Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı Xie Feng, Tianjin’de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Wendy Sherman’la bir araya geldi.

Xie görüşmede, Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkilerinin şu an çıkmaza girerek ciddi zorluklarla karşı karşıya kalmasının temel sebebinin, bazı ABD’lilerin Çin’i “hayali düşman” olarak görmesi olduğuna vurgu yaptı.

Xie, “Son dönemlerde bazı ABD’liler Çin-ABD çatışmasına ve ABD’nin karşı karşıya kaldığı sınamalara değindikleri sırada sözde ‘Pearl Harbor Moment’ ve ‘Sputnik Moment’ten bahsediyorlar. Bazı uzmanlar ve bilim insanları, ABD’nin Çin’i İkinci Dünya Savaşı zamanındaki Japonya ve Soğuk Savaş zamanındaki Sovyetler Birliği ile karşılaştırarak, Çin’i “hayali bir düşman” olarak görüp, ABD vatandaşlarının siyasi, ekonomik ve toplumsal konularda duyduğu memnuniyetsizlikleri başka taraflara yönlendirmeyi ve ABD’deki köklü yapısal çelişkilerin sorumlusu olarak Çin’i göstermeyi amaçladığı görüşünde. Söz konusu ABD’liler, Çin’in kalkınmasını engelleyebilmeleri durumunda ABD’deki sorunların çözülebileceğini ve ABD’nin hegemonyasını sürdürebileceğini düşünüyorlar. ABD yönetimine mevcut son derece yanlış düşünceleri ve Çin’e karşı izlediği son derece tehlikeli politikaları düzeltme çağrısında bulunuyoruz.” ifadelerini kullandı.

“ABD’NİN ASIL AMACI ZITLAŞMA VE ENGELLEME”

Xie, ABD’nin “rekabet, iş birliği ve zıtlaşma” yaklaşımlarının, aslında Çin’in kalkınmasını engellemek için uygulanan bir kamuflaj olduğuna işaret etti.

Xie, “ABD’nin asıl amacı, zıtlaşma ve engelleme. İş birliği, geçici bir yöntem. Rekabet ise, ABD tarafından kurulan söylem tuzağı. ABD, Çin’den talebi olduğunda iş birliği istiyor; avantajlı alanlarda ise tedariki kesip, abluka ve yaptırım uyguluyor ve hatta Çin’i engellemek amacıyla çatışmaya ve zıtlaşmaya bile başvuruyor. ABD, sadece kendini ilgilendiren sorunları çözmek ve kendi istediği sonuçları alıp, sonuçlardan tek taraflı faydalanmak istiyor. Dünyada nasıl böyle bir şey olabilir?” dedi.

“ABD’NİN SÖZDE KURALLARA DAYANAN ULUSLARARASI DÜZENİ, KENDİ ÇIKARLARINI KORUMAYI AMAÇLIYOR”

Xie, ABD’nin sözde kurallara dayanan uluslararası düzeninin asıl amacının, kendi ve bazı Batılı ülkelerin kurallarını uluslararası kurallar haline getirmek ve diğer ülkelere baskı yapmak olduğuna işaret etti.

Xie, “ABD, uluslararası toplum tarafından evrensel olarak kabul edilen uluslararası hukuku veya uluslararası kuralları terk ederek, daha önce kendinin de katılmış olduğu uluslararası sistemi bozuyor. Sözde kurallara dayanan bir uluslararası düzen ortaya koyuyor ve böylece başkalarını sınırlayıp kendi çıkarlarını korumayı amaçlıyor.” diye konuştu.

“ABD ÖNCE KENDİ İNSAN HAKLARI MESELESİNİ ÇÖZMELİ”

İnsan hakları meselesine de değinen Xie, ABD’nin öncelikle kendi insan hakları sorunlarını iyi bir şekilde çözmesi gerektiğini vurguladı. Xie konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tarihte ABD’de yerli halka soykırım uygulanmıştı. Bugüne bakıldığında ise, ABD yönetiminin salgınla mücadeledeki sorumsuzluğu nedeniyle 620 bin ABD vatandaşının hayatını kaybettiği görülüyor. ABD’nin, Çin’in demokrasi ve insan hakları meselesini eleştirme hakkı yok. Çin Komünist Partisi’nin güçlü liderliği, verimli siyasi sistemi ve kendine uygun kalkınma yolu olmasaydı, hatta halk demokrasiden, özgürlükten ve insan haklarından mahrum olsaydı Çin halkı nasıl bu kadar büyük yaratıcılık gösterebilirdi ve nasıl bu kadar büyük üretici güçler oluşturabilirdi? 1 milyardan fazla nüfusa sahip dev bir ülkede ekonominin hızla büyümesi ve toplumun uzun vadede istikrarlı olması gibi mucizeler nasıl yaratılabilirdi?”

“ABD, ÇİN’LE AYNI YÖNDE HAREKET ETMELİ”

Xie görüşmede, günümüz dünyasında ülkeler arasındaki dayanışma ve iş birliğinin güçlendirilmesinin önemini vurguladı.

Xie, barışsever Çin halkının karşılıklı saygıya, adalete, hakkaniyete, iş birliğine ve ortak kazanca dayanan yeni tip uluslararası ilişkiler ile insanlık için kader ortaklığının kurulmasına katkı yapmaya devam edeceğini ifade etti.

ABD’ye Çin’le aynı yönde hareket etme çağrısında bulunan Xie, iki ülkenin birbirine saygı göstererek, adil rekabet yürütmesi ve barış içinde bir arada yaşaması gerektiğini dile getirdi.

Xie, son olarak sağlıklı ve istikrarlı bir Çin-ABD ilişkisinin sadece iki tarafın ortak çıkarlarına uygun olmakla kalmayıp, aynı zamanda uluslararası toplumun ortak beklentisine de uyduğunu söyledi.

“ZORLAYICI DİPLOMASİNİN PATENT HAKLARININ SAHİBİ ABD’LİLERDEN BAŞKASI DEĞİL”

Xie, Çin kültüründe kişinin kendi istemediği bir şeyi başkalarına yaptırmaması geleneğinin bulunduğunu, hegemonya geninin ve genişleme dürtüsünün Çin kültüründe yer almadığını ve bu nedenle Çin’in hiçbir zaman başka bir ülkeyi tehdit etmesinin söz konusu olmadığını söyledi.

Çin’in dış müdahaleler karşısında meşru ve yasal adımlar atarak, ülkenin çıkarlarını koruduğunu ve uluslararası adalet ile hakkaniyeti savunduğunu belirten Xie, bu konuda şunları söyledi:

“Çin hiçbir zaman başkalarının kapısının önünde olay yaratmadı, elini başkalarının evine uzatmadı ve başka ülkelerin bir karış toprağını bile işgal etmedi. Zorlayıcı diplomasi uygulamasının patent ve fikri mülkiyet haklarının sahibi ABD’lilerden başkası değildir.”