Alaska’daki Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Çin zirvesinin en önemli sonucu; Beijing yönetiminin artık vites yükselttiği gerçeğiydi.

Zira 18 Mart’ta başlayan zirvede, yeni ABD yönetimi tüm kibiri ve üstenci bakışıyla muhatabına “ayar vermeye” kalktı. Fakat hiç alışık olmadığı bir tepkiyle karşılaştı!

ÇİN’İN YENİ-DİPLOMASİSİ

Çinli yetkililer, ABD’nin insan haklarından bahsedecek durumda olmadığını, uluslararası toplum adına konuşamayacağını ve üst perdeden buyuramayacağı karşılığını verdiler.

Bu emperyalist ABD’nin pek ummadığı, Çin’in geleneksel diplomasi anlayışıyla pek örtüşmeyen bir tepkiydi. Açık ki Çin yönetimi, artık ABD’ye karşı yeni-diplomasisini uygulayacaktı: Alttan almayan, bela istemeyen ama belaya da hak ettiği yanıtı vereceğini gösteren tutum…

Peki, Çin’i bu yeni tutuma iten neydi?

RAKİP ÇİN, DÜŞMAN RUSYA

Yeni ABD yönetiminin nasıl bir küresel politika izleyeceği netleşmeye başladı. Buna göre, ABD Çin’i “uzun vadeli stratejik rekabet” yapacağı “rakip” olarak değerlendiriyor, Rusya’yı ise Avrupa ve NATO’ya “yakın tehdit” ilan ederek düşmanlaştırıyordu.

Bunun nedeni elbette ABD’nin öncelikle Avrupa Birliği (AB) ie ilişkileri onarma ihtiyacıydı. Yoksa ABD için “esas düşman” elbette Çin’di.

Nitekim ABD yönetimi Alaska Zirvesi’nden önce 12 Mart’ta Japonya, Avustralya ve Hindistan’la, Çin’e karşı QUAD Zirvesi’ni düzenlemiş; ardından ABD Dışişleri ve Savunma bakanları, ikili basınç için Hindistan, Japonya ve Güney Kore’yi turlamıştı.

Kısacası ABD, Rusya’yı düşman ilan etse de esas olarak Hint-Pasifik bölgesinde, Hindistan’dan Japonya’ya uzanan geniş yay üzerinde Çin’i kuşatmaya çalışıyordu.

İşte Beijing yönetimi bu nedenle artık vites yükseltmeye karar verdi.

KAZAN-KAZAN ÖRNEĞİ: ÇİN-İRAN ANLAŞMASI

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin 6 Batı Asya (Orta Doğu) ülkesini kapsayan ziyareti, işte bu vites yükseltme durumunun önemli bir yansımasıydı. Çin, Batı Asya’ya, yani bir zamanlar ABD’nin sınır ve rejim değiştirmek üzere Büyük Orta Doğu Projesi ilan ettiği bölgeye, kazan-kazan yaklaşımı içinde zenginlik getirmeye geliyordu…

Çin yönetiminin bu ziyaret kapsamında yaptığı en önemli anlaşma İran’la oldu. Çin ve İran, ilişkilerinin “stratejik ortaklık” seviyesine ulaştığını ilan ederek, aralarında 25 yıllık bir iş birliği anlaşması yaptılar.

Anlaşma bankacılık, telekomünikasyon, liman, demir yolları, sağlık ve bilgi teknolojileri gibi birçok sektöre Çin’in 400 milyar dolarlık yatırım yapmasını öngörüyor. Çin bu yatırımın karşılığında da İran’dan düzenli olarak büyük iskontoyla petrol alacak.

Yani iki taraf da kazanacak; Ambargo altındaki İran 400 milyarlık yatırıma kavuşmuş ve petrol satışını garanti etmiş olacak; Çin ise karşılığında ucuz petrol almış olacak.

MASADA ÖNEMLİ PROJELER VAR

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Suudi Arabistan ziyareti de önümüzdeki dönem için önemli gelişmelerin olabileceğine işaret etti. Zira Çin ve Suudi Arabistan, Körfez Serbest Ticaret Anlaşması konusunu masaya koydu.

Yine Çin’in diğer ülke ziyaretleri de benzer şekilde önümüzdeki süreçte çok önemli projelerin hayata geçebileceğini resmetti.

Wang Yi’nin Suudi Arabistan’dan sonra ve İran’dan önce ziyaret ettiği adres ise ülkemizdi. Wang Yi, muadili Mevlüt Çavuşoğlu’yla görüştükten sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından da kabul edildi. Çin-Türkiye temasının önemi ise iki ülkenin de “stratejik ortaklık” seviyesinde ilişki kurma iradesini ortaya koyması oldu.

BEŞ MADDELİ PLAN

Çin’in Batı Asya’ya neyle geldiği ve ABD’den farkını ortaya koyan ise Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin ilan ettiği beş maddeli plandı:

1) Karşılıklı saygı.

2) Eşitlik ve adalet.

3) Nükleer silahların yayılmasının önlenmesi.

4) Kolektif güvenlik.

5) Kalkınma ve iş birliği.

Bu beş madde, Çin’in karşılıklı saygı temelinde Batı Asya ülkeleriyle kazan-kazan temelinde, tıpkı İran’la olduğu gibi, çok büyük hacimli iş birliği anlaşmaları yapmak istediğini ortaya koyuyor.

ABD’nin füzelerinden, katliamlarından ve petrol hırsızlığından sonra Çin, bölgeye füze yerine ticaret, katliam yerine yatırım ve petrol hırsızlığı yerine indirimli petrol alım taahhüdü getiriyor.

Mehmet Ali Güller