Aydınlık gazetesi Ankara temsilcisi İsmet Özçelik, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Özçelik, iç ve dış politikadaki son gelişmeleri değerlendirdi.

Türkiye’de devam eden orman yangılarında özellikle Ege bölgesinde ciddi sıkıntıların olduğunu belirten İsmet Özçelik, “Yangınlar bir türlü durdurulamıyor ve giderek genişleyen bölümle de var. Yangınların söndürülmemesi de sıkıntının devam ettiğini gösteriyor. Belli bölgelerde yeşil alanların önemli bir kısmı yanmış gözüküyor. Şu anda yapılması gereken bir an önce bu yangınların söndürülmesi. Yangın söndürüldükten sonra buralarda nasıl bir yol izleneceği elbette tartışılacaktır. Hızlı bir şekilde ağaçlandırma şimdiden konuşulmaya başlandı. Öte yandan yangınla birlikte Türkiye’de iç kargaşa ve kaos yaratmak planlarının da olduğu gözüküyor. Özellikle sahte sosyal medya hesaplarından bu körükleniyor. Toplumun kafası iyice karıştırılmak isteniyor. Çok ciddi bir bilgi kirliliği ile karşı karşıyayız.” dedi.

ERDOĞAN- KAYS SAİD GÖRÜŞMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ile yaptığı telefonda görüşmesine de değinen Özçelik’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“İlginç bir görüşme oldu. Çünkü Tunus’taki olaylardan sonra iktidara yakın çevrelerde ‘darbe’ söylemleri gündeme gelmişti. Erdoğan’dan yapılan bu sürpriz görüşme önemli. Erdoğan özellikle meclisin görevde olmasına vurgu yaptı. Erdoğan, Kays Said’e Türkiye’nin üzerine düşen görev varsa yardıma hazır olduğunu söyledi. Bu gelişmeler Türkiye’nin Mısır’da bir anlamda ‘hata’ olarak değerlendirilen duruma Tunus’ta düşmeyeceğinin göstergesi. Erdoğan’ın bu telefonu özellikle Türkiye-Tunus ilişkileri ve Doğu Akdeniz’deki ilişkileri bakımından son derece önemli.

ABD, SURİYE’NİN DOĞUSUNDAKİ BÜTÜN TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEĞİNİ SÜRDÜRÜYOR

PKK’nın çatı örgütü Suriye Demokratik Güçleri (SDG), önceki gün Haseke’de düzenlediği sözde yıllık Askeri Meclisler Toplantısı son derece ilginç bir toplantı. Bu toplantı şunu gösteriyor; Amerika Bileşik Devletleri (ABD) Suriye’nin doğusundaki bütün terör örgütlerine desteğini sürdürüyor. Bunu sürdürme konusunda kararlı. Nitekim toplantının açılış konuşmasını yapan PKK-PYD’nin önemli isimlerinden ‘Mazlum Abdi’ kod adlı Abdi Şahin, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) Afrin, Tel Abyad ve Rasulayn’ı işgal ettiğini ileri sürerek, buralarda halka IŞİD’den farksız davranıldığını ileri sürdü. Abdi Şahin, söz konusu bölgelerin işgal altında bırakılmayacağını belirterek ulusları güçler, koalisyon ve Birleşmiş Milletler’e (BM) bu konuda sessizliklerini bozma çağrısı yaptı. Sözde ‘Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ adına konuşan terörist Abid Hamid el-Mahbaş ise Suriye’de yaşanan sorunların çözülmesi için özerk sistemin yegâne çözüm olduğunu söyledi. Bu arda PKK’da eş zamanlı bir açıklama yaptı. Musul’un Sincar bölgesi için özerklik talep etti ve Batı’yı Türkiye’ye karşı yardıma çağırdı. Yani belli ki ABD’nin Suriye’de kurmak istediği PKK devletçiği, bunu daha sonra Irak’takilerle ile de birleştirmek istiyor.

Hint Okyanusu’nda İsrailli şirkete ait gemiyi hedef alan saldırıdan İran’ı suçluyorlar. ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, Hint Okyanusu’nda İsrailli bir şirkete ait nakliye gemisine düzenlenen saldırıdan İran’ın sorumlu olduğunu dile getirerek, ‘Birleşik Krallık, İsrail, Romanya ile diğer ülkelerle çok yakın temastayız ve İran’a ortak bir yanıt verilecek.’ dedi. Bu açıklama anlamlı. İsrail de benzer tehditler yapmıştı. Bölgede bu nedenle bir gerginlik var. İran’a saldırı olması durumunda İran’ın buna sert karşılık vermesi bekleniyor.

İRAN’DA İBRAHİM REİSİ DÖNEMİ

İran’da bugüne kadar şöyle bir durum vardı; dini önderlik biraz farklı düşünüyordu. Cumhurbaşkanlığı makamı yani yürütme farklı düşünüyordu. Ruhani ile dini önderlik arasında bazı görüş ayrılıklarının olduğu herkesin bildiği bir durum. Şimdi ise dini önderlik ile yürütme birbirine çok yakın düşünüyor. Çünkü yeni Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi, dini önderliğinde istediği bir isim. Seçimi çok net kazandı. İran’a yönelik ambargo ve içinde bulunduğu ekonomik sıkıntıların arkasından bu seçimi kazanmış olması önemli. İran’da tam da uyum olduğu bir dönemde İbrahim Reisi’nin olası bir saldırıya sessiz kalmasını beklemek son derece yanlış olur. Bu nedenle daha kararlı bir politika izleyecektir.”