CGTN

Avustralya Maliye Bakanı Josh Frydenberg, Avustralya Ulusal Üniversitesinde pazartesi günü yaptığı konuşmada, “saldırgan” bir Çin karşısında bağımsızlığını “savunma” ve diğer ülkelerle ekonomik ve ticari bağlarını çeşitlendirme sözü verdi. Frydenberg, yıpranan Canberra-Beijing ilişkilerinden sonra Çin hakkındaki sert söylemini artırdı ve ülkesinin Çin olmadan başarılı olabileceğini savundu. Frydenberg’in konuşması “tesadüfen” Avustralya Başbakanı Scott Morrison’ın ABD Başkanı Joe Biden ile QUAD liderleri zirvesi hakkında yaptığı görüşmeden sadece günler sonra geldi.

Avustralya, Çin ile ilişkisini düzeltmek için çaba gösterecek mi? En azından mevcut hükümet döneminde yanıt hayır görünüyor. Morrison ile birlikte Avustralya, Washington’a anormal seviyede dalkavukluk yaptı ve dolayısıyla Beijing’e karşı verip veriştirdi, paranoya, McCarthycilik ve en büyük ekonomik ve ticari ilişkisine yönelik sağlam bir mantık ve ince ayrıntı eksikliği edindi. Şimdi ilişkilerin kopuşunun daha geniş bağlamının aksine kendisini “baskının” kurbanı olarak tanımlıyor. 

Avustralya’nın bir “Çin” sorunu yok. Aksine, bir “Amerika” sorunu var ve kırıcı bir biçimde Liberal Parti döneminde. Çin, Avustralya’ya baskı yapıyor mu? Beijing, Canberra’yı boyun eğmeye zorlamak istiyor mu? Ana akım medya ve Avustralya hükümeti sık sık böyle gibi anlatıyor, ancak ülkenin kendisinin Beijing ile olan ilişkilerinde, onların büyük ölçüde bütünleşmiş ilişkilerinin bozulmaya başladığı noktada büyük bozulmayı kışkırttığı gerçeğine dair herhangi bir anlayış asla görünmüyor. 

AVUSTRALYA, ÇİN İLE İLİŞKİSİNİ DÜZELTMEK İÇİN ÇABA GÖSTERECEK Mİ?

Bunun arkasındaki sebep, bu ilgili bağlar diğer alanlarda Avustralya’ya zarar veriyor gibi görüldüğü zaman bile, Avustralya’nın Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile olan bağlarına düpedüz çok fazla ağırlık vermesi, sadakat göstermesi ve eleştirel düşünce eksikliğinden kaynaklanmaktadır. Son birkaç yıl içinde Avustralya Huawei’yi 5G şebekesinden yasakladı, Çin’i sayısız yasal yatırımdan men etti, Kuşak ve Yol İnisiyatifi anlaşmasını yırttı, McCartyhciliğe benzer şekilde endüstriyel ölçekte “Çin’in etkisi” konusundaki propagandayı artırdı ve Beijing’in lehine algılanan halk aydınlarının zorbalığını ve hakaretlerini destekledi. 

Bu arada Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü (ASPI) gibi düşünce kuruluşları için ABD Dışişleri Bakanlığı ve ABD’nin büyük silah üreticilerinden fon aldı. ASPI, Covid-19’un kaynağı konusundaki komplo teorilerini yayan, Taiwan konusunda potansiyel savaşı abartan, Xinjiang’da “soykırım” hakkında yalanlar üreten kötü şöhrete sahip bir kuruluştur. Bu adımların tamamı genellikle Amerika’nın ısrarıyla Avustralya tarafından tek taraflı olarak atıldı. 

Şimdi kendinize sorun, bu duruma gerçekten “ekonomik baskı” iddiası yanıt veriyor mu? İlişkide dayanılmaz olan ve baskı yapan Çin mi? Bu, genellikle dile getirildiği gibi tek taraflı bir “zorbalık” mı? Avustralya’daki medya propagandası ve histerisi halkın çoğunu gerçekte ne olduğu konusunda eleştirel düşünmesini yapamayacak duruma getirdi. Çin, Avustralya’ya boyun eğdirme arayışında değil, ancak ABD’nin iki ülkenin sahip olmasını engellediği mantıklı ve dengeli bir ilişki için uzlaşmayı ve koşulları oluşturmaya çalışıyor.

SORUMLULUK DOĞRUDAN CANBERRA’DA

Washington zıpla dediğinde, Scott Morrison “ne kadar yükseğe” diye soruyor. Sorun da işte bu. Avustralya Çin’e karşı kışkırtıcı, mantıksız ve düşmanca davranıyor ve daha sonra kurbanı oynuyor. Çin, Avustralya ile ilişkilerinde dengeyi, olgunluğu ve istikrarı sağlamak istiyor, fakat bir ülke diğerini düşman bir ülke olarak sunmayı seçtiği zaman ne yapabilir? Beijing, Canberra’dan açıkçası kendisine karşı düşmanca davranışlarıyla ilgili yola gelmesini istedi. 

Bütün ilişkiler vermek ve almakla ilgilidir. Avustralya, bir düşman gibi davranırken Çin’den nasıl yararlanabileceğini düşünüyor? Bulunduğumuz yer işte burası. 

Avustralya’ya verilecek yanıt basit: ABD’ye “hayır” diyemediğiniz için bu zor durumdasınız. Sizin ABD’ye yönelik tutumunuz, en büyük ekonomik ve ticari ortağınızla ilişkilerinize zarar veriyor. Beijing’e karşı yarı askeri ittifaklar oluşturamaz ve hiçbir tepki bekleyemezsiniz. Avustralya histeriyi, fanatizmi ve hatta açıkça savaş konuşmasını kışkırtmak yerine, birçok kesimde ve konuşmada Çin’e karşı düşmanlığını bırakması amacıyla masaya gelmesinde ısrar ediliyor. Sorumluluk doğrudan Canberra’da.