CGTN / Hannan Hussain

Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Wang Yi, 7 Haziran’da Çin-Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) ilişkilerinin 30. yılı dolayısıyla Chongqing’de ASEAN dışişleri bakanlarıyla özel bir toplantıya ev sahipliği yaptı. İki taraf arasındaki ilişkiler, 2003 yılında kurulan sağlam stratejik ortaklık, rekor kıran ticari ilişkiler ve denenmiş siyasi diplomasi çerçevesi kapsamında bölgenin çok boyutlu güvenlik sorunlarını dikkate almadaki ortak kararlılığın ardından gelişti. 

Wang’ın gelecek 30 yıllık süreçte ASEAN ile ilişkileri derinleştirme önerisi, Doğu Asya’da ortak iş birliği ve liderliğin önemli ölçüde kazanabileceğini gösteriyor. Çin’in, ASEAN devletlerinin güçlendirilmiş aşı tedarikleri, satın alma ve üretim desteği ve derinleştirilmiş salgınla mücadele iş birliği yoluyla Covid-19 salgınıyla devam eden mücadelesini desteklemek için tam güvencesi, uyumlu ikili kararlılık ve zamanı test edilmiş tarihsel sembolizmin yansımasıdır. Beijing’in destek güvencesi, birkaç üye ülkenin acil tıbbi malzeme, kritik aşı temini ve bölgesel olarak koordineli arz zinciri desteğinin sürekliliğinin vurgulandığı Covid-19 vakalarının artacağı endişesinin güçlendiği bir zamana denk geldi.   

Aynı salgına karşı birleşik cephe ayrıca, ASEAN üyesi devletlerin salgınla mücadelesi zirveye ulaştığı sırada Çin’e yaptıkları cömert tıbbi bağışlar dikkate alındığında, Çin-ASEAN ilişkileri zamanı test edilmiş tarihsel sembolizm olarak nitelendirilebilir. Singapur Dışişleri Bakanı Vivian Balakrishnan’nın uygun biçimde şöyle ifade etti: “Bizim (Çin ve ASEAN) ihtiyaç anında birbirimize yardım edebilmemiz gerçeği güven inşa etti ve gelecek için iyiye işaret ediyor.”

Wang’ın önerilerinin bir kısmı aynı zamanda, “Doğu Asya karakterli bölgesel iş birliği yolunun” geliştirilmesi çağrısında bulunuyor. Çin ve ASEAN’nın, yaklaşık 685 milyar dolar gibi şaşırtıcı kazançlara ulaşacak bir ortak hacmi gören en büyük ticari ortak unvanına sahip olması önemli bir adımdır. 

ÇİN VE ASEAN DİPLOMATİK İLİŞKİLERİ SAĞLAM BİR TEMELE SAHİP

Yıllar boyunca Çin ve ASEAN’ın diplomatik ilişkilerinin sağlam bir istikrara sahip olması, bölgede iyi bütünleşmiş, uygun politika ve düzenleyici koordinasyona dönüşen önemli bir kolaylaştırıcı olmuştur. Çin, 12 yıl üst üste ASEAN’ın en büyük ticari ortağı olarak konumunu sağlam bir şekilde sürdürdüğü ve bu yıl şimdiye kadar Çin’in toplam ticaret hacminin yüzde 15’ini oluşturan Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) ikinci olarak gölgede bıraktığı için tarihi 30. yıl dönümü noktası süreklilik için en güçlü örneği oluşturuyor. Bu sebeplerden, Wang, “gelecek 30 yıla” odaklanarak ilişkileri geliştirmede ısrar etmekte haklıdır. Örneğin, Wang’ın dijital ekonomi iş birliği için hızlı bir eylem planını teşvik etmesi, gelecek on yılda Asya Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’na (GSYİH) yaklaşık 1 trilyon dolar katkıda bulunacağı tahmin edilen piyasada ASEAN ve Çin için derin risklere işaret ediyor. Benzer şekilde, Çin’in salgın sonrası ortak ekonomik toparlanma gidişatını kapsamlı şekilde düşünmesi, blokun yirmi yılın aşkın bir süredir ilk kez ekonomik daralmasının üstesinden gelmesi için hazırlanan, ASEAN’ın imzaladığı “Kapsamlı Toparlanma Çerçevesi” planının uygulanmasına desteğini yansıtıyor.

Chongqing’deki toplantı, Çin-ASEAN ikili yakınlaşmasının uzun süredir devam eden özelliğini güçlendirdi; barış ve güvenlik önceliklerinin bölgede etraflıca yankı bulmasını sağlamak. Wang’ın Güney Çin Denizi’ndeki Davranış Kuralları konusunda erken anlaşmaya verdiği desteği düşünün. Bu, ASEAN üye devletlerine bölgede kurala dayalı ilişkileri güçlendirmek ve Doğu Asya’nın bölgesel bütünlüğüne meydan okuyan tek taraflı eylemlere karşı birleşik cephe oluşturmak için ilerleme arayışı çağrısıdır. 

Çin ile ASEAN’ın bir barış ve istikrar girişimini üye ülkelerin bireysel çıkarlarına uyarlamadaki takdire şayan eylemciliği ayrıca kalıcı bir barış ortaklığı ruhunu da kanıtlamaktadır. Bu hiçbir yerde Myanmar vakasından daha belirgin değildir. Beijing, Myanmar’da tüm taraflar arasında siyasi diyaloğun derhal gelişmesi, anayasal hükümlerin benimsenmesi ve Myanmar halkının çıkarlarının ön plana konulması konusunda ağırlığını koydu. Bu, Beijing’in desteğini almak amacıyla birçok ASEAN devletinin, blokun Myanmar üzerinde “beş maddeli uzlaşmasının” hızla uygulanması arayışı çağrısına yanıt veren bir destek bileşimiydi. 

Dahası, Çin ve ASEAN’ın Myanmar’ın salgınla mücadeledeki güçlüklerini azaltma ve geniş tabanlı Covid-19 yardımını artırmasıyla ilgili taahhüdü, devletler içindeki güvenlik dinamikleriyle ilgili endişelerin ASEAN ve Çin arasında nasıl tekdüze kaldığını gösteriyor. Bu, bazı Batılı güçlerin tek taraflı yaptırımları kullanmak ve Myanmar için başvurulduğu zaman Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’nin niteliğinden kaçınmak için uyguladığı bazı ters tepen stratejilerden belirgin bir ayrılmadır. 

Sonuçta, Çin ile ASEAN’ın ticaret, güvenlik, sağlık, kültürel ve diplomatik cepheler yelpazesinde ilişkileri sağlamlaştırmada gösterdiği başarı, ilişkiye yenilmez karakter sağladı. Her şeyden önemlisi, gelecekteki iş birliğini geliştirmek amacıyla yeni bir 30 yıllık bakış açısı ışığında geçmişteki başarıları koordine ederek, Çin ve ASEAN arasındaki üst düzey ilişki özgürlüğü tam anlamıyla önemlidir.