı var. Rusya bu konuda birinci sırada gelmektedir. Doğal gaz konusunda keza Rusya zengin bir ülke. Ama Çin ile Rusya arasında doğal gaz ilişkisi 2019 öncesinde çok da yüksek değildi. Bu da iki ülke arasında boru hattının olmamasına bağlanabilir. 2019 yılında Sibirya’nın Gücü boru hattıyla birlikte iki ülke arasındaki doğal gaz transferi miktarının da artacağı öngörülüyor. İki ülke arasında yıllık yaklaşık 38 milyar metre küp gibi bir anlaşma yapıldı.”

MALAKKA BOĞAZI ENERJİ TRAFİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KONUMDA

Kazakistan ve diğer Orta Asya ülkelerinin Çin ile enerji ilişkisini de yorumlayan Neslihan Topcu, bu ülkelerin Çin için ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu dile getirdi.

Çin’in Malakka Boğazı’na bir bağımlılığının söz konusu olduğunu söyleyen Topcu, “Tüm enerji taşımacılığını deniz üzerinden gerçekleştiriliyor ve bu yüzde 90 gibi bir oran. Bunun da neredeyse yüzde 80’i Malakka Boğazı’ndan gerçekleştiriliyor. Bu nedenle Çin’in şöyle bir hedefi var; ‘Enerji güvenliği konusunda Malakka Boğazı’na olan bağımlılığımı azaltmam gerekiyor.’ Bunu boru hatlarıyla yapabilir. Orta Asya ve Rusya boru hatlarının kullanımında önemli bir seçenek sunuyor. Deniz yolundansa boru hatlarını tercih eden Çin hem daha az maliyet ödüyor hem de daha güvenli bir yoldan enerjiyi ülkesine getirmiş oluyor.” ifadelerini kullandı.

ÇİN 1990 YILINDA ARKTİK BÖLGEDE ARAŞTIRMALAR YAPMAYA BAŞLADI

Arktik bölge konusunda da önemli açıklamalarda bulunan Neslihan Topcu, Çin’in Arktik bölgeye ilgisinin 1990’lara kadar ulaşan bir derinliğinin bulunduğuna dikkati çekti.

Çin’in 1990 yılından beri Arktik bölgede araştırmalar yaptığını anımsatan Topcu, konuyla ilgili şunları aktardı:

“Çin, bölgeyi tanımaya çalışıyor. 2013 yılında da Arktik Konseyi’ne gözlemci üye olarak katılmış durumda. Çin yaptığı çalışmalarla buraya olan ilgisini gösteriyordu. Fakat 2018 yılında Çin’in Arktik bölgesine olan ilgisi resmi olarak da ortaya çıktı. Devlet tarafından Çin’in ‘Arktik Politikası’ diye bir belge söz konusu. Bu belge baktığımızda Çin, Arktik’e yakın bir ülke olduğunu ve bu nedenle Arktik’in bir paydaşı olduğunu söylemektedir. Buzullar erimeye başladı, oluşabilecek iklim değişikliğinin Çin’i olumsuz etkileyebileceği söyleniyor ve Çin’in Arktik bölgesinde söz hakkı olduğu belirtiliyor. Çin’in Arktik’e ilgisinde enerji kaynaklarının yeri büyük. Arktik’in enerji kaynakları açısından zengin olduğu bilinmektedir. Amerikan Jeoloji Araştırmaları Kurumu’nun yaptığı araştırmaya göre, dünya üzerindeki keşfedilmemiş petrolün yaklaşık yüzde 13’ünün, keşfedilmemiş doğal gazın da yaklaşık yüzde 30’unun Arktik bölgesinde bulunduğu tahmin ediliyor. Çin de bu enerji kaynaklarından faydalanmak istiyor. Çin ayrıca buzulların erimesiyle Arktik İpek Yolu’nu hayata geçirmek istiyor. Eğer bu İpek Yolu projesi hayata geçirilirse, Çin ile Avrupa arasındaki yolculuk yüzde 40 oranda diğer bir deyişle 15 güne kadar kısalabilecek. Bu nedenle de Çin, Malakka Boğazı’na olan bağımlılığını azaltmış olacak hem de taşımacılık maliyeti düşmüş olacak.”

ÇİN ENERJİ MALİYETLERİNİ AZALTMAYA ÇALIŞIYOR

Çin’in enerji güvenliğindeki öncelikleri ve enerji güzergâhının güvenliğine ilişkin politikalarına açıklık getiren Neslihan Topcu, dünyanın sanayisi olarak adlandırılan Çin’in enerji kullanımında maliyetleri azaltmaya çalıştığını vurguladı.

Büyük miktarda enerji tüketen Çin’in maliyet azaltma konusunda aktif bir ülke olduğunu bildiren Topcu, “Eğer Çin, bu konuda yollar bulabilirse bu ekonomisine artı olarak yansıyacak. Ayrıca Çin’in ulusal güvenliğiyle de bu konunun bir bağı söz konusu. Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) şöyle bir düşüncesi var; ‘Eğer ben Çin’de ekonomik refah sağlarsam, sosyal yaşamda insanlar memnun olursa, uluslararası arenada Çin ne kadar güçlü gözükürse bu da benim halktan destek almama sebep olacak, bir devlet ne kadar güçlüyse ulusal güvenliği sağlamada da o kadar etkindir.’ Bu nedenle sadece enerji güvenliği diyerek geçmemek gerekiyor. Enerji güvenliği için hem ulusal hem de uluslararası politikalarıyla çok ilintili bir konu.” değerlendirmesini yaptı.