Ersoy İrşi

Konser, tiyatro, sinema, sergi… Bu hafta gidilebilecek etkinlikler, CRI Türk okuyucuları için derlendi. 

Koronavirüs yasaklarının kalkmasıyla birlikte sahneler, müzik mekânları, sinemalar ve sergi salonları da kapılarını açtı. Okurlarımız için bu hafta gidilebilecek konserleri, tiyatro oyunlarını, vizyondaki öne çıkan sinema filmlerini ve sergileri derledik.

KONSERLER

* Doğan Duru, 7 Temmuz saat 20.00’da Manisa Hayal Kahvesi’nde sahne alacak.

* Ahmet Aslan, 7 Temmuz saat 20.00’da Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’nde solo konser verecek.

* Gripin, 7 Temmuz saat 21.00’da Mask Beach’te (İstanbul) sahne alacak.

* Cem Adrian, 7 Temmuz saat 21.00’da Dorock XL Kadıköy’de sahne alacak.

* Yüzyüzeyken Konuşuruz, 8 Temmuz saat 21.00’da Çeşme Açıkhava Sahnesi’nde konser verecek.

* Pinhani, 8 Temmuz saat 21.00’da Dalyan Jazz Bar’da (Muğla) sahne alacak.

* Hüsnü Arkan, 9 Temmuz saat 18.30’da The Cube Performance Hall Sahne’de (Ankara) konser verecek.

* Adamlar, 9 Temmuz saat 21.00’da Kocaeli Hayal Kahvesi Sahnesi’nde sahne alacak.

* Duman, 9 Temmuz saat 21.00’da KüçükÇiftlik Park’ta (İstanbul) konser verecek.

* Mabel Matiz, 9 Temmuz saat 21.15’te Bodrum Antik Tiyatro’da sahne alacak.

* Yeni Türkü, saat 21.00’da Hayal Kahvesi Atakent’te (İstanbul) konser verecek.

* Kerem Görsev Trio, 10 Temmuz saat 21.30’da Zai Yaşam’da konser verecek.

* Fatma Turgut ve Suat Suna, 11 Temmuz saat 20.30’da Kemerburgaz Kent Ormanı’nda sahne alacak.

TİYATROLAR

Zengin Mutfağı

Usta oyuncu Şener Şen’in başrolünde oynadığı ve yönetmenliğini üstlendiği Zengin Mutfağı oyunu 7 Temmuz saat 21.00’da Antalya Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Oyun, Cumhuriyet tarihinde görülmüş en büyük işçi hareketi olan 15-16 Haziran 1970 olaylarının zengin bir ailenin mutfağına yansıması. Hizmet etmekten başka bir şey düşünemeyen köşk çalışanları da gözlerinin önünde gelişen olaylar karşısında kayıtsız kalamayacaktır. Toplumdaki değişimden her biri kendi payına düşeni alacaktır.  

Vasıf Öngören’in bu olayları eğlenceli bir biçimde aktardığı oyun, tiyatro sahnesinde defalarca yorumlanmış ve beyazperdeye de uyarlanmıştır.

Doğu Yaşar Akal’ın da yönetmenliğini üstlendiği oyunda Gizem Ergün, Onay Kaya, Uğur Arda Başkan ve Kuntay Sandıkçı da rol alıyor.

Bir Delinin Hatıra Defteri

Nikolay Vasiliyevic Gogol’un kült eseri Bir Delinin Hatıra Defteri, Erdal Beşikçioğlu’nun performansıyla 7 Temmuz saat 21.00’da KüçükÇiftlik Bahçe Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Oyun, Çar 1. Nikolay’ın baskıcı devrinde yaşamış küçük bir devlet memurunun hayatı üzerine merkezlenir. Günlük formatında yazılan hikâye, başkahraman Poprişçin’in deliliğe doğru gidişini anlatır. Yaşadığı sıkıcı ve tekdüze hayata bir de müdürünün kızına duyduğu aşk eklenince içinde bulunduğu girdap iyice büyür. Aksenti İvanoviç Poprişçin’in baskıcı sistemde boyun eğmeme çabaları ve yaşadığı psikolojik gel-gitler, kendisini İspanya Kralı sanmasına kadar devam eder ve akıl hastanesine kapatılmasıyla son bulur.

Oyunu uyarlayan ve yöneten M. Cem Emüler.

Amadeus

Peter Shaffer tarafından kaleme alınan, dünya müzik tarihinin unutulmaz bestecileri Wolfgang Amadeus Mozart ile Antonio Salieri’nin eşsiz hikayesi AMADEUS oyunu, 8 Temmuz saat 19.30’da Zorlu PSM-Turkcell Sahnesi’nde sahnelenecek.

Usta yönetmen Işıl Kasapoğlu rejisiyle Çolpan İlhan-Sadri Alışık Tiyatrosu ve Piu Entertaiment iş birliği ile tiyatroseverlerle buluşan oyunun başrollerini Selçuk Yöntem (Antonio Salieri), Okan Bayülgen (Wolfgang Amadeus Mozart) ve Özlem Öçalmaz’ın (Costanze) paylaşıyor.  

Amadeus, dünyada bir ilk olan çalınabilir yazı karakteri sayesinde Pazarlama ve Reklamcılık alanlarında ödüller kazandı. 6 “Kristal Elma” ve 4 “Felis” ile bu ödülleri alan ilk ve tek tiyatro oyunu olmasının yanında “ADC 100th Annual Awards”ta “Logo” kategorisinde ödül alarak uluslararası alanda başarı kazandı.

Oyunda, dünya müzik tarihine yön veren deha Mozart, gündelik yaşamında sıra dışı karakter olarak yaşamdan hayli kopuk bir hayat tarzı sürdürmektedir. Yeteneğini dışa vurmak için ilginç bir yol seçen sanatçı, tutarsız davranışlarda bulunmayı alışkanlık haline getirmiştir.

Yaşamı ile müziği zıt kutuplarda ilerleyen Mozart, yeteneğini sergilemek için gerçek üstü hareketlerde bulunur. Adeta bir “tutunamayan” profili çizen Mozart, bu sağlıksız yaşamı yüzünden Salieri’yi endişelendirmektedir. Mozart’a göre çok daha disiplinli ve müzik konusunda hırslı olan Salieri, müziğin tanrısı kadar başarılı olamamaktadır. Bu düşünceler zamanla farklı bir ilişki kurmalarına neden olur… Müzik konusunda yüce bir yeteneğe sahip olan Mozart ile Salieri’nin ilişkisine odaklı bir başyapıt. Sanat ile sanatçının kişiliği arasındaki ilişkiye odaklanan ve usta müzisyenin yaşamını, Salieri üzerinden anlatan bir klasik.

Kuvayi Milliye Destanı

Yaşar Gündem’in yönettiği ve oynadığı Kuvayi Milliye Destanı tiyatro oyunu, 9 Temmuz saat 19.30’da Samsun B.Beld. Atakum Sanat Merkezi Küçük Salon’da sahnelenecek.

Kuvayi Milliye Destanı, Nazım Hikmet’in 1939’da yazmaya başladığı ve 1941’de bitirdiği usta şairin Kurtuluş Savaşı’nı baplar halinde anlattığı bir destandır. Kuvayi Milliye Destanı’nda Nâzım Hikmet, kapitalist-emperyalist Batı karşıtı, Anadolu insanının kurtuluşunu ifadeye yönelik ideolojik temele yaslanan farklı bir söylem geliştirir.

Her okunduğunda insanı farklı şekilde etkileyen bir başyapıttır. Ulusal kurtuluş savaşında kıyıda köşede kalmış, dipnot insanlarının kahramanlığıdır aslında bu destan… İpliği Türkçe olan bir tığ gibi işlemiştir Nazım Hikmet Kuvayi Milliye’de Türk dilini.

Don Kişot’um Ben

Baba Sahne’nin yeni ve iddialı prodüksiyonu Don Kişot’um Ben, 10 Temmuz saat 21.00’da Bursa Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

Cervantes’in ölümsüz eseri Don Kişot, Bulgakov’ın dönemini yakalayan uyarlaması üzerinde yükselen yepyeni bir metinle bir defa daha düşüyor yollara. Don Kişot Altın Çağ’ın, Sancho Panza Don Kişot’un izinde. “Aşka Feda” diyen iki saf vicdan sürüklüyor peşinden gelenleri… Şarkılar, maskeler, kılık değiştirmeler, düellolar ve yel değirmenleri… Hikâyeyi sorarsanız, bildiğimiz Don Kişot işte… Senor Quijano bir gün delirir, silahtarı Sancho Panza’yla maceradan maceraya koşar.

Emrah Eren’in yönetmenliğini yaptığı oyunda, Ozan Güven, Günay Karacaoğlu, Nazlı Tosunoğlu, Ömür Arpacı, Serhan Ernak, Nur Erkul, Dilşad Bozyiğit, Diren Polatoğulları, Enis Aybar, İbrahim Aladağ, Tuğba Eskicioğlu, Kamran Velicanov rol alıyor.

Babamı Kim Öldürdü

Edouard Louis’in romanından oyunlaştırılan Babamı Kim Öldürdü oyunu, 11 Temmuz saat 21.00’de Kadıköy Belediyesi Selamiçeşme Özgürlük Parkı Amfi Tiyatrosu’nda sahnelenecek.

İşçi sınıfı ailesinde yaşadıklarından yola çıkarak romanlarında ırkçılık, sömürü, cinsiyetçilik, ekonomik bunalım, nefret suçu, ayrımcılık temalarını işleyen yazar bu son romanında da benzer temalar üzerinden babasıyla ilişkisi üzerine yoğunlaşıyor. Bir işçi olan babasının erkeklik, işçilik, aile gibi olgulara yaklaşımını ve bu yaklaşımındaki açmazların fark edilmesini sağlıyor. İşçiliği değişmez bir kader gibi giyinen babası, geçirdiği iş kazası sonucunda yatalak kalır. Edouard bunun sorumlusu olarak devleti görür ve babasının başına gelen felaketten devleti sorumlu tutar. 

Ayberk Erkay Türkçeye çevirdiği oyununu Kemal Aydoğan yönetiyor. Onur Ünsal’ın  oynayacağı tek kişilik oyunun müziklerini Dengin Ceyhan, Sahne Tasarımını Cansu Aslan, Görsel Tasarımını Fidel Kılıç, Işık Tasarımını İrfan Varlı yaptı.

SİNEMALAR

Cruella

Craig Gillespie ‘nin yönettiği Emma Stone, Emma Thompson, Joel Fry’ın başrollerinde yer aldığı Cruella filmi vizyonda.

Cruella, yaptığı tasarımlarla adını duyurmaya çalışan, yetenekli bir kız ve genç bir dolandırıcı olan Estella’nın hikayesini konu ediyor. Zeki ve yaratıcı bir kız olan Estella’nın hayatı, onun haylazlık hevesini takdir eden iki hırsızla arkadaş olmasıyla bambaşka bir hal alır. Genç kız, arkadaşlarıyla birlikte kendisine Londra’nın sokaklarında bir hayat kurar. Moda konusunda oldukça yetenekli olan Estella, bir moda efsanesi olan korkutucu Barones von Hellman’ın dikkatini çekmeyi başarır. Ancak ikisinin kurduğu ilişki, Estella’nın kötü tarafını kabullenip Cruella’ya dönüşmesine neden olur.

Undine

Christian Petzold’un yazıp yönettiği Paula Beer, Franz Rogowski, Maryam Zaree’nin başrollerinde yer aldığı Undine filmi vizyonda.

Undine, Berlin’de yaşayan bir tarihçidir. Küçük dairesinde basit bir hayatı olan Undine, sevgilisi tarafından başka bir kadın için terk edilince farklı bir inanışa kapılır. İnandığı mite göre Undine kendisini aldatan adamı öldürmeli ve bir zamanlar kendisini çağıran suya geri dönmelidir. Ancak efsanenin aksine Undine, kimseyi öldümek istemez. Tam da bu sırada karşısına Christoph adında bir adam çıkar. Undine, ilk görüşte aşık olduğu Christoph ile ilişki yaşamaya başlar. Başlarda her şey yolunda gider; ta ki Christoph’un kendisinden bir şey sakladığını düşünene kadar. Kendisini ihanete uğramış gibi hisseden Undine, yeniden bir karar vermek zorunda kalır.

Salinger Yılım

Philippe Falardeau’un yazıp yönettiği Margaret Qualley, Sigourney Weaver ve Douglas Booth’un başrollerinde yer aldığı Salinger Yılım filmi vizyonda.

Filmde, 1990’ların sonuna New York’ta yaşayan genç ve yaratıcı bir yazar, ünlü bir yazar olan J.D. Salinger’ın ajansında bir işe girer. Enteresan ve gelenekselci patronu, ona Salinger’ın hayran mektuplarını cevaplama görevi verir. Bu sırada Joanna ise kendi sesini ve  tarzını bulmaya çalışmaktadır.

SERGİLER

Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları

“Arşivin Belleği: Marcell Restle’nin Anadolu Araştırmaları” bir yandan alanının önde gelen araştırmacılarından sanat tarihçisi Marcell Restle’nin sistematik çalışma yöntemini gösterirken, bir diğer yandan Anadolu’daki Geç Antik Çağ, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait kültürel varlıkları incelemeye yaşamını adamış bu tutkulu araştırmacının on yıllar boyunca oluşturduğu zengin arşivini gözler önüne seriyor.

Marcell Restle’nin Viyana Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nün arşivi olan DiFaB’a (Bizans Araştırmaları Dijital Arşivi) bağışladığı özel koleksiyonundan, vefatından sonra üniversiteye taşınan belge ve malzemelerin büyük bir bölümü ilk kez sergileniyor. Küratörlüğünü yine Viyana Üniversitesi’nden Lioba Theis, Su Sultan Akülker ve Caroline Mang’ın yaptığı sergide ziyaretçiler ayrıca, 1956-2000 yılları arasında oluşturulmuş zengin arşivden, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı sanatı ve mimarisi alanlarında yüzlerce fotoğraf ve yazılı belge, teknik ve fotogrametrik çizim, görüntü ve ses kayıtlarını da inceleme fırsatı sunuluyor. Arşivin dört bölümde ele alındığı serginin ilk üç bölümünde Restle’nin İstanbul, Anadolu ve Suriye’nin Havran bölgesinde yaptığı araştırmalar kronolojik olarak yer alırken, son bölümde arşivin kısa bir öyküsü teşhir ediliyor.

Bilime adanmış 84 yıllık bir yaşamın derin izlerini taşıyan arşiv, Restle’nin kimliğine, bir çalışma gününü nasıl geçirmiş olabileceğine, internetin dahi olmadığı bir dönemde zamanı nasıl bölüp, tanzim ederek günümüzdeki bir sanat tarihçisinin üretebildiğinden çok daha fazlasını ürettiğine, çalışırken nasıl bir yol izlediği ve araştırmalarında hangi metotları kullandığına dair bilgiler veriyor.

Sergiyle eş zamanlı ve aynı başlıkları taşıyan bir İngilizce ve bir Türkçe kitap ise okurlarla buluşuyor.

Sergi, Salı-Cuma günleri arasında 10.00-18.30 saatlerinde İstanbul Beyoğlu’ndaki Koç Üniversitesi ANAMED Galeri’de ziyaret edilebilir.

Mâziyi Korumak: Sadberk Hanım Müzesi’nden Bir Seçki

Meşher, “Mâziyi Korumak” sergisiyle, kuruluşunun 40. yılını kutlayan Sadberk Hanım Müzesi’nden bir seçkiyi Beyoğlu’na taşıyor. Küratörlüğünü müzenin müdürü ve sanat tarihçisi Hülya Bilgi’nin yaptığı sergi, Arkeoloji ve Türk – İslam sanatı koleksiyonlarından derlenen 200’ü aşkın çarpıcı örnekle, ziyaretçileri Anadolu’nun uygarlıklar tarihinde bir zaman yolculuğuna çıkarıyor.

Türkiye’nin ilk özel müzesi olan Sadberk Hanım Müzesi’nin kırk yıllık tarihinde gelişen ve zenginleşen kültürel birikiminin geniş kitleler ile buluşturulması amacıyla gerçekleştirilen sergide, MÖ 6.binyıldan 20.yüzyıla uzanan geniş bir zaman diliminin öyküsü, özenle kurgulanmış bir seçkiyle anlatılıyor.

Sergi İstanbul Beyoğlu’ndaki Meşher’de ziyaret edilebilir.