CGTN / Cömert Otorbayev (Eski Kırgızistan Dışışleri Bakanı, Beijing Normal Üniversitesi Kuşak Yol Okulu’nun seçkin bir profesörü ve Nizami Gencevi Uluslararası Merkezi’nin üyesi)

Bugünlerde medyada en çok bahsedilen iki kelime Afganistan ve Taliban’. Afganistan, dünya siyasetinin ve ekonomisinin asıl merkezlerinden uzakta olmasına rağmen, Taliban asla faaliyetlerini ülke dışına genişletme niyetinde olmadı.

Afganistan’ın en yakın komşuları Orta Asya, Çin, İran, Pakistan, Rusya ve Hindistan özellikle endişesini gösteriyor. Taliban’a bu kadar ilgi gösterilmesi, Taliban’ın, en güçlü orduyla ve muazzam finansal kapasitesiyle bu savaşa 2,2 trilyon dolardan fazla para harcayan Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile 20 yıllık savaşı kazanmasından kaynaklanıyor. Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te 15-16 Temmuz’da yapılacak “Orta ve Güney Asya: Bölgesel Bağlantı. Güçlükler ve Fırsatlar” adlı üst düzey uluslararası konferansın ana tartışma noktalarından biri Afganistan’daki durumu istikrara kavuşturma konusu olacak.

ABD istihbaratı kısa süre önce, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesini tamamlamasından sonra altı ay içinde Afgan hükümetinin çökebileceği sonucuna vardı. Birleşmiş Milletler (BM) Afganistan Yaptırımları İzleme Heyeti’nin haziran başında açıkladığı bir rapora göre, Taliban ülkenin bölgesel idari merkezlerinden yarısından fazlasında doğrudan denetimi sağlarken, kentsel alanların dışındaki toprakların da yaklaşık yüzde 70’ini kontrol ediyor. Taliban yetkilileri savaşçılarının Afganistan’ın yüzde 85’ini kontrol altına aldığını savundu, teyit edilmesi mümkün olmayan bir iddia ve hükümet bunu reddediyor. 

Ülkenin kuzeyinde, Taliban’ın Afganistan’ın güneyinde asıl kontrolü altındaki topraklardan çok uzakta ülkenin kuzeyinde olaylar çıktı. Tacikistan’ın başkenti Duşanbe’ye üç saat mesafede şiddetli silah sesleri zaten devam ediyor. Uzmanlar, 19. yüzyılın sonlarında İngiliz-Rus anlaşmasını takiben Afganistan’ı, Özbekistan ve Tacikistan’dan ayıran Panj Nehri’nden Taliban’ın topyekûn çıkışının sadece birkaç hafta içinde olacağına inanıyorlar. Önemli bir risk, bu tür bir gelişmenin Afganistan’dan Orta Asya ve Rusya’ya büyük çapta mülteci akımına yol açabilecek olmasıdır. 

ÇİN, ORTA ASYA’DA İSTİKRARSIZLIĞIN ARTMASINDAN KAYGI DUYUYOR

Rusya, Orta Asya’daki ülkelerdeki durumun istikrarsızlaşması olasılığından ciddi biçimde endişe duyuyor. Rusya Savunma Bakanı Sergey Soygu yakın zamanda şöyle dedi: “Bu yılın sonuna kadar Merkezi Askeri Bölge Komutanlığı, iki havacılık alayını modern Su-34M avcı bombardıman uçakları ve MiG-31 BM avcı önleme uçaklarıyla donatacak.” Temmuz başında Taliban hareketinin siyasi bürosundan bir heyet Moskova’ya başka bir ziyaret daha yaptı. Taliban bu yıl ocak ayında, Mayıs 2019 ve daha önce de ziyarette bulundu. Rusya Devlet Başkanlığı basın sekreteri Dmitry Peskov, 9 Temmuz’da, “(Taliban ile) temasların Afganistan’daki gergin durumun arka planına karşı gerekli olduğunu” ifade etti.

Çin, ABD güçlerinin komşusu Afganistan’dan çekilmesinin Orta Asya’da istikrarsızlığı artırabileceğinden kaygılanıyor. Afganistan’da devlet kurumlarının çöküşü terörizm, ayrılıkçılık ve dini aşırılık gibi üç belanın büyümesine yol açabilir.  Özbekistan Dışişleri Bakanı Abdülaziz Kamilov, haziran sonunda Washington’a gitmeden önce Amerikalı TV sunucusu Dennis Wholey’e bir röportaj verdi.

Kamilov, Afganistan’da olayların gelişimi hakkında konuştu, Özbekistan’ın pozisyonunun temel koşullarının bütün Orta Asya devletlerinin liderleri tarafından kabul edildiğini ifade etti. Kamilov, Afganistan sorununun mevcut hükümet ve askeri muhalefet-Taliban ve diğerleri- arasındaki karşılıklı uzlaşma temelinde sadece Afganların kendileri tarafından çözülmesi gerektiğini vurguladı. Taliban’ın ne istediği sorusunu Kamilov, gülümseyerek yanıtladı: “Her şeyden önce Taliban, ABD güçlerinin çekilmesini istiyor.”

Benim görüşüme göre, en temel olan şey Kamilov’un, Afganistan’ın Orta Asya bölgesinin bütünleşmiş bir parçası olması gerektiği yönündeki açıklamasıydı. Bu, İpek Yolu boyunca yüzyıllarca tek bir bütün olarak var olan “Büyük Orta Asya’nın” yeniden inşa edilmesiyle ilgiliydi. Orta Asya’nın Altın Çağı (1100-1600 MS) yılları boyunca bölge, ekonomik gelişme, ticaret, teknoloji, imalat ve entelektüel yaşamda dünya lideriydi. 

Taliban hareketinin Doha’daki siyasi bürosu başkanı Molla Abdül Gani Baradar yakında yaptığı açıklamada, “Gelecekte, Afganistan’dan Özbekistan’a veya diğer Orta Asya ülkelerine bir tehdit ve tehlikenin ortaya çıkmasına izin vermeyeceğiz. Gelecekte Afganistan topraklarında radikal grupların ve örgütlerin, terörist grupların varlığına izin vermeyeceğiz.” dedi. 

Bu, ortak bir strateji oluşturulmasına, farklı ülkelerin pozisyonlarının birleşmesine ve Rusya, Çin ile ABD’nin pozisyonlarının öncelikle bölgede ve daha sonra muhtemelen dünyanın diğer kesimlerinde birbirine yakınlaşmasına yardım edebilir. 

Çelişkili gibi görünse bile Afganistan, bir güven ortamı oluşturmak, görüşmeler yoluyla farklı pozisyonları birbirine yakınlaştırmak ve daha tahmin edilebilir bir gelecek inşa etmek için farklı küresel oyuncuların etkili etkileşimi için bir yer olabilir.