CGTN / Hannan Hussain

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Joe Biden 16 Haziran’da, Biden göreve geldikten sonra Cenevre’de ilk görüşmelerini yaptılar. Birkaç saat süren toplantı, yaygın biçimde yıllardır en düşük noktasında olduğu kabul edilen ABD-Rusya ilişkilerinin doğrudan nabzını tuttu. 

Putin, görüşme sonrası düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, Biden’ın görüşmenin olumlu bir ruh halinde ve abartısız geçtiği yönündeki görüşünü teyit etti. Putin, ‘’Sanırım bir düşmanlık yok. Esas olarak konuşmak gerekirse, pozisyonlarımız birçok alanda farklı, fakat benim bakış açıma göre, her iki taraf da birbirini anlama ve daha da yakınlaştırmanın yollarını bulma niyeti gösterdi.’’ dedi.

Ancak, çok sayıda tereddüde rağmen, üst düzey görüşmelerin her iki tarafa önemli hassas konularda daha büyük netlik sağlamasına izin verdiği yerde, Moskova ve Washington büyükelçilerinin geri dönmesine, önemli silah kontrol görüşmelerinin yeniden başlamasına ve olası bir siber güvenlik istişareleri için niyet beyanına karar verildi. Birkaç sebep bu noktaların niçin önemli olduğunu gösteriyor.  

Birincisi büyükelçilerin kendi diplomatik görevlerine geri dönmesi sadece sembolik olmaktan çok daha fazlasıdır. Washington örneğinde, insan hakları, siber güvenlik ve rejim suçlamaları gibi algılanan sürtüşmelerin hiçbir surette, standart diplomasinin darbe alması ve ABD-Rusya ilişkilerinde ters etkiye zemin hazırlamaması gerektiğinin sessiz bir hatırlatıcısıdır.

Bu haftaki ikazın işareti, mart ayında Washington yönetiminin yersiz hareketi ve düşmanca söyleminin Moskova’nın haklı olarak ABD büyükelçisini geri çağırmak zorunda kalmasından kaynaklanıyor. Böylece, önemli ABD-Rusya ilişkisinin “dönüşü olmayan bir bozulmadan” nasıl korunabileceği üzerinde düşünülebilirdi.

NÜKLEER SAVAŞIN BAŞLATILMAMASINA YÖNELİK BAĞLILIK TEYİT EDİLDİ

Cenevre Zirvesi’nde, her iki tarafı üst düzey diplomatik protokollerin gidişatını belirlemeye davet eden, büyükelçilikle ilgili ağırlığın bir kez daha yardımına başvuran ve Biden’ın genel olarak “(Washington ve Moskova’nın) uyabileceği yolun bazı temel kuralları” gözüyle baktığı şeye ivme kazandıran bu tür bir ön düşmanlığın olmamasıdır. 

Silahların kontrolü cephesinde, bütünleşmiş bir ABD-Rusya “Stratejik İstikrar Diyaloğu” konusunda devlet başkanları arasındaki resmi uzlaşma daha önemli bir kritik noktaya ulaşamazdı. Zirveden sonra yapılan ortak açıklama, her iki taraftan yetkililerin ve zeki gözlemcilerin aylardır yaptıklarına ilişkin özlü bir okuma sağlıyor; en büyük sürtüşme dönemlerinde bile, ABD-Rusya’nın nükleer silahların kontrolü konusunda görüşü genellikle eş zamanlı oldu ve hassas silahların düzenlenmesinde gelecekte bir stratejik gereklilik olarak görüldü.

Tam da bu sebepten dolayı, Biden ve Putin’in Stratejik İstikrar Diyaloğu’nu başlatması anlaşması, özellikle eski ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, dünyanın en büyük iki nükleer silaha sahip devleti arasındaki silahların kontrol edilmesi anlaşmasından tek taraflı olarak geri çekilmesiyle, nükleer diplomasinin kötüye gitmesinin altına çok ihtiyaç duyulan zemini yerleştiriyor.

Çarşamba günü silahların kontrolü konusunda varılan ortak anlaşma, altı ila on iki aylık bir çerçevede alternatif ABD-Rusya iletişim hatlarına bir yaşam çizgisi sunuyor, çünkü Biden ve Putin, “stratejik alanda öngörülebilirliği sağlama ve silahlı çatışma riski ile nükleer savaş tehdidini azaltma hedeflerini” ilerletme ihtiyacını kabul ediyor.

SİBER GÜVENLİK KONUSUNDA ANLAŞMA

Açık olmak gerekirse Cenevre Zirvesi, bu tür sade açılışların niçin hiçbir suretle geniş tabanlı yeniden ayarlama hevesini yansıtamadığına ilişkin bazı önemli gerçekleri gösterdi. Rusya ve ABD’nin yakınlaşma yeteneği olmadığı görüşüne dayanıyor. Bunun yerine zirvenin gösterdiği gibi, bir devletin egemenlik sınırlarını zorlama konusunda ısrarlı girişimler, insan hakları taahhütleri ve siber disiplin, özellikle Moskova yönetiminden belirli kırmızı çizgilerin gösterilmesini garanti ediyor.

Tipik bir örnek, her iki tarafın planlı siber güvenlik görüşmelerini destekleme niyetinin ifadesidir. Bu gelişme hoş karşılanan bir başlangıç gibi olsa bile, Biden’ın, Rus fidye yazılımı tehdidi algılarına ısrarla odaklanıyor görülmesi, Putin’i geçen hafta çarşamba günü kendi egemenlik haklarına ağırlığını koymaya zorladı; Moskova, siber saldırıların “ABD siber aleminden koordine edildiğine” dair kanıtları saklı tuttuğu ve uzmanların, ABD-Rusya ulusal çıkarlarına uyumlu şekilde hitap etmesi için her türlü imadan vazgeçmesi gerektiği belirtildi.

Washington’ın, farklılıkları kategorilere ayırmada Moskova’nın güvenini yansıtması için, ABD’nin zirvenin mütevazı kazanımlarına uzun vadeli bir bakış açısı getirmesi ve gelecekteki ilerlemenin egemen ve ideolojik sürtüşmelerden korunmasının sağlanmasının beklenmesi gerekmektedir. Bu tür istekler yumuşatılmayı talep ediyor, çünkü zirvenin bazı kazanımlarının yakın gelecek için kabul edilmesine rağmen, demokratik bildirgeler ve rejim idealizmi halen Biden’ın ABD-Rusya iş birliğini “karşılıklı çıkarla” benimsemesini destekliyor. 

Basitçe söylemek gerekirse, toplantının üst düzey diplomatik protokoller konusunda hoş karşılanan geri dönüşü, silah kontrolü görüşmeleri ve siber güvenlik istişareleri eşit ölçülerde kabul edilme ve uyum gerektiriyor.