Xinhua

Bu yıl, Henry Kissinger’ın buzları kıran gizli Beijing ziyaretinin 50. yıl dönümü. Yarım yüzyıl sonra, Çin-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ilişkileri yeni ve hayati bir kavşakta.

Geçen dört yılda eski ABD yönetimi Çin firmalarının kasten gözünü korkutarak ve Beijing’le bir ideolojik çatışmayı körükleyerek, Çin’e karşı bir ticaret savaşı verdi. Sonuç olarak, dünyanın en önemli ikili ilişkilerinden biri son normalleştirilmesinden bu yana en düşük seviyeye indi.

Geçen ay yeni ABD yönetiminin işbaşına gelmesiyle birlikte, Washington’daki politika belirleyiciler Beijing’deki politika belirleyicilerle birleşerek ilişkileri doğru yola sokması ve ilişkilerin gelecekteki gelişmesine aklın hakim olmasını yeniden sağlaması gerekir. Bunun gerçekleşmesi için, Beijing ilişkileri çatışmasız, çarpışmasız, karşılıklı saygı ve kazan-kazan iş birliği yolunda ilerletmek için Washington’la birlikte çalışmayı arzuluyor.

ÇİN-ABD İLİŞKİLERİ YENİ VE HAYATİ BİR KAVŞAKTA

Tarih ve gerçeklik hem Çin hem de ABD’nin iş birliğinden kazançlı çıkacağını ve çatışmadan kaybedeceğini tartışmasız bir şekilde gösterdi. Son on yıllarda, iki ülke karşılıklı fayda sağlayan bereketli bir ticaret ortaklığı geliştirdi ve güçlü bir halktan halka ilişki sağladı. Küresel sahnede, terörizme karşı mücadelede el ele verdi, dünyanın 2008 küresel finansal krizini atlatmasına yardım etti, Ebola salgını ile mücadele etti ve Paris İklim Anlaşması’nda iş birliği yaptı. Üzücü olan eski ABD yönetiminin yapıcı hiçbir şey yapmaması aksine çark etmesidir

Üst düzey Çinli diplomat Yang Jiechi, salı günü ABD-Çin İlişkileri Ulusal Komitesi yönetim kurulu üyeleri ile çevrim içi yaptığı bir konuşmada “ilişkileri yeniden tahmin edilebilir ve yapıcı bir gelişme rotasına sokmak ve iki büyük ülke arasında barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan iş birliğine odaklanan bir ilişki modeli kurmak hem Çin hem de ABD’nin görevidir.” dedi.

Yang, bugün, yeni koronavirüsün yayılmasını önlemekten küresel ekonomiyi yeniden canlandırmaya, iklim değişikliği ile mücadele etmekten sayısal güvenliği devam ettirmeye kadar iki tarafın ellerini birleştirip dünyanın geri kalanı ile birlikte çalışması gerektiğini ve çalışabileceğini belirtti.

Çin-ABD ilişkilerini tekrar doğru çizgiye sokmak için her şeyden önce, Washington’ın Çin’i olduğu gibi görmesi ve modası geçmiş sıfır çözümlü ve büyük güç rekabeti zihniyetini terk etmesi gerekir. Eski ABD yönetimi içindeki Çin’i kötüleyenler Çin’i büyük bir stratejik rakip, hatta düşman olarak görüyorlardı. Böyle bir tarihsel, temel olarak ve stratejik olarak yanlış yargı onları Çin’e karşı artan biçimde çatışmacı bir politikaya yöneltti, bu The Washington Post’un “bir zafer değil fiyasko” diye tarif ettiği bir yaklaşımdı.

WASHINGTON DOĞRU TERCİHİ YAPACAK CESARETE VE BİLGELİĞE SAHİP OLMALID

Çin’in kendisini geliştirme amacı halkının hayatını iyileştirmek içindir. Bu, aynı şeyi kendi halkları için isteyenler açısından meşru ve mantıklı bir hedeftir.

İkincisi, yeni ABD yönetimi halktan halka ilişkilerin önündeki engelleri kaldırmalıdır ve iki taraf arasında normal ilişkileri yeniden kurmalıdır. Washington’daki Çin’i azarlayan güçlerin yarattığı engellere rağmen, ikili ilişkiler ve iş birliği değişik alanlarda yeni ilerlemeler kaydetti çünkü bu tür bağlar her iki ülkenin halkının çıkarlarına uygundur. Çin ile ABD’de şimdi karşılıklı 50 kardeş eyalet ve 231 kardeş şehir var. 2020’de iki yönlü mal ticareti yüzde 8’den fazla büyüyerek 580 milyar doları aştı.

Ayrıca, iki taraf farklılıklarını uygun biçimde idare etmelidir. Bunlar arasında en önemlisi iki tarafın merkezi çıkarlarına ve asıl endişelerinin yanı sıra birbirlerinin siyasi sistem ve kalkınma yolu tercihlerine saygı göstermek geliyor. Beijing’in değişik vesilelerle belirttiği gibi, Çin asla ABD’nin içişlerine karışmadı; asla kendi kalkınma modelini ihraç etmedi ya da ideolojik çatışma peşinde olmadı ve ABD’nin dünyadaki konumuna meydan okuma ve onun yerine geçme niyeti de yok.

Aynı şekilde, ABD tarafının da Çin’in merkezi çıkarları, ulusal onurunun yanı sıra 1,4 milyarlık halkının duygularını ilgilendiren Taiwan, Hong Kong, Tibet ve Xinjiang gibi konularda Çin’in kırmızı çizgilerini çiğnememesi gerekir.

Son ama son derece önemli olmak üzere, iki tarafın karşılıklı yararlı iş birliğini genişletmesi gerekir çünkü iş birliği yapmak zorunda oldukları ve yapabilecekleri daha fazla ve daha geniş alanlar var; salgına karşı mücadele, küresel ekonomik toparlanma, iklim değişikliği, sayısal güvenlik gibi.

Çin-ABD diplomasisindeki buzları kıran kilit isimlerden birisi olan Kissinger’ın “Çin Üzerine” adlı kitabında belirttiği gibi, “iki taraf on yıllarca önce ilişkileri düzelttiği zaman o zamanın liderlerinin yaptığı en önemli katkı “bakışlarını günün acil sorunları ötesine yönlendirmeye istekli olmalarıydı.” Yeni ABD yönetimi için, böyle bir vizyonu paylaşmak ve ABD-Çin ilişkilerini istikrarlı ve sağlıklı kalkınma doğru yoluna sokmak sadece iki tarafın çıkarına değil, geniş anlamda dünyanın da çıkarınadır. Washington doğru tercihi yapacak cesarete ve bilgeliğe sahip olmalıdır.