Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping, Asya-Pasifik İş Birliği Örgütü (APEC) CEO Zirvesi’nde bir konuşma yaptı.

Xi Jinping’in “Sürdürülebilir kalkınmanın kararlılıkla ilerletilmesi ve Asya-Pasifik Kader Ortaklığı’nın inşa edilmesi” başlıklı konuşmasının tam metni:

İş çevrelerinin liderleri,

Bayanlar ve baylar,

Sizinle tekrar buluştuğum için çok mutluyum. Covid-19 salgını dünya genelinde yayılmaya devam ediyor ve küresel ekonominin toparlanma yolculuğu hâlâ zorlu ve dolambaçlı. Asya-Pasifik bölgesi her zaman dünya ekonomisinin büyümesi için önemli bir motor olduğu gibi, bu krizde de ilk toparlanma eğilimi gösteren bölgelerden oldu. Bu tarihi kavşakta, Asya-Pasifik bölgesi çağın sorumluluklarını cesurca omuzlayarak öncü rol oynamalı, Asya-Pasifik kader ortaklığı hedefine kararlılıkla ilerlemelidir.

İlk olarak, salgına karşı tüm gücümüzle mücadele etmeliyiz. Bir an önce salgının gölgesinden kurtulmak ve istikrarlı bir ekonomik toparlanma gerçekleştirmek, Asya-Pasifik bölgesinin karşı karşıya olduğu en ivedi görevdir. Yaşanan tüm zorluklara karşın özgüvenli, sakin ve cesur olmayı sürdürmeliyiz. Geride bırakılan onlarca yılda Asya-Pasifik bölgesi krizleri aşma hususunda ilerlemeler kaydetti, zorlukların üstesinden gelmede daha başarılı hâle geldi. Biz, Asya-Pasifik bölgesi ekonomileri ve toplumun tüm kesimleri, insanlığın geleceğini yakından ilgilendiren, asırda bir karşılaşılabilir nitelikteki bu sınama karşısında, halklarımızı ve yaşamları ilk sıraya koyarak bilimi rehber almak ve birlik içinde karşılıklı yardım sağlamak suretiyle salgınla mücadelede zafer kazanmalıyız.

Salgınla mücadelede test yöntemleri ve tedavi ilaçlarının yanında aşıların araştırılması, geliştirilmesi, üretilmesi ve karşılıklı tanınması konularında iş birliğini güçlendirmeli, salgına karşı ortak bir güç oluşturmalıyız. Aşının küresel bir kamu ürünü olarak görülmesi yönündeki uzlaşıyı somut eylemlerle hayata geçirmeli, aşıların adil ve makul şekilde dağıtımını teşvik etmeli, aşının gelişmekte olan ülkelerce erişilebilirlik ve satın alınabilirliğini sağlayarak “bağışıklık açığını” ortaklaşa kapatmalıyız.

İkinci olarak, açıklık ve iş birliğine bağlı kalmalıyız. Açıklık, insanlığın refah ve ilerleme sağlamasının tek yoludur. Bogor Hedefleri ile Putrajaya Vizyonu gibi makroekonomik politika koordinasyonundan yüksek standartlı bir serbest ticaret bölgesinin inşasına kadar farklı alanlarda gösterdiğimiz çabalar sayesinde 30 yılı aşkın bir süredir Asya-Pasifik bölgesi hızlı gelişmesini sürdürüyor. Netice olarak bu, açık bir ekonomik yapı inşa etme çabaları ve karşılıklı güven, kapsayıcılık, iş birliği ve ortak kazanca dayalı Asya-Pasifik ortaklığının inşası sayesinde gerçekleşti.

Dünyanın durumu ne yönde gelişirse gelişsin, Asya-Pasifik ekonomisinin dayanıklılığa ve güçlü bir motivasyona sahip olma avantajı değişmeyecek. Tüm taraflar, açık fikirli şekilde genel eğilimi kavrayarak, açıklığı aktif bir şekilde genişletmeli, ticaret ve yatırımın serbestleştirilmesini ve kolaylaştırılmasını teşvik etmeli, endüstriyel zincir ile tedarik zincirinin istikrarını ve işleyişini korumalı, kaynakların düzenli akışını hızlandırmalı, dolayısıyla ekonomik toparlanmayı ve karşılıklı bağlantılı olarak kalkınmayı gerçekleştirmeli. Ayrıca taraflar, ilerisini düşünerek ayrımcı ve dışlayıcı uygulamalara karşı çıkmalı. İdeolojiyle sınırlar çizme ve küçük jeopolitik çevreler oluşturma çabaları en nihayetinde yenilgiye mahkûmdur. Asya-Pasifik bölgesi, Soğuk Savaş dönemindeki düşmanlık ve bölünme durumuna geri dönemez ve dönmemelidir.

Üçüncü olarak, yeşil dönüşümü ilerletmemiz gerekiyor. Güçlü bir ekolojik çevre, herkese fayda sağlayan en temel kamusal üründür. Asya-Pasifik ülkeleri, salgın sonrası toparlanmayı “yeşil” bir gelişme hâline getirmeli, iklim değişikliğiyle bilimsel olarak mücadele etmeli. Ortak ancak farklılaştırılmış sorumluluklar ilkesine bağlı kalarak, iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki Paris Anlaşması ve Birleşmiş Milletler (BM) Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi 15. Taraflar Konferansı’nda alınan sonuçları hayata geçirmeliyiz. Gelişmiş ekonomiler, diğer ekonomilerle aynı topluluk içinde bulunduklarını kavrayarak hareket etmeli, gelişmekte olan ekonomilere finansal ve teknik destek sağlamalı, bu ülkelerin çevresel yönetişim kapasitelerini geliştirmelerine yardımcı olmalıdır. Yeşil, düşük karbonlu ve sürdürülebilir kalkınma yolunu hep birlikte izlemeliyiz.

Yeşil ve düşük karbonlu dönüşüm, bir bütün olarak koordine edilmesi ve teşvik edilmesi gereken sistematik bir projedir. Asya-Pasifik bölgesinde hâlâ aşırı yoksulluk içinde yaşayan 100 milyondan fazla insan var. Bazı ekonomiler altyapı inşası, eğitim ve sağlık alanlarında eksiklerle karşı karşıya. Bu ülkelerde gıda güvenliği ve enerji güvenliği de kırılgan durumda. Kalkınma olmadan, yeşil dönüşüm için gerekli ekonomik güç toplanamaz; halkın refahı ihmal edilirse yeşil dönüşüme toplumsal destek kaybedilir. Sürdürülebilir kalkınma kavramını doğru bir şekilde anlamalı, insan merkezli yaklaşıma bağlı kalarak ekonomik büyüme, halkın refahının güvence altına alınması, enerji tasarrufu ve emisyon azaltımı konularında denge kurmalı, ekonomik kalkınma sürecinde yeşil dönüşümü teşvik ederek yeşil dönüşümde daha fazla gelişme sağlamalıyız.

Dördüncü olarak, inovasyon aktif bir şekilde ilerletilmeli. İnovasyon, insanlığın ilerlemesini sağlayan önemli bir güç. Bir ülkenin inovasyon olmadan, hatta yavaş inovasyonla refaha erişemeyeceğini sıklıkla vurguluyorum. Asya-Pasifik bölgesi benzersiz fikri kaynaklara ve derin bir inovasyon geleneğine sahip. Birçok yeni teknolojiyi, yeni endüstriyi ve yeni mekanizmayı yaratan bu bölge, daima küresel inovasyon ve kalkınmanın öncüsü konumundadır.  Şu anda, yeni bir teknolojik devrim ve endüstriyel reform ortaya çıkıyor, bilişim teknolojileri, biyoteknoloji ve imalat teknolojisi gelişiyor. Tüm bunlar, ekonomik büyümenin hızlandırılması, hastalıklar, iklim değişikliği ve doğal afetler gibi sınamalarla başa çıkılması için bir güvence sağlıyor.

Bilimsel ve teknolojik inovasyon ile kurumsal inovasyonu hızlandırmalı, bilimsel ve teknolojik başarıların ticarileşmesini ilerletmeli, ekonomik kalkınma için yeni güçler bularak inovasyonu kalkınma ve yeşil dönüşümü güçlendirecek bir unsur hâline getirmeliyiz. Asya-Pasifik ülkelerinin bilimsel ve teknolojik inovasyon alanındaki iş birliğini güçlendirmesi, bilimsel ve teknolojik gelişmeler için ayrımcı olmayan, açık ve adil bir ortam yaratılması için çalışmalıyız. Teknolojik inovasyonun ön saflarında yer alan iş çevreleri, Ar-Ge yatırımlarını artırmalı, elde edilen sonuçların uygulanmasında öncü rol oynamalı.

Bayanlar ve baylar!

Çin’in ekonomik gelişimi, uzun süredir Asya-Pasifik bölgesindeki iş birliği süreciyle kaynaşmış durumdadır. Çin, planlandığı gibi görece refah toplumunun kapsamlı şekilde inşası hedefini gerçekleştirirken, mutlak yoksulluk sorununu çözüp tarihi bir başarıya imza atarak tamamen modern bir sosyalist ülke inşa etme yolculuğuna başladı. Bu, Asya-Pasifik bölgesine daha büyük fırsatlar getirecek.

Çin, reform ile dışa açılmayı kararlılıkla ve şaşmadan ilerleterek, Asya-Pasifik bölgesinin kalkınmasına güç katacak. Çin, yüksek standartlı bir piyasa sisteminin inşasını ilerleterek önemli alanlarda ve kilit noktalardaki reformlarda yeni ilerlemeleri teşvik etmeye kararlı. Çin, yüksek seviyeli ve kurumsal bir dışa açılma modeli oluşturarak iş ortamını devamlı iyileştirip, serbest ticaret pilot bölgelerinin inovatif şekilde gelişimini teşvik edecek. Bölgesel Kapsamlı Ekonomik Ortaklık (RCEP) anlaşmasını onaylayan Çin, Trans-Pasifik Ortaklığı için Kapsamlı ve Aşamalı Anlaşma’ya (CPTPP) katılmak üzere de başvuruda bulundu. Çin, ayrıca RCEP’nin uygulanması ve CPTPP ile ilgili müzakere sürecinde yabancı yatırımların piyasaya girişine ilişkin negatif listeyi daha da kısaltıp tarım, imalat ve hizmet sektörünün dışa açılmasını ilerleterek, yerli ve yabancı sermayeli işletmelere kanunlar doğrultusunda eşit muamele uyguluyor.

Çincede bir deyiş vardır: Sonuçta başarıya ulaşmak için sağlam bir temel oluşturmak şarttır. Son dönemde Çinli yetkililer tekel karşıtı yasa ve düzenlemelerin uygulanmasını iyileştiriyor, bazı sektörlere yönelik denetimi güçlendiriyor. Bu, Çin’in piyasa ekonomisinin sağlıklı gelişimini desteklemek için bir ihtiyaç olduğu gibi, tüm ülkelerde hayata geçirilen yaygın bir uygulama. Kamu sektörünü şaşmaz bir şekilde güçlendirecek ve geliştirecek, kamu dışı sektörlerin gelişimini teşvik edecek, destekleyecek ve yönlendirecek, her tür piyasa aktörüne eşit muamele gösterecek, birleşik, açık ve düzenli bir rekabetçi piyasa sistemi yaratacağız. Bu, Çin’in uzun vadeli ekonomik kalkınması için sağlam bir temel oluşturmamızı sağlayacak ve hem Asya-Pasifik’teki hem dünya genelindeki iş dünyasının Çin’e yatırım yapmasını destekleyecek.

Çin, kapsamlı bir yeşil dönüşümü teşvik ederek Asya-Pasifik’te ve dünyada ekolojik uygarlığın inşasına katkıda bulunacak. Uzun yıllar Çin’deki Loess Platosu’ndaki küçük bir köyde yaşadım. O dönemde bölgenin ekolojik çevresi tahrip edilmiş, halk yoksulluk içindeydi. Doğaya verilen zararın eninde sonunda insanlığa da zarar vereceğini o zaman anlamıştım. Çin, ekolojik uygarlığın inşasını aktif şekilde destekleyecek, “Yeşil dağlar altın gibi değerlidir” anlayışında ısrar ederek, erozyonun önlenmesi için çabaları derinleştirecek, kirliliği önleme ve kontrol etmeye yönelik zorlu mücadeleyi sürdüreceğiz. Çin, iklim değişikliğiyle ilgili ulusal stratejisini kararlılıkla uygulayacak. Geçen yıl, karbon emisyonunda zirveye ulaşma ve karbon nötrlüğü elde etme hedeflerini açıklamamdan bu yana, 2030 öncesi emisyonda zirveye ulaşma planını ortaya koyduk, “1+N” siyasi çerçevesinin hayata geçirilmesine hız verdik. “1”, Çin’in karbon zirvesi ve karbon nötrlüğü elde etmesi için yol gösterici düşünce ve üst düzey tasarımı, “N” de enerjide yeşil dönüşüm eylemi, sanayide karbon emisyonunda zirveye ulaşma eylemi, yeşil ve düşük karbonlu ulaşım ve taşımacılığı ilerletme eylemi, döngüsel ekonomi ve karbon azaltım eylemleri gibi başlıca alanlar ve sektörlerde uygulanan planları ifade ediyor. Çin, hem düşük karbonlu dönüşüm ile halkın ihtiyaçları arasında hem de kalkınma ile emisyon arasında denge sağlayarak, karbon emisyonunda zirveye ve karbon nötrlüğüne ulaşma hedeflerini zamanında gerçekleştirecek.

Çin’in emisyon azaltma eylemi, köklü bir ekonomik ve toplumsal dönüşüm anlamına geliyor. Görev ne derece zorlu olsa da küresel yeşil dönüşüme katkı sağlamaya devam edeceğiz. Çin’in emisyon azaltma eylemleri aynı zamanda büyük ölçekli yatırımlar gerektirdiğinden, devasa piyasa fırsatları ve iş birliği alanları yaratacak. Asya-Pasifik’ten iş çevrelerinin yeşil bir kalkınma yaratma çabalarımıza katılmasını memnuniyetle karşılarız.

Çin, kazan-kazan iş birliğini teşvik ederek, Asya-Pasifik ekonomisinin gelişimine katkıda bulunmaya hazır. Çin, Asya-Pasifik bölgesel iş birliğine daima aktif olarak katılıyor ve Asya-Pasifik bölgesinin dışa açılma ile iş birliğini ilerletiyor. Çin, gerçek çok taraflılığa bağlı kalarak, merkezinde Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) bulunduğu çok taraflı ticaret sistemini savunarak küresel ekonomik yönetişime aktif şekilde katılacak, açık bir dünya ekonomisinin inşasını güçlendirecek. Çin, Kuşak ve Yol’un yüksek nitelikli şekilde ortaklaşa inşasını teşvik ederek, Asya-Pasifik ülkeleri arasında bağlantı şebekeleri kurulmasını ilerletecek, bölgesel endüstriyel zincir ve tedarik zincirlerinin istikrarını ve düzgün işleyişini koruyacak, taraflarla e-ticaret ile dijital lojistik gibi alanlardaki iş birliğini derinleştirecek, dolayısıyla Asya-Pasifik bölgesi ekonomisinin toparlanmasına ve sürdürülebilir kalkınmasına motivasyon sağlayacak.

Bu yıl düzenlenen BM Genel Kurulu’nda, gelişmekte olan ülkelerin kalkınma ihtiyaçlarının gözetilmesi, onlara kalkınma alanları sağlanması, daha güçlü, daha yeşil ve sağlıklı bir küresel kalkınma gerçekleştirilmesi çağrısı yaptım. Sorumlu bir büyük ülke rolünü sürdürecek Çin, küresel yoksulluğun azaltılması, gıda güvenliği ve kalkınma için finansman gibi alanlardaki iş birliğini güçlendirmeye, BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Gündemi’ni hayata geçirmek suretiyle küresel kalkınma kader ortaklığı yaratmaya hazır.

Bayanlar, baylar!

Sanayi ve ticaret çevrelerinden dostlar, uzun süredir Çin’in gelişmesinin tanığı ve katılımcısı oldular. Çin’in gelişmesine önem vermeyi ve Çin’in gelişmesini desteklemeyi sürdüreceğinizi, kazan-kazan iş birliğini birlikte gerçekleştireceğinizi ve Asya-Pasifik ailesinin birlik ve refahına destek ve katkı sağlayacağınızı temenni ediyorum.