Global Times / Ding Gang

Birçok Batılı medya kuruluşu Çin’in, Alibaba ile Didi Chuxing gibi internet şirketleri ve halka açık özel eğitim şirketleriyle ilgili son düzenleme önlemlerini Çin hükümetinin sermaye üzerindeki baskısı olarak yorumladı. Bazı yabancı seçkinler bunu Beijing’in sermayeyi Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kontrolüne alma adımı olarak gördü. Onlar, bu tür önlemlerin Çinli teknoloji şirketlerine ve ekonomisine ciddi zarar vereceğini iddia ettiler. 

Hatta ABD’li ekonomist ve Çin uzmanı Stephen Roach, Çin’in son hamlelerinin “Çin ekonomisinin en dinamik sektörünün gelişimini engelleyeceğinden” ve hanehalkları ile işletmelerin güvenini azaltacağından endişe ediyor. Böyle bir güvenin temeli çağdaş Çin’in eksik olduğu şeydir. Ancak bu tür bir anlayış tek taraflıdır. Bu, Batı’nın Çin’e yönelik siyasi algısına dayalı bir sonuçtur. Bir kez daha bu Batılı bilim insanlarının Çin’in gelişim amaçları ve şu anda sürmekte olan politika düzenlemeleri konusunda birçok yanlış yargıya sahip olduğunu gösteriyor. 

Çin’de olup bitenler yakından takip edilmedi. Bunun yerine Batı’nın ekonomik teorisiyle, özellikle Amerikan teorisiyle analiz edildi. Ancak Çin, Batı’dan ve ABD’den farklı bir yol izlemektedir. On yıl önce öne sürdüğüm ‘’Amerikalılaşmadan uzaklaşması’’ vuku buluyor. 

İnsanlar, sadece Çin’in kalkınma politikası ve ABD’nin ekonomik politika oluşturma tarihi arasındaki daha spesifik karşılaştırma yoluyla bugün Çin’de devam eden reformu özünde kabul edebilirler. Böyle bir bakış açısı, bu tür reformların Çin halkının ortak refahının nasıl gerçekleşeceğini aydınlatır. 

Genel olarak, ABD neoliberal bir piyasa ekonomisidir. Amerikalılar temel bir inanış olarak adalete vurgu yapsalar bile, bu aslında adil rekabete atıfta bulunur, bireyselliğin ve verimliliğin önceliğini vurgular. Bu, dev ABD şirketlerin aşırı kâr birikimine yol açan ve zengin ile yoksul arasındaki uçurumu derinleştiren temel nedendir. 

ÇİN’İN KALKINMA UYGULAMALARI TEMELİNDE KEŞİF SÜRECİ ETKİLİ

Çin’in reform uygulamaları ve dışa açılmasından bu yana ülkenin piyasa ekonomisinin serbest rekabetine daha fazla önem verdiği bir dönemden geçildi. Çin, birçok alanda ABD’den öğrenme deneyimi yaşadı. Bazı açılardan, ABD’nin sermaye birikiminin safhalarına çok fazla benziyordu. Fakat serbest ekonomi ilkesine dayanan rekabet, özellikle sosyal adalet bakımından ciddi sonuçlara yol açtı. Bu sosyalizmin temel ilkelerinden saptı. Bu yüzden son yıllardaki düzenlemeler kaçınılmazdı. Örneğin, sosyal güvenlik alanında Çin’in sağlık sigortası planları neredeyse tamamen genelleştirilmiş tercihler sisteminin yönünü yansıtmaktadır. Bunlar için çabalar hâlâ devam etmektedir. 

Özel eğitim şirketleriyle ilgili son önlemler aynı zamanda eğitim sektöründe adaleti sağlamayı amaçlıyor. Çocuklara hayata adil bir başlangıç sağlamak, Çin eğitiminin temel bir özelliğidir. Çin ortak refaha sahip bir toplum inşa etmeyi umuyor. Sonuç olarak Çin, sermaye gücünün gelişiminin sosyal eşitliğe zarar vermemesini garanti etmelidir.  

Alibaba Group’un Başkanı ve CEO’su Daniel Zhang Yong, bu konuda doğru bir anlayışa sahip. Daniel Zang, “İnternet platformu ekonomileri küresel manzaradaki yeni gelişmelerdir. Geçen yıl boyunca internet platformu ekonomileri konusunda daha büyük anlama yetisi kazandık.” dedi. Daniel Zang, “Toplum için yaratılan pozitif değere, temel teknolojiyle ilgili zorlukların ele alınmasına, kırsal kesimin canlanmasının gelişiminin desteklenmesine, daha fazla çevre dostu ve sürdürülebilir olmaya dair daha fazla düşünmeye ihtiyacımız var.” diye devam etti. 

Böyle bir model, Çin karakterini vurgulayan ve muhtemelen mevcut Batılı teoriler tarafından tamamen açıklanması olanaksız Çin siyasi sistemi yoluyla destekleniyor. Aslında, ABD siyaseti de adalete daha fazla önem veren bir yönde değişiyor. Ancak ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, Amerikan kapitalizminin “doğasını” kökten değiştiremeyebilir. 

Çin’in yönetimi ile kontrolü kesinlikle piyasa ekonomisinde istikrarlı operasyonlar ve daha da önemlisi ortak refahın yönünü tam olarak hesaplayarak, Çin’in kalkınma modelini düzenleyecektir. Bu Çin’in düzenlemesinin sorunsuz gideceği anlamına gelmemektedir. Bu, Çin’in kalkınma uygulamaları temelinde sürekli bir keşif sürecidir. 

Çin ve ABD’de piyasa ekonomisinin geçmiş tarihsel kalkınma modelleri benzer görünüyordu. Bu yüzden bazı Amerikalılar, ABD’nin deneyimi ve kurallarını Çin ekonomisine uygulamaya alışıktır. Fakat şimdi aralarındaki farkın büyüyeceğini söylemek yerindedir. Çin, bazı Amerikalıların umduğu gibi daha fazla “Amerikalılaşmış” bir ülke olmayacak. Çin ve ABD arasındaki rekabet, özellikle tüm toplumun daha adil, daha istikrarlı ve yeşil bir yönde gelişmesini sağlamak için yönetime daha fazla odaklanacak.