Türkiye; iç ve dış siyasette, Ankara’daki 10 büyükelçinin ortak açıklamasıyla meşgulken, Beyaz Saray Basın Sözcüsü Jen Psaki, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Ankara Büyükelçiliği’nin yaptığı son paylaşımın, “geri adım olarak değerlendirilemeyeceğini” söyledi. Belli ki Türkiye-ABD ilişkilerinin gerilimli seyri sürecek. Doğal, kaçınılmaz bir durum bu. Çünkü iki devletin kapasiteleri, öncelikleri, beklentileri, hedefleri, çıkarları, tehdit tanımları çok farklı.

Türkiye; Akdeniz’de, Ege’de, Karadeniz’de ABD tarafından kuşatılmak isteniyor. ABD; Türkiye’nin komşularıyla gerilim yaşaması, bölgesinde yalnızlaşması için elinden geleni yapıyor. Türkiye de, ABD’nin elini kolaylaştıracak adımlar atıyor bu konularda. Özellikle ve öncelikle ABD’nin Orta Doğu’daki varlığına, Karadeniz’de bayrak gösterme çabasına karşı durması gerekirken, tam tersi hamleler yapıyor.

Türkiye’nin İran’la, Rusya’yla, Çin’le, Suriye’yle, Irak’la gerilim yaşaması, elbette en çok ABD’yi mutlu eder. NATO’yu sevindirir. Dahası bu gerilimler Türkiye’yi sadece diplomatik ve politik açıdan yormaz, ekonomisini de olumsuz etkiler. Sınır güvenliğine ilişkin sorunları da artırır.

Dahası var. ABD; Türkiye’nin Ermenistan ve Yunanistan’a ödün vermesini ister. Sınırımızda kurulacak bir Kürt devletine itiraz etmemesini bekler. Kıbrıs’taki hak ve çıkarlarımız konusunda, esnek davranmasını arzular. 

TEHDİDİN KAYNAĞINI DOĞRU SAPTAMAK

Siyasette niyetler şüphesiz önemlidir. Lakin belirleyici olan kuvvettir, nesnel koşullardır. Türkiye’de Soğuk Savaş ezberlerinin gücü, ABD ve NATO’ya duyulan hayranlık, siyasette, bürokraside, akademide, medyada, iş dünyasında yüksektir. Üstelik bu, yeni bir durum da değildir. Eskidir. Bu eski ve kötü alışkanlık da Türkiye’nin dünyanın gidişatını doğru tahlil etmesini, buna uygun konumlanmasını, ittifak ilişkileri geliştirmesini zorlaştırmaktadır. Özellikle son 40 yıl, bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Unutmamak gerekir: Mustafa Kemal Atatürk’ün bıraktığı dış politika mirası, antiemperyalisttir. Bölge merkezlidir. Dengeli, ölçülü, barışçıldır. Mazlum milletler dayanışmasını önemser. Karşılıklılık (mütekabiliyet) ilkesine sadıktır. Karşılıklı çıkar, ortak yarar, iç işlerine saygı temelinde ilişkileri esas alır. Bu bağlamda komşularıyla, bölge ülkeleriyle, Türk dünyasıyla ilişkileri güçlü tutmaya çalışır. Bu dış politika; daha geniş bir alanda, Batıda, Kuzeyde, Doğuda, Güneyde, saygın bir muhatap olarak görülmeyi hedeflediği gibi, Türkiye’nin coğrafyası, toplumsal yapısı, ticari ilişkileri ve enerji gereksinimiyle de uyumludur.

Türkiye; devlet kapasitesini, ticari ilişkilerini, enerji gereksinimini dikkate alarak, çok yönlü bir dış politika izlemelidir. Soğuk Savaş ezberi, Atlantik bağımlılığı, NATO üyeliği, Türkiye’nin en büyük zaaflarıdır. Tarihe ve coğrafyaya rağmen dış politika yapmak, olanaksızdır.

Barış Doster