“Covid-19 virüsü doğadan mı kaynaklandı mı, yoksa bir laboratuvardan sızdı mı?” Son zamanlarda, laboratuvar sızıntısı teorisi bir kez daha kamuoyunda sıcak bir konu haline geldi.

ÇİN VE DSÖ UZMANLARI ORTAK BİR İNCELEMEYİ GERÇEKLEŞTİRDİ

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) üye ülkelerinin Dünya Sağlık Asamblesi’nde (DSA) müzakere yoluyla vardığı karara göre, Çin-DSÖ ortak uzman ekibi bu yıl ocak-şubat ayları arasında Çin’in Wuhan kentinde yeni tip koronavirüsün kökenine ilişkin araştırmaların ilk aşamasını gerçekleştirdi.

Çin’de araştırmalar yürüten DSÖ ekibi lideri Peter Ben Embarek, Wuhan’daki incelemelerden sonra yaptığı açıklamada, araştırma sonuçlarının laboratuvar sızıntılarının insan enfeksiyonlarına neden olduğu hipotezinin olasılığının son derece düşük olduğunu gösterdiğini belirtti. Peter Ben Embarek, “Bu nedenle, gelecekte bu hipotez hakkında incelemeler yapmayacağız, bunu gelecekte virüsün kökenine ilişkin araştırmaların temeli olarak kullanmayacağız.” dedi.

Mart ayında, uzman ekibi tarafından resmi olarak yayımlanan ortak bir inceleme raporunda “laboratuvar sızıntısı” hipotezinin ihtimalinin son derece düşük olduğuna dikkat çekildi. Ancak bu konu hakkındaki söylem mayıs ayında yeniden ortaya çıktı. “Wall Street Journal”da yer alan bir haberde “Kasım 2019’da Wuhan Viroloji Enstitüsü’nden üç araştırmacı hastalandıktan sonra tedavi için hastaneye kaldırıldı.” diye yazıldı. Çin defalarca bu üç kişinin isimlerinin açıklanmasını talep etse de uzun süredir bir yanıt alamadı.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden, istihbarat servislerinden 90 gün içinde virüsün çıkış noktasıyla ilgili araştırmalar hakkındaki net bir sonuca varmasını istedi.

Haziran ayında G7, DSÖ’den virüsün kökenine ilişkin araştırmaların ikinci aşamasını başlatması talebinde bulundu. DSÖ Genel Direktörü Dr.Tedros Adhanom Ghebreyesus, 15 Temmuz’da yaptığı açıklamada, laboratuvar sızıntısı teorisi de dâhil olmak üzere herhangi bir olasılığı dışlamak için henüz çok erken olduğunu söyledi.

ÇİN’İN TUTUMU NEDİR?

Çin Ulusal Sağlık Komisyonu Başkan Yardımcısı Zeng Yixin, 22 Temmuz’da düzenlediği basın toplantısında, “DSÖ’nün koronavirüsün kökenlerine ilişkin yürütülen araştırmaların ikinci aşaması siyasi bir müdahaleye uğradı ve bilimsel sağduyuya saygı göstermedi. Çin’in bu araştırmaya katılması mümkün değil. Bu araştırma planında sağduyuya saygısızlık ve bilime karşı kibirli tavır yansıtıldı.” dedi.

Çin şu önerilerde bulundu:

-Koronavirüsün kökenine ilişkin araştırmaların ikinci aşaması, birinci aşamadaki çalışmaların temelinden genişletilmeli, DSA’daki ilgili kararların yönlendirilmesine dayanmalı ve DSÖ’nün üye ülkelerinin yeterince müzakerelerinden sonra gerçekleştirildi.

-İlk aşamadaki çalışmalarda zaten yapılmış, özellikle net bir sonuca varıldığı konular hakkında araştırmaların tekrarlanmaması gerekiyor. Virüsün hayvan kökeninin araştırılması, ikinci aşmadaki çalışmaların kilit bir alan olarak kabul edilmelidir.

Çin uzman ekibi başkanı Liang Wannian, “Laboratuvar sızıntısı olasılığına ilişkin olarak yeni kanıtlar varsa bunun hakkında daha fazla araştırma yapılabilir. Ancak laboratuvar incelemelerinin yapılmadığı ülkelerde de Wuhan’da uygulanana benzer araştırmaların yapılması tavsiye edilmektedir.” ifadelerini kullandı.

ULUSLARARASI MEDYA KURULUŞLARINDA NE DEĞERLENDİRMELER VAR?

İlk bakışta, çeşitli medya kuruluşlarının 22 Temmuz’de düzenlenen basın toplantısına ilişkin haberlerinin başlıkları hemen hemen aynı. Örneğin, CNBC’de “Çin, DSÖ’nün yeni koronavirüsün kökeniyle ilgili araştırmaları amaçlayan planı reddediyor” diye yazıldı. Washington Post’ta yer alan haberin başlığında ise “Çin’in DSÖ’nün inceleme önerisini reddetmesi, virüsün kökeniyle ilgili çalışmalarını engelledi” denildi. Bu haber başlıkları, Çin’in DSÖ ile yeterince iş birliği yapmadığı, yeterince açık ve dürüst olmadığı izlenimi veriyor. Fakat Çin, yeni koronavirüsün kökenine ilişkin araştırmaların ikinci aşamasının ülkesinde sürdürülmesine karşı değil. Çin, sadece Wuhan’ın “laboratuvar sızıntısı” hipotezi üzerine daha fazla araştırmaya karşı çıkıyor.

Çin’i şeffaflık konusunda da sorgulayan bazı basın kuruluşları, Çin’in uluslararası uzmanlara Wuhan’daki erken vakaların durumunu anlamalarına yardımcı olacak orijinal veriler sağlamadığı iddiasında bulundu. Reuters’ta yer alan ” Çin, DSÖ’nün yeni koronavirüsün kökeniyle ilgili araştırmaları amaçlayan planı reddediyor” başlıklı bir yazıda da bu konuya değinildi. Basın toplantısında Reuters’tan gazetecinin sorusunu yanıtlayan Çin uzman ekibi başkanı Liang Wannian, “Çin tarafı epidemiyolojik araştırma verileri ve laboratuvar test verileri dâhil olmak üzere tüm hastanın verilerini toplayıp sergiledi ve yabancı uzmanlarla bu verileri analiz etti. Uluslararası uygulamalara göre, bu veriler kişisel mahremiyet içerir. Bu veriler uzmanlar tarafından yerinde araştırma ve analiz için kullanılmıştır, ancak kopyalanması veya fotoğraflanması yasaktır.” dedi.

Fakat Reuters’ta yer alan haberde ise Çin’in “mahremiyet koruma hususları nedeniyle bazı veriler tam olarak paylaşılamaz” tutumunu yinelediğine değinildi. Olayı yakından takip etmeyen bir okuyucu yanlışlıkla Çin’in herhangi bir belge sağlamadığına inanabilir.

Virüsün kökenine ilişkin araştırmalar çok profesyonel bir konu. Kamuoyunun bunu devamlı takip ederek bağımsız karar vermesi zor. Bu nedenle medya kuruluşları bu konuyu ele alırken risklerle karşılaşabilir. Herkes en sorumlu şekilde davranmalı.