Xinhua

Çin, Fransa ve Almanya liderleri üç aydaki ikinci çevrim içi zirvelerini pazartesi günü yaptılar ve karşılıklı yararların belirlediği diyaloğu geliştirmek ve iş birliğini genişletme konusundaki ortak isteklerinin yanı sıra küresel zorluklara karşı birlikte mücadele etme ortak sorumluluk duygusunu bir kez daha dünyaya gösterdiler.

Zirve hem gerekli hem de önemliydi. Son aylarda, Çin ile Avrupa Birliği (AB) arasındaki ilişkiler, bazı kötü niyetli Batılı politikacıların ve medya kanallarının yoğunlaşan Çin’i karalama kampanyaları ortasında bazı iniş çıkışlar yaşadı. Aynı zamanda koronavirüsün hızla yayılan delta varyantı ve zayıf küresel ekonomik toparlanma daha güçlü küresel iş birliğini gerektiriyor.

Her şeyden önce, çevrim içi zirve liderlerin Çin ve AB arasındaki farklılıkları genel olarak uygun biçimde ele almaya ortak kararlılıklarına tanıklık etti. Tıpkı Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping’in zirve sırasında vurguladığı gibi, Çin-AB kapsamlı stratejik ortaklığı en büyük ortak paydaların birleştiği yer olduğu için, iki tarafın, ilk olarak karşılıklı saygı ve karşılıklı anlayış temel ilkelerine uyarak bu ortaklığa değer vermesi gerekir.

Her birinin ulusal egemenliğine ve merkezi çıkarlarına gerekli saygı gösterilmeden ve farklılıkları gidermek ve karşılıklı saygıyı güçlendirmek için samimi konuşmalar olmadan, herhangi bir gerçek ortaklığı geliştirmenin temeli olmayacaktır.

İkincisi, zirve iki tarafın da üzerinde olması için çalışma konusunda her türlü nedene sahip olduğu, ikili iş birliğinin güçlendiği olumlu sinyalini verdi. Geçen yıllarda, Çin ile Avrupa ülkeleri arasındaki artan ilişkiler iki tarafa da somut yararlar sağladı, bu da rekabet veya hatta düşmanlık yerine bu iş birliğinin ortak gelişme yönündeki tek doğru yol olduğunu kanıtladı.

Çin, 2020’de AB’nin en büyüt ticaret ortağı oldu ve iki taraf ayrıca daha önce planlandığı gibi ikili yatırım anlaşması konusundaki 7 yıllık müzakerelerini tamamladı.

Çin-Avrupa yük treni hizmeti içinde, şimdiye kadar 40 binden fazla tren seferi yapıldı ve nakledilen malların toplam değeri 200 milyar doları buldu. Salgına rağmen, trenler Avrasya ülkelerindeki kırılgan tedarik zincirlerini güçlendirdi hem Çin hem da Avrupa’da ticareti korudu ve salgınla ortak mücadele çabalarına imkân tanıdı.

GÜÇLERİ BİRLEŞTİRMEK KÜRESEL TOPLUMUN HAYATİ ÇIKARLARINA UYGUN

Çin ile Avrupa ülkeleri geleceğe baktıklarında, ekonomi ve ticaretin yanı sıra stratejik, kültürel, sayısal ve iklim sektörleri gibi alanlarda kazan-kazan iş birliği için daha fazla alana sahipler. Örneğin, iki taraf ikili yatırım anlaşmasının onaylanma sürecindeki bütün engelleri aşmak için güçlerini birleştirerek işe başlayabilirler. Ayrıca salgın önleme ve kontrolünde kişisel ilişkileri geliştirebilirler ve Çin-AB coğrafi göstergeler anlaşmasında listelenen ürünlerin karşılıklı tanınması ve korunmasını geliştirebilirler. Bu arada, Brüksel’in stratejik özerkliğini geliştirmeye devam etmeli ve herhangi bir üçüncü tarafın siyasi bozma çabalarına karşı durmalı ki, Çin-AB iş birliği doğru bir çizgide tutulabilsin.

Üçüncüsü, zirve çok taraflılığı destekleyen birleşik sesi güçlendirdi. Dünya sahnesindeki iki büyük oyuncu olan Çin ile AB çok taraflılığa ve insanlığın karşısındaki ortak tehditlere karşı birlikte çalışma yükümlülüklerine aynı şekilde inanıyor.

Artan korumacılık ile izolasyonculuk gibi küresel durumdaki büyük değişiklikler ortamında, Birlemiş Milletler’in (BM) merkezinde olduğu bir uluslararası sistemi korumak, uluslararası ilişkileri BM Sözleşmesi temelinde yöneten temel ilkeleri desteklemek ve küresel sorunlarla bütün tarafların mantıklı ve sakin bir şekilde danışmalar yoluyla mücadele etmesi her zamankinden daha önemli.

Salgının yaygın ikinci dalgası ve halen kötü küresel ekonomik manzara karşısında, Çin ile AB için zayıf ülkelere salgına karşı mücadelelerinde yardım etmek, küresel sağlık yönetişimini iyileştirmek, yoksul ülkelerin ekonomik yükünü hafifletmek ve açık bir dünya ekonomisi kurmaya devam etmek için birlikte çalışmak her zamankinden daha acil. 

Özellikle, her ikisi de Afrika’ya uzun zamandır ihtiyaç duyulan yardımı yapan iki taraf, bölgedeki ülkelere aşı arzını artırmak için çabalarını artırabilir ve Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) birlikte öncülük ettiği aşı paylaşım programını destekleyebilir. Ayrıca Afrika’daki finans ve eğitim sorunlarında aralarındaki koordinasyonu artırmaları da gerekir.

Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen geçen yılın sonunda attığı bir Tweette, “Yarının Covid sonrası dünyasının, daha iyi ilerlemek için güçlü bir AB-Çin iş birliğine ihtiyacı var.” dedi.

Aslında, iş birliği, karşılıklılık ve güvene sahip daha yakın bir Çin-AB ortaklığı kurmak için güçleri birleştirmek her iki tarafın ve genel olarak küresel toplumun hayati çıkarlarına uygun olacaktır.