CGTN / Wang Jin

İsrail ve Filistin arasında son zamanlarda artan gerilim, her iki taraf için insani felakete yol açtı. Şiddetli çatışma, iki taraf arasındaki güvensizlik ve düşmanlığın sonucudur, ancak bazı unsurlar ve olaylar ilişkileri daha hassas hale getiriyor.

Ayrı ayrı birkaç olay, gerilimin tırmanmasına yol açtı. Birincisi, Şeyh Cerrah Mahallesi’nin statüsü konusundaki anlaşmazlık, Doğu Kudüs tarihi konusunda şiddetli tartışmaya sebebiyet verdi. Şeyh Cerrah Mahallesi’nde yaşayan Filistinliler, 1948’den 1967’ye kadar Doğu Kudüs’te Ürdün hükümetinin verdiği belgelere dayanarak hakları olduğunu iddia ederken, Yahudi yerleşimciler 1918’den 1947’ye kadar Filistin’de İngiliz makamlarının verdiği belgelere dayanarak, Şeyh Cerrah’ta arazi ve mülkler üzerinde hakları olduğunu öne sürüyorlar. 

Kudüs’ün statüsü, Yahudiler ve Filistinliler arasındaki en hassas konulardan biri. Şeyh Cerrah konusundaki tartışma, Doğu Kudüs’ün karmaşık tarihini, özellikle çatışan anlatıları gösteriyor. İsrail Yahudileri için Kudüs’ün tarihi, acı çekmeden ulusal yeniden doğuşa Yahudilerin tarihi olarak anlaşılabilir. İsrail Yahudileri, hem milli hafıza hem de dini önemiyle Kudüs’ü mutlak merkez olarak kabul ediyorlar. Kudüs’ün Yahudi tarihi, Yahudi kutsal kitabı zamanlarına kadar izlenebilirken, Kudüs, dağılma döneminden sonra bile Yahudiler için ruhani bir merkez olarak kabul edildi. 19. yüzyılın sonunda modern Siyonizm ortaya çıktıktan sonra, Filistin’deki Yahudi modern siyasi varlığı ve Kudüs arasındaki bağlar sabitlendi. 

FARKLI GRUPLAR ARASINDAKİ İÇ BÖLÜNME DİKKAT ÇEKİYOR

Filistinler için de Kudüs, dini ve ulusal öneme sahip bir yer. Müslümanlar Kudüs’e, Mekke ve Medine’nin yanı sıra üç İslami merkezden biri olarak bakmaktadırlar. Kudüs’ün Eski Şehir bölgesindeki Mescid-i Aksa Camisi, dünyadaki bütün Müslümanlar için dini inanç merkezi. Bunun yanı sıra Kudüs, Filistin’in Yahudi işgaline karşı mücadelesinde sembolik öneme sahip. Filistinliler için Kudüs bölünemez ve ödün verilemez bir kent. 

İkincisi, Filistinli gruplar arasındaki iç çekişme şiddetin artmasına yol açtı. Filistinliler ulusal kuruluşu sağlamak için mücadele etmenin öneminin farkında olsalar bile, farklı gruplar arasındaki iç bölünme çok dikkat çekiyor. Filistin yönetimi içinde önde gelen El Fetih veya Filistin Ulusal Özgürlük Hareketi, Hamas veya Filistin İslami Direniş Hareketi ile karşı karşıya geliyor. El Fetih ve Hamas arasında birçok fikir ayrılığı bulunabilir. Örneğin, El Fetih laik siyasi ilkeleri savunurken, Hamas ise İslami siyasi ilkeleri savunuyor. El Fetih’in liderliği çoğunlukla, 1948 yılından sonra Filistin’den komşu Arap ülkelerine kaçan Filistinli mültecilerden oluşurken, Hamas liderliği, 1948 yılından sonra İsrail’in işgali altındaki Doğu Kudüs, Gazze Şeridi ve Batı Şeria’da yaşayan kişileri temsil ediyor.  

1990’lı yıllardaki Oslo barış süreci girişiminden sonra Hamas ve El Fetih arasındaki çekişme giderek yoğunlaştı. 2006 yılında Hamas, sürpriz biçimde Filistin Yasama Konseyi seçimini kazandı. Hamas’ın seçim zaferine El Fetih, İsrail ve ABD’nin saygı göstermemesi, Hamas ve El Fetih arasındaki iç askeri çatışmayı artırdı. Çatışmadan sonra Hamas Gazze Şeridi’ne hâkim olurken, El Fetih liderliğindeki Filistin yönetimi Batı Şeria’da hâkimiyetini sürdürdü. Hamas ve El Fetih arasındaki çatışmanın patlak vermesi, Filistin’den İsrail’e herhangi bir taviz verilmesini imkânsız hale getiriyor. Hamas, Gazze Şeridi’nde İsrail ve Mısır’ın ablukası altında tecrit edilmiş durumda ve bu, Filistin toplumu içinde hâkimiyeti sağlamak için Yahudiler ile Filistinliler arasında her ayaklanmayı fırsat biliyor ve kışkırtıyor. 

GÜVENE DAYALI BARIŞ SÜRECİ ANLAŞMAZLIKLAR ÜSTESİNDEN GELMENİN TEK YOLU

Üçüncüsü, İsrailliler ve Filistinliler yakın zamanda ortaya çıkan olaylardan birbirini sorumlu tutuyorlar. İsrail, Hamas’ın şiddeti organize ettiğini ve kışkırttığını, İsrail topraklarına roket fırlatarak, İsrail’in güvenliğini tehdit ettiğini savunmaya devam ediyor. Bu yüzden İsrail’in bakış açısına göre, Hamas son şiddet olaylarından sorumlu tutulmalı. Hamas’ın bakış açısına göre ise, Filistinliler İsrail’in şiddeti ve baskısına karşı direniyorlar. Hamas, İsrail’in baskısına ve Filistinlilerin evlerinden çıkarılmasına karşı önde gelen bir hareket olmayı sürdürüyor. On yıllardır Batı Şeria’da, Doğu Kudüs’te ve diğer Filistin topraklarında çok sayıda Yahudi yerleşim birimi inşa edildi.

Filistinlilerin yaşam alanları İsrail duvarları ve çitleriyle ayrıldı, daraltıldı ve sıkıştırıldı. Bu yüzden Filistin ayaklanması İsrail’e karşı sadece bir mücadele değil, aynı zamanda uzun vadeli işgale ve Filistin’in ulusal rüyasının ötekileştirilmesine karşı Filistinlilerin kızgınlığının ve farklılığının ifadesidir. 

Filistinliler ile İsrailliler arasında tarihleri konusunda çatışan anlatılar ve son dönemdeki gerginlikler, uluslararası toplumun müdahalesi ve arabuluculuğunun gerekliliğini ortaya koyuyor. İsrailliler ile Filistinliler arasındaki karşılıklı anlayış ve güvene dayalı barış süreci, anlaşmazlıklar ile bölünmelerin üstesinden gelmenin tek yoludur.