Global Times / Zhou Fangyin

Belirli Avustralya medya kuruluşları, Canberra-Wellington atışmalarına ve Çin’in oynadığı role yakın zamanda çok önem atfediyor. 

Çin-Yeni Zelanda, yakın zamanda nispeten ılımlı ilişkiler içinde bulunuyor, ancak Çin ile Avustralya arasındaki ilişkiler geçen yıl içinde çok azaldı. 

The Sydney Morning Herald gazetesi, geçen pazartesi “Avustralya ile Yeni Zelanda arasındaki soğukluğa ne sebep oluyor?” başlığıyla  yayımladığı makalede, “Canberra ile Wellington arasındaki yıllardır gerginliğin sürdüğü, fakat en büyük gerginliğe sebep olan Çin’in büyüyen kararlılığının nasıl ele alınacağının sorusu olduğu” yazıldı. Makalede ayrıca, “Yeni Zelanda’nın Çin konusundaki pozisyonunun, Canberra’da yarattığı önemli rahatsızlığın sürdüğüne“ değinildi.

Makalede, Avustralya’da, Wellington’ın Beijing ile ilişkilerine büyük önem yükleyen artan sayıda siyasi ve akademik elitlerin olduğu belirtildi. Bu potansiyel olarak, Avustralya’nın Yeni Zelanda’ya yönelik şimdiki karmaşık ya da ekşi üzüm mantalitesini yansıtıyor. Canberra’nın, Washington’ın Çin ile mücadele önderliğini proaktif olarak izleyerek, bu ülkeyle ilişkilerine zarar vermeyi sürdürecektir. 

ÇİN VE AVUSTRALYA ARASINDAKİ İLİŞKİLER GEÇEN YIL İÇİNDE AZALDI

Yeni Zelanda ise, Washington’ın Çin’i engelleme çağrılarını izlemek yerine Çin ile ilişkilerini pragmatik olarak yürüttü. İkili ilişkiler, Yeni Zelanda’nın ekonomisinin etkin bir şekilde fayda sağlayacağı şekilde daha da gelişti. Dahası Wellington’ın Beijing ile yakın ilişkisi, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) dâhil olmak üzere Batılı ülkeleri eleştiri yapmaya tetiklemedi. Bu Avustralya’yı kızdırmış olabilir.

Avustralya, Yeni Zelanda’nın Çin ile ilişkilerine duyarlıdır. Avustralya kendisini Okyanusya’da baskın bir ülke olarak görüyor ve uzun zamandır Yeni Zelanda da dâhil olmak üzere tüm bölge ülkelerinin diğer ülkelerle ilişkilerde onunla tutarlı olması gerektiğine inanıyor. Yeni Zelanda, Avustralya ile olan ilişkisine en yakın ve en önemlisi olarak bakıyor. Genel olarak Wellington, çoğu durumda Canberra’nın politikalarına saygı duyar. Ancak Beijing ile uğraşma açısından Wellington daha pragmatik olma eğilimindedir. Çin ile ilişkilerini daha objektif bir şekilde idare edebilir. Beş Gözün bir üyesi olarak Yeni Zelanda, Çin politikası üzerindeki göreceli bağımsızlığını koruyor. Avustralya, Yeni Zelanda’nın kendisininkine benzer bir Çin politikası benimsemek yerine Batılı ülkelerinin tutumunu paylaşmadığını ve kendi yolunu tuttuğunu düşünüyor.

Bazı Avustralyalı siyasi seçkinler ve akademisyenler, Çin’in Avustralya-Yeni Zelanda ilişkilerinde bir boşluk bırakmaya çalıştığını düşünüyor ve Avustralya üzerinde daha fazla baskı oluşturmak için Çin’in Yeni Zelanda ile bağlarını güçlendirdiğinden şüpheleniyor. Örneğin, ocak ayında, iki ülke mevcut serbest ticaret anlaşmalarını bir üst seviyeye yükseltti. Bazı Avustralyalılar bunu kendilerine uygulanan baskının bir işareti olarak görüyorlar. Sadece Avustralyalılar değil, bazı Amerikalılar da bu tür kavramlara sahiptir.

ABD ve Avustralya, Yeni Zelanda da dâhil olmak üzere Batılı ülkelerin Çin’le baş edebilmek için pozisyonlarını sağlamlaştırmalarını istiyor. Bununla birlikte, Yeni Zelanda bağımsız ve egemen bir ülkedir. ABD ve Avustralya’nın çıkarlarından ziyade kendi ulusal çıkarlarından sorumlu olmalıdır.

ÇİN’İN İKİ ÜLKEYE KARŞI TUTUMU NET

Wellington, kendi çıkarlarını nasıl savunacağı konusunda keskin bir anlayışa sahiptir. Bu noktada bir örnek; Trump yönetimi Çin’i kontrol etme baskısını artırdığında, Yeni Zelanda, ABD baskısı altında olmalı. Ancak, Huawei ile Hong Kong meselelerine karşı duruşu ile Çin konusundaki hamlelerinin ve söylemlerinin çoğu pragmatik olma eğilimindedir.

Çin’in, iki ülkenin arasını açma niyeti bulunmuyor. Çin’in iki ülkeye karşı tutumu, farklı görüşlerine dayalı normal karşılıklarıdır. Avustralya’nın Çin karşıtı siyasetleri ve eylemleri, Çin tarafından hoş karşılanmıyor ve Canberra bu kışkırtıcı Çin siyasetinin bedelini ödeyecek. ABD ile Avustralya gibi ülkeler, Yeni Zelanda’yı Çin karşıtı kamplarına geri çekmek istiyorlar. Bu yüzden gelecekte, hem Washington hem de Canberra, taraflarına geçmesi için Wellington üzerindeki baskıyı artırabilirler.

Dış siyaseti ulusal çıkarlarına dayalı olan Yeni Zelanda, baskıya kolay boyun eğecek bir ülke değil. Örneğin Soğuk Savaş sırasında, Yeni Zelanda, Washington’un ANZUS yükümlülüklerini askıya almasına yol açan ABD nükleer savaş gemilerinin ziyaretlerini yasaklamıştı. Yeni Zelanda bu kararı yüzünden hiç bir şeyden vazgeçmedi. ABD Yeni Zelandalıların kararlarını değiştiremezse Avustralya ne umabilir?

Özetlemek gerekirse, Avustralya ve ABD, Yeni Zelanda’nın Çin siyasetini etkilemeye çalışıyor olsa da, Çin-Yeni Zelanda ilişkileri bir süreliğine nispeten değişmez kalacak.