Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 1 Mart Pazartesi günü gerçekleştirilen Kabine toplantısının ardından “kontrollü normalleşme” adı verilen döneme ilişkin alınan kararları açıkladı.  Buna göre, 81 il risk durumuna göre 4 kategoriye ayrılıyor.

Bu kapsamda illerin risk durumu belirlenirken; 100 bin nüfusa düşen haftalık vaka sayısı, şehirdeki PCR testlerinin pozitiflik oranı, yoğun bakım doluluk oranı ve entübe hasta artışların dikkate alınacağı bildirildi.

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Başer, Türkiye’de Covid-19 salgınındaki son durum ve “kontrollü normalleşme” dönemi hakkında değerlendirmede bulundu.

“UYGULAMANIN BAŞARILI OLMASI İÇİN İLLER ARASINDAKİ HAREKETLİLİĞİN AZALTILMASI GEREK”

Salgının başından beri açılma ve kapanmaların bölgesel bazda yapılması gerektiğini savunduğunu aktaran Prof. Dr. Bengi Başer, uygulamanın başarılı olması için iller arasındaki hareketliliğin azaltılması gerektiğini vurguladı.

İller arası geçişlerin kontrol edilmemesi durumunda riski ve risksiz bölgelerdeki durumun çok hızlı değişebileceğini belirten Başer, “İller arasında geçişler çok hızlı olabilir. Doğru ancak eksikleri olan bir uygulama. Test pozitifliklerinin yüzde 9’ları geçtiği bir süreçteyiz. 7 gün ortalamalı vaka sayılarının arttığı bir dönem. Vakalar oldukça yüksek. Pazartesi ile salı günü arasında yüzde 20 artış oldu. Son bir ayda bu değer Türkiye genelinde yüzde 39’luk bir artışla sonuçlandı. Bütün göstergeler yukarı yöndeyken, mutant virüsler kol gezerken, 70 ilde mutant virüsün tespit edildiği bir süreçte normalleşmenin çok doğru bir karar olduğuna inanmıyorum. Ancak düşük ve orta riskli bölgelerden başlamak üzere, onlarda da ilk adım olarak eğitimi başlatmak, daha sonra her şey yolunda gidiyorsa restoranların açık mekânlarını açmak ve daha sonra diğer bölgelerdeki risk sınıflamasına göre açılıma gitmek, bu arada aşılamayı devam ettirerek riskli grupların aşılamasını tamamlama sonrasında böyle bir uygulamaya gidilebilirdi.” diye konuştu.

EN RİSKLİ ORTAMLAR KAFE VE RESTORANLAR

Kafe ve restoranların açılmasına değinen Prof. Dr. Bengi Başer, yüzde 50’lik sınırlamanın ölçümlenemediğini kaydetti.

Restoran ve kafelerde uygulanacak olan yüzde 50’lik sınırlamanın izafi bir kavram olduğunun altını çizen Başer, “Geçmişte haziran açılımında da bir hafta bu kurallara uyuldu. Denetlemeniz çok zor. İnsanlar burun buruna, maskelerin yasal olarak çıkarıldığı bu mekânları kontrol etmek gerçekten çok zor. En son Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) gelen çalışma bize şunu gösterdi; restoranlar, spor salonları ve kafe barlar en yüksek riskli yerler yayılımda. Bunu bilerek böyle bir şey yapmak büyük bir risk yaratıyor.” dedi.

Seyahat yasağıyla ilgili bir kısıtlama getirilmemesinin yarattığı tartışmaları yorumlayan Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Bengi Başer, bulaşıcılığı yüzde 50 daha yüksek olan mutant virüsün dolaşımının kolaylaşabileceğine dikkat çekti.

0-9 YAŞ ARASINDAKİ ÇOCUKLARDA BULAŞTIRICILIK YÜZDE 2,5 SEVİYESİNDE

Yüz yüze eğitimde yeterli tedbirlerin alınıp alınmadığı sorusunu yanıtlayan Prof. Dr. Bengi Başer, salgının başındaki kapanmanın doğru karar olduğunu söyleyerek, sözlerine şöyle devam etti:

“0-9 yaş arasındaki çocuklarda bulaştırıcılık yüzde 2,5’larda, 9-19 arasında yüzde 4’lerde. Dolayısıyla bu grup bulaştırıcılık açısından düşük riskli. Bir İngiltere örneği oldu, şöyle açıkladılar; ‘Bizim çocuklarımız maske takma zorunluluğu yoktu çok iç içelerdi ve biz virüsün birbirlerine bulaşmasını engelleyemedik.’ Zaten bu varyant virüs nedeniyle hiç okulları kapamamış olan Almanya ve İngiltere okulları kapattı. ABD’de de bu tartışıldı ve Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi (CDC) şunu söyledi; ‘12 ile 20 öğrenciyi geçmeyecek şekilde ve öğrenciler arasında 2 metre mesafe olacak, maske zorunluluğu olacak şekilde 2 yaş üzerinden itibaren izin verildi.’ En önemlisi havalandırma. Haftalık testleri yaparak ve öğretmenleri de bir yandan aşılayarak, biz bu okulları açmak zorundayız. Mesela Fransa tükürük testlerine yöneldi, ABD, Hollanda gibi ülkelerde düzenli hızlı testler uyguluyorlar. Haftalık test yapılmasını öneriyor CDC, yüzde 3 test pozitifliğinin üzerindeyse okulları kapat, diyor. Hepa filitreler, ultra filitreler, Kanada gibi soğuk ülkelerde bile camlar açık dersler yapıldı. Taramalarla ilgili neler yapılıyor? Öğretmenlerin aşılanmasında ne derece yol aldık? Bunları bilmiyorum. Bunların çok kapsamlı şekilde kamuoyuyla paylaşılmasının doğru olacağı kanısındayım. Mesela köy okullarının açılması konusu önemli bir konudur. Ancak köy okullarının çoğunda soba yok, ısınma sorunu var. Böyle bir ortamda kapı, pencereyi açtığınızda başka hastalıklara zemin hazırlar. Acaba onların ısınma ve havalandırma ile ilgili sorunları ne derece giderildi? Umut ediyorum ki, giderilmiştir.”

YERLİ AŞI NE ZAMAN UYGULANMAYA BAŞLAR?

Salgınla mücadelede yerli aşının ne zaman devreye gireceği merak edilirken Prof. Dr. Bengi Başer, yerli aşının faz 2 çalışmalarının sürdüğünü ve faz 3 çalışmasının nisan ya da mayıs ayında başlayacağını ifade etti.

Yerli aşının, faz 2 ve faz 3 çalışmalarının olumlu gitmesi halinde muhtemelen yaz sonunda uygulamaya girebileceğini dile getiren Başer, “Bu süreçte Çin menşeili Sinovac firmasının CoronaVac aşısının da yaygın yapılmasıyla edinilecek 6 aylık korumanın sonunda, yerli aşının devreye girmesini umut ediyorum. Tabii daha faz 2’yi göreceğiz, faz 3 başlayacak onu da göreceğiz. Önümüzde bilinmeyen kriterler var. Bu boşluğu da bir an önce daha fazla aşı alarak, aşıyı çeşitlendirerek kapatmak gerekiyor. Buna dair çalışmalar da yürütülüyor.” açıklamasında bulundu.