Spor yorumcusu Behçet Üstün, CRI Türk’te Tuğçe Akkaş’ın hazırlayıp sunduğu “Güne Başlarken” programına konuk oldu. Üstün, futbolda yayıncı kuruluş ile Fenerbahçe arasında yaşanan gerilimi değerlendirdi.

Digiturk Spordan Sorumlu Grup Başkanı Rashed Al-Marri’nin bir gazeteye oldukça enteresan açıklamalarda bulunduğunu belirten Üstün, “Rashed Al-Marri’nin açıklamaları büyük yankı uyandırdı. Şimdi adım adım bakalım şimdi neler söylemiş?” diyerek sözlerine başladı.

“AL-MARRI’NİN ‘PARAYI KESERSEK’ TEHDİDİNİN HUKUKİ HİÇBİR DAYANAĞI YOK”

“Rashed Al-Marri, ’Bazen kulüpler diyor ki, ‘Neden bu pozisyonu şu açıdan vermediniz?’ Biz gidip kulüplere ‘Niye 4-4-2 ya da 4-3-3 çıkmadınız maça’ demiyoruz.’ dedi. Bu enteresan bir savunma. Her maçtan önce, devre arasında, maç sonunda yorumcularınız bunu tartışıyor ve bu çok doğal. İşiniz bu zaten.” ifadelerini kullanan Behçet Üstün, sözlerine şöyle devam etti:

“Kötü bir örnek olmuş ve kulüplerin eleştirilerinin haklı olduğunu düşünüyorum, bu noktada. Bazı görüntülerin Digiturk satılmadan önce de saklandığını biliyoruz. Tartışılan bir pozisyonun, başka ‘kanallardan’ gelen bir açısının tartışmayı çözdüğünü yaşadık daha önce defalarca. Konuşmada asıl vurucu olan kısım ise, isim verilmese de Fenerbahçe’ye açık verilen bir yanıt. Şunu söylüyor Al-Marri: ‘Tehdit ettiğiniz boykot kampanyası sizi sıkıntıya düşürür, parayı kesersek size gelecek para azalmış olur.’

Buradaki asıl tehdit Al-Marri’den geliyor bence. Bu seviyeye gelmiş bir yöneticinin hukuki prosedürleri bilmemesine imkân yok. Dolayısı ile aba altından sopa göstermek diyebileceğimiz bir tutum Al-Marri’nin yaptığı. Şöyle ki, bir kulübün boykotu etik, stratejik ve/veya mali açılardan hatalı veya eleştirilebilir olabilir, doğaldır. Ancak sözleşmelerle kayıt altına alınmış bir ticari ilişkide ‘parayı kesersek’ diye bir icraat hukuki sonuç doğurur. Daha önceleri yaşanan her krizde sözleşmeyi dilediği gibi kendi lehine esneten yayıncı kuruluş belli ki, kendisini hukukun da üstünde görecek duruma gelmiş. Burada kulüplerin haklarını gözetmesi gereken Türkiye Futbol Federasyonu’nun (TFF) yayıncının her istediğine boyun eğmiş olması da belirleyici elbette.

‘Kulüplerin haklarını gözetmesi gereken TFF’ dememin nedeni şu; TFF Yayın Talimatı’nın üçüncü maddesine göre;

(1) Futbol müsabakalarının her türlü görsel ve işitsel teknik cihaz ve benzeri araçlarla yayınlanmasına, yayınların düzenlenmesine ve programlanmasına münhasıran TFF yetkilidir.

(2) Futbol müsabakaları ile ilgili olarak kulüpler adına ve hesabına yayın sözleşmesi yapılması ve yayın hakkı devrinin usul ve şartlarını belirleme yetkisi münhasıran TFF’ye aittir.

(3) Sözleşme sonucunda elde edilen yayın ücreti, TFF tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kulüplere dağıtılır.

Yani kulüplerin hiçbir pazarlık gücü yok. Bütün yetki TFF’de ve TFF maalesef bugüne kadar yayıncının her talebine boyun eğmiş durumda.

Üçüncü fıkradaki ‘Sözleşme sonucunda elde edilen yayın ücreti, TFF tarafından belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde kulüplere dağıtılır.’ maddesi de Al-Marri’nin ‘parayı kesersek’ tehdidinin aslen hukuki hiçbir dayanağı olmadığının net bir göstergesi. Bu cüreti nasıl buluyorlar, bunu anlamak gerçekten güç.”

FENERBAHÇE’NİN VERECEĞİ KARŞILIK ÖNEMLİ

Spor yorumcusu Behçet Üstün, Al-Marri’nin açıklamalarından yola çıkarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu noktada Al-Marri’nin şu sözlerine de değinmek gerekiyor. Marri diyor ki, ‘Ödemeyi hiç durdurmadık. Sadece oynanan maç başına geçildi.’

Oysa hepimizin hatırladığı gibi kısa bir süre önce Kulüpler Birliği-TFF ve yayıncı arasında ciddi bir itilaf doğmuştu. Kulüpler para alamadıkları için maç başlangıçlarında protesto noktasına gelmiş, yayıncı paraların ödendiğini söylemiş, TFF ise ödenmediğini açıklamıştı. TFF ve yayıncı bu konuda bir süre karşılıklı top çevirmişler ve problem halının altına süpürülmüştü. Halen bu konuda kimin neyi ve niye yaptığını bilmiyoruz. Kulüplerin sessizliği de oldukça ilginç. Çünkü esas zararı gören kulüpler.

Al Marri şöyle devam ediyor:

‘Bizim için iyi olan şey Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor’un iyi olması. Eğer bu takımlar iyi olursa iyi bir ligimiz olur. Günün sonunda bu dört takım ya da başka birinin şampiyon olması bizi ilgilendirmez.’

Şimdi 4 takımla bir ligin iyi olması hiçbir yerde görülen bir durum değil. Sayın yönetici, spordan da, futboldan da hiç anlamıyor sanırım. Ticari olarak seyircisi fazla kulüplerin iyi olmasını beklemeleri elbette ki anlaşılabilir bir durum. Bu daha fazla dekoder satmak demek. Ancak bunu Spordan Sorumlu Grup Başkanı kamuoyuna açıkça ifade ediyorsa büyük sıkıntı olur. Daha doğrusu olması beklenir. Zira bu dört kulüp dışında da zirveyi zorlayan kulüpler vardır ve olacaktır. Bu sözler tarafsızlığınızı sorgulanır hale getirir. Bu sezon için konuşuyorum, mesela Alanyaspor’un, Hatayspor’un bu sözlere tepki göstermesini beklerdim. Ancak kulüplerin çoğu muhtelif yollarla o denli sindirilmişler ki, ne bu tarz beyanlara, ne TFF’nin kendi haklarını savunmamasına ses çıkaramıyorlar.

Sonuç olarak bu röportajın çok da masum olduğunu düşünmüyorum. Tamamen belli bir ajanda çerçevesinde bir PR çalışması bu. Ters tepiyor bence. TFF’yi ve ligi doğrudan etkileyebilecek ifadeler var, Al-Marri’nin açıklamalarında. Bir taraf olarak lige resmen ayar veriyorlar. Daha önce ifade ettiğim gibi, birçok kulübün tepkileri törpülenmiş durumda. Bu söyleşideki asıl hedef olan Fenerbahçe’nin nasıl bir karşılık vereceği muhtemelen Türk futbolunun kulüpler-TFF-yayıncı üçgenindeki geleceğini belirleyecek.”