CRI Türkçe

20’nci yüzyılın başında iki cihan harbi insanları yersiz yurtsuz, çocukları babasız bıraktı. İki savaşta milyonlarca kişi öldü, savaşların getirdiği maddi ve manevi yıkımın tekrar etmesinin önüne geçmek için muzaffer ülkeler Birleşmiş Milletler’in (BM) kurulması kararını aldı.

BM’nin uluslararası ilişkilerde aktif bir rol oynamasıyla savaşların önlenmesi, devletlerin barışçıl ilişkiler kurması, ekonomik ve sosyal iş birlikleri sağlanması hedeflendi. BM’nin tüm ülkeler için eşit şekilde adalet, güvenlik, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitlik sağlayarak dünyaya barış getirmesi amaçlandı.

BM, esas temsil gücünü ve etkisini ise 1971’de Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) meşru koltuğunu geri almasıyla kazandı. ÇHC’nin BM’de Çin’in tek meşru temsilcisi olması, örgütü Soğuk Savaş döneminde Doğu ve Batı bloklarının çıkar ve isteklerinin dışındaki meselelerin de tartışıldığı, 840 milyonun üzerinde nüfusa sahip Çin’in ve 3’üncü dünya ülkelerinin talep ve endişelerinin de gözetildiği bir platform hâline getirdi.

ÇHC’nin BM 26’ncı Genel Kurul’unda ezici çoğunlukla kabul edilen 2758 sayılı kararla meşru koltuğunu yeniden kazanması, Çin halkı için bir zafer olmanın yanı sıra, BM’nin yola çıkış gayesinin gerçek manada hayata geçirilmesi için elzemdi.

Nitekim, Çin’in 50 yıllık süreçteki çalışmalarına baktığımızda bunun somut örneklerini görebiliyoruz. BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyelerinden biri olarak Çin, yarım asırlık süreçte, birçok uluslararası meselede Amerika Birleşik Devletleri (ABD) öncülüğündeki Batı’nın tek taraflı girişimleri tüm dünyaya dayatması karşısında bir denge unsuru oldu.

BM Şartı’ndaki amaç ve ilkelere tamamıyla bağlı kalan ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak sorumluluklarını eksiksiz şekilde yerine getiren Çin, şu ana dek BM’nin barış koruma harekâtlarına 50 binden fazla personel gönderdi. Çin, ayrıca hem BM’nin hem de BM barış koruma harekâtlarının ikinci büyük mali destekçisi konumunda.

Çin’in adaletten yana duruşu, BM’nin son yıllarda birçok hususta hakkaniyetli kararlar almasını sağladı. Çin’in veto hakkı, birçok ülkeyi Batı’nın işgal ve müdahaleleri ile tek taraflı eylemlerinden korudu. Bunu Filistin sorunu, Kore Yarımadası nükleer sorunu ve İran nükleer sorunu gibi hâlâ tam olarak çözülememiş meselelerde de tüm dünya gördü.

ABD başta olmak üzere Batılı ülkelerin, yeni güvenlik paktlarıyla, tarifelerle, iç işlerine müdahale girişimleriyle dünyayı yeni bir Soğuk Savaş’a sürüklemeye çalıştığı bir dönemdeyiz. Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in de Çin’in BM’deki meşru koltuğunu geri kazanmasının 50’nci yıl dönümü nedeniyle düzenlenen toplantıda yaptığı konuşmada işaret ettiği gibi, dünya bugün 50 yıl öncesine kıyasla daha büyük ve karmaşık zorluklarla karşı karşıya.

Dolayısıyla Xi’nin tüm ülkeleri zıtlaşma yerine iş birliğini, kapanma yerine açıklığı ve sıfıra müncer oyun yerine karşılıklı faydayı tercih etmeye çağırması büyük önem taşıyor.

Dünyanın Covid-19 pandemisi ve iklim değişikliği gibi ciddi krizleri asgari zarar ve kayıpla atlatması için tek çözüm yolu, BM’nin uluslararası ilişkilerdeki merkezi rolünün ve gerçek anlamda çok taraflılığın korunması.