CGTN / Azhar Azam

Her yıl Çin, aralarında gazetecilerin de bulunduğu bin Afrikalı profesyonele ve 80 bin öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Bu rakam Amerika Birleşik Devletleri’ne (ABD) seyahat edenlerin iki katı. Böylelikle Çin, Afrika için en iyi eğitim ve öğretim merkezi haline gelmiş oluyor. Fransa’nın ardından ikinci olarak Doğu Asya ülkesi, kıtada 62 dil ve kültür merkezini (Konfüçyus Enstitüleri) faaliyete geçirdi.

British Council, Almanya’nın Goethe Enstitüsü ve Amerikan Merkezlerini geçmenin yanı sıra Çin, 2009’da ABD’yi Afrika’nın en büyük ticaret ortağı olarak yerinden etti ve ikili ticaret 2020’de 200 milyar dolara ulaştı. Son on yılda, Beijing finansmanda merkezi bir rol oynadı. Aynı zamanda Çin; 6 bin kilometrelik demir yolları ve otoyolları, 20 limanı, 80 büyük ölçekli enerji tesisini, 130 sağlık kurumunu, 45 stadyumu ve 170 okulu kapsayan Afrika’daki en büyük altyapı finansörü oldu.

Birçok araştırma; Çin’e karşı iddia edilen yıkıcı kredi uygulamaları, yeni sömürgecilik, doğal kaynakların yağmalanması, toprak gaspı ve inşaat projeleri için Çinli işçilerin ithal edilmesiyle ilgili iddiaları reddetti. Bağımsız araştırmalar ayrıca Çinli firmaların yüzde 90’a varan yerel iş gücü istihdam ettiğini ve Afrika altyapısına “gerçekten” yatırım yapıp geliştirdiğini ortaya çıkardı.

ÇİN, AFRİKA’DAKİ EN BÜYÜK ALTYAPI FİNANSÖRÜ

Genellikle ikili ticaretin Çin’e Afrika’dan daha fazla yarar sağladığı iddia ediliyor. Son yayımlanan ticaret verileri bu iddiayı çürüterek, Çin’in müttefikinden yaptığı ithalatın yılın ilk yedi ayında yüzde 46,3 arttığını gösterdi. Son 20 yılda, Afrika’daki Çinli yatırımlarının akışı da yıllık ortalama yüzde 25’ten fazla artarak dönem için 2,1 milyar dolara ulaştı. Yine de, Beijing’in Afrika halkı ve Afrika ile yakınlık bağları yaratma yaklaşımı, gözlemcileri rahatsız etmeye devam ediyor. Çin’in Afrika’daki şartsız katılımını; “yumuşak güç” inşa etme, finansal çıkarları güvence altına alma, stratejik bir etki alanı kazanma ve çok taraflı forumlarda desteği harekete geçirme çabası olarak görüyorlar.

Çin-Afrika Barış ve Güvenlik Forumu; ortak, kapsamlı, iş birlikçi ve sürdürülebilir güvenlik taahhüdünü genişletmiştir. Buna karşın, Afrika’nın barışı koruma kapasitesini şekillendirme, savunma, askeri iş birliğini güçlendirme ve Birleşmiş Milletler (BM) Barış ve Kalkınma Güven Fonu aracılığıyla fonları kanalize etme girişimi, kıtada güçlü bir yer edinme ile irrasyonel olarak bağlantılıdır.

Çad Gölü Havzası, Cabo Delgado, Guyana Körfezi, Somali ve Tigray gibi Afrika’da birçok bölgesinde yaşanan kanlı çatışmalar ekonomik büyümeyi tehdit ediyor. Beijing’in güvenlik konusunda desteği, bölgenin sürdürülebilir sosyoekonomik kalkınmayı ilerletmek için barış ve güvenlik hedeflerine ulaşmasına yardımcı oldu. Afrika ülkeleri için, Çin’in büyümeyi teşvik etmeye ve yoksulluğu hafifletmeye yönelik kalkınma modeli, bölgesel ekonomilerin modernizasyonu ve dönüşümü için kesin bir versiyon sunuyor. Şeffaf, hesap verebilir ve kurallara dayalı iş birliğinin benzersiz karışımı, kıtanın ve insanların temel çıkarlarına hizmet ediyor.

AFRİKA, EKONOMİYİ DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN İNOVASYONU KULLANIYOR

Beijing, ne Afrika’ya hükmetmek için herhangi bir küresel rekabetin parçası olmak ne de kıtayı ele geçirmek istiyor. Afrika devletlerini büyüleyen şey, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olarak Çin’in deneyimlerini paylaşmaya fazlasıyla istekli oluşu ve Afrika’yı kendi ekonomik yolunu oluşturmaya iten ilham verici gelişimidir. Çin’in kıtada artan etkisi, Çin tarafından kıtada kenara itildiği düşüncesiyle ABD’de korkuları körüklüyor. Washington, Afrika hükümetlerinin zihinlerini Çinli teknolojik şirketler hakkında kirletmek için elinden geleni yaptı. Buna rağmen, bölge genelinde en az 266 Çin teknoloji girişimi yürütülmekte olduğundan, çoğu ABD zorbalığına boyun eğmedi.

Afrika, toplumu ve ekonomilerini dönüştürmek için dijital teknolojileri ve inovasyonu kullanmaya çalışıyor. Böylelikle; bölgesel entegrasyonu teşvik etme, ekonomik büyümeyi hızlandırma, istihdam yaratmayı teşvik etme ve sosyoekonomik kalkınma için dijital uçurumu kırmayı hedefliyor. Çin’in 5G’den veri merkezleri, akıllı şehirler ve beceri ve eğitim programlarına kadar uzanan dijital iş birliğini geliştirme taahhüdü, Afrika’nın güvenliği ve egemenliğine yönelik bir tehdit olarak kasıtlı olarak tanıtılıyor. Bu tür anlatılar tamamen temelsiz ve gülünç derecede spekülatiftir. Bu çabalar, ABD de dâhil olmak üzere, dikkatleri dünya çapında üst düzey gözetim teknolojisi, casus yazılım ve diğer sansür uygulamaları ile kendi vatandaşlarını gözetleyen birçok sözde demokratik ülkeden başka yöne çekmeyi amaçlıyor.

Çin, özellikle Batı’nın yatırım girişimlerinde geri çekilmesinden sonra, Afrika’daki teknoloji geliştirme boşluğunu doldurmak için devreye girdi. Örneğin Huawei, Afrika’nın 3G ile 5G altyapısının yaklaşık yüzde 50’sini ve yüzde 70’ini inşa etti. Yeni nesil teknoloji lideri tarafından oluşturulan bu veri merkezlerinin sağlanması, Afrika’nın yüksek veri merkezi tesislerinin talebini karşılamasına da yardımcı olacaktır. Çin’in dijital bağlantı potansiyelini fark eden ve ekonomisinin 2049 yılına kadar bilim ve teknolojide sınıra ulaşmasını öngören uzmanlar; Afrika’nın Çin’deki eğitim, teknoloji, sağlık ve sürdürülebilir kazanımlardan yararlanmanın yollarını belirlemesi gerektiğini düşünüyor.

ÇİN YAKLAŞIK 40 AFRİKA ÜLKESİNE AŞI BAĞIŞLADI

Uluslararası liderler ile örgütler, zengin ülkeleri gelişmekte olan ülkelere yeterli aşı sağlamak yerine aşı istifleme ve tarafsız olma konusunda sorumlu tutuyor. Zengin devletlerin açgözlülüğü, Afrika’yı zor durumda bırakıyor ve Afrika’nın ekonomik iyileşmesini engelleyerek zengin-fakir ayrımını genişletiyor. Zengin devletlerin açgözlülükleri arasında küresel Covid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) girişimini Afrika’ya aşı teslimatlarını yaklaşık 150 milyon doz azaltacağını duyurmaya zorlamak da var. Bu taşma noktasında Çin, temmuz ortasına kadar yaklaşık 40 Afrika ülkesine aşı bağışladı veya ihraç etti. Bu, Beijing’in şubat ayında taahhüt ettiğinin iki katından fazla.

Çin aşı üretimi için Mısır ile Fas’taki üretim tesislerinin faaliyete geçirilmesi, virüsün yayılmasını yavaşlatmaya ve Afrika’nın pandemi ile ilgili ekonomik zorluklarla mücadele etme yeteneğini güçlendirmeye yardımcı olacaktır. Üretim tesislerinin faaliyete geçirilmesi BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkıda bulunan uluslararası iş birliğinin iyi bir örneği olarak Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından takdir edildi. Çin’in Afrika ile olan ilişkisi, bölgesel ulusların Beijing’den bir şeyler öğrenme, hem fiziksel hem de teknolojik altyapılarını geliştirme, ekonomik büyümeyi artırma ve milyonları aşırı yoksulluktan çekme konusundaki hararetli isteklerinden kaynaklanmaktadır. Çin’in kültür, eğitim, finansman, sağlık, yatırım, güvenlik ve teknoloji iş birliği, kıtanın dünyada önemli bir siyasi ve ekonomik blok olarak ortaya çıkmasına olanak sağlıyor. Bu nedenle, Beijing’e rakip olmak için sıkı ilişkisini veya planlarını parçalama çabaları şimdiye kadar kötü ilerledi ve gelecekte de aynı kaderi paylaşacaktır.