Xinhua

Şu anda kilit bir noktada bulunan dünyanın en önemli ikili ilişkilerinden birini normal hale geri getirmek için vizyon, cesaret ve bilgelik gerekir.

Tıpkı herhangi bir ikili ilişki gibi, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) bazı farklılıklarının olması doğal. Her iki taraf için de en iyi çözüm, ikili ilişkilerin sağlıklı ve istikrarlı gelişmesini desteklemek için, rasyonel, olumlu ve yapıcı bir yaklaşım almak, iş birliğine ve farklılıkları idare etmeye odaklanmaktır. Birbirleriyle iş birliği yaparak, Çin ve ABD hem iki ülkeye hem de genel olarak dünyaya yararlı olacak birçok büyük şey başarabilir.

Üst düzey Çinli diplomat Yang Jiechi, geçen hafta cumartesi günü ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ile bir telefon görüşmesi yaptı. Bu görüşme sırasında her ikisi de ikili ilişkilerin iki ülke ile dünya için çok önemli olduğunu, istikrarlı ve yapıcı ikili ilişkiler geliştirmek istediğini söyledi.

ÇİN’İN ABD’YE KARŞI POLİTİKASI HER ZAMAN İSTİKRAR VE DEVAMLILIK GÖSTERDİ

Diyalog gereklidir. Ancak Çin-ABD ilişkilerinin yoluna girip girmeyeceği, yeni ABD yönetiminin ikili ilişkilerdeki kırmızı çizgilere saygı gösterip göstermeyeceğine bağlı. Çin-ABD ilişkilerinin gelişmesi iki ülke halkına büyük faydalar sağladı ve dünya barışı ile refahını destekledi. Ancak, son dört yılda belirli ABD’li politikacıların çok fazla Çin karşıtı söylemine ve nefretine tanık olduk.

Bir zamanlar ABD’nin Dışişleri Bakanı olan Mike Pompeo, dünyanın gerçek sorunlarını çözmek için gerçek bir gayret göstermedi. Aksine, Washington’daki diğer siyasi sabotajcılarla birlikte dünya sahnesinde bir komedinin arkasından başka bir komedi sergiledi ve gelecek Çin-ABD ilişkileri için mümkün olduğu kadar çok çukur kazdı. Yeni yıl başlarken ve yeni ABD yönetimi yemin ederken, Çin-ABD ilişkilerini doğru rotaya tekrar sokmak zorunludur. ABD çatışmama, karşı karşıya gelmeme, karşılıklı saygı ve kazan-kazan iş birliği ruhunu savunmak, iş birliği ve farklılıkları yönetmeye odaklanmak için Çin’le birlikte çalışmalıdır ki, ikili ilişkilerin sağlıklı ve istikrarlı gelişmesini ileriye götürsünler.

Çin’in ABD’ye karşı politikası her zaman yüksek düzeyli bir istikrar ve devamlılık gösterdi. Çin ve ABD’nin ortak çıkarları farklılıklardan çok daha fazladır. Ancak ikili ilişkilerde belirli kırmızı çizgiler olduğunu da belirtmek gerekir. Çin-ABD ilişkilerinde en önemli ve duyarlı merkezi sorun olan Taiwan sorunu Çin’in egemenliği ve toprak bütünlüğü ile ilgili. Blinken’ın teyit ettiği gibi, ABD tarafı tek Çin politikasını sürdürecek ve üç Çin-ABD ortak açıklamasına uyacak ve bu siyasi tutum değişmedi.

DÜNYANIN ÖNCEDEN BELİRLENMİŞ BİR KADERİ YOK

Hong Kong, Xinjiang  ve Tibet’le ilgili konular da, Çin’in içişleridir ve dış güçlerin karışmasına izin vermez. Çin’i karalama ve iftira atma konusundaki her girişim başarısızlığa mahkumdur. Çin defalarca savaş sonrası düzene meydan okuma ya da ABD’nin yerine alma niyeti olmadığını açıkladı. Çin’in sürekli meydan okuduğu şey kendisidir. Çin, Çin’e özgü sosyalizm ve Çin ulusunun büyük yenilenmesi yolunu izliyor. Çin’in refahı sadece dünyaya daha fazla fırsat sağlar.

İki büyük ülke olarak Çin ile ABD’nin geniş ortak çıkarları var ve dünya barışı ile kalkınması için önemli sorumluluklar taşıyorlar. Geçmişte 2018 küresel finans kriziyle mücadele, 2014’te Ebola salgını ile mücadele ve 2016’da Paris Anlaşması konusunda iş birliği gibi başarılı iş birlikleri yaptılar. Şimdi iklim değişikliğine mücadele, Covid-19’la savaş ve ekonomik toparlanma gibi alanlarda iş birliği yapma konusundaki yeni fırsatları yakalamalılar.

Böyle bir iş birliği, cumartesi günü telefon konuşmasının yapıldığı zamanki gibi, iki taraf karşılıklı iletişimden başlayabilir. Çin-ABD ilişkilerinin büyümesi bütün kesimlerden Çinli ve Amerikalıların on yıllardır sürdürdüğü bağlılık ve kararlığın sonucudur. Stratejik yanlış hesaplar ve şüpheler iki taraf, karşılıklı stratejik niyetlerini açıklığa kavuşturmak ve karşılıklı güveni tazelemek için oturup kapsamlı, samimi ve derin diyaloğa girdiği zaman büyük ölçüde azaltılabilir.

William Shakespeare’in dediği gibi; “Kaderimiz yıldızların değil, bizim elimizdedir.” Çin ile ABD ilişkilerini iyileştirmek için birlikte çalışabilir. Dünyanın önceden belirlenmiş bir kaderi yok. Çin-ABD ilişkilerinin geleceği ve dünyanın geleceği, bugün hangi vizyonu benimseyeceklerine ve hangi tercihleri yapacaklarına bağlı.