Dünyanın gözü kulağı önümüzdeki hafta Brüksel ve Cenevre’de olacak. NATO Zirvesi, 14 Haziran’da toplanacak. 15 Haziran’da Avrupa Birliği (AB)-Amerika Birleşik Devletleri (ABD) zirvesi yapılacak. 16 Haziran’da Cenevre’de ABD Başkanı Joe Biden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin buluşacak. ABD’nin amacı belli; yakın ve askeri hasmı olarak gördüğü Rusya’ya karşı, asıl büyük ve ekonomik rakibi olarak gördüğü Çin’e karşı, NATO ve AB’deki müttefiklerini, ABD’nin politikaları etrafında birleştirmek. Mümkün mü? Değil. Neden mi? Tartışalım…

Birincisi, ABD; uzun zamandır hegemonyası aşınan bir güç. Dünya bu gerçeği, “imparatorluklar mezarlığı” olarak da anılan Afganistan’da gördü. İngiltere’nin iki kez işgale yeltendiği, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) son yıllarında işgal ettiği (1979-1989) ve hüsrana uğradığı Afganistan’ı, 11 Eylül 2001 terör eylemlerinden sonra, aynı yıl ABD işgal etmişti. Umduğunu bulamadı. Hedefine ulaşamadı.

İkincisi, ABD artık hedeflerine askeri gücüyle de ulaşamıyor. 11 Eylül 2021 tarihine dek Afganistan’daki askerlerini çekeceğini açıklasa da halen Irak’ta, Suriye’de, Katar’da on binlerce askeri var. Buna rağmen Orta Doğu’da umduğunu bulamıyor. Hasımlarının etkisini artırmasını engelleyemiyor.

Üçüncüsü, ABD emperyalizmi; 1990’dan beri kimlik siyasetini kışkırtıyor, kullanıyor. Etnik hassasiyetleri, dinsel, mezhepsel aidiyetleri teşvik ve tahrik ediyor. Sınıf siyasetini özellikle unutturuyor. Bunu da öncelikle hedef seçtiği ülkelerde yapıyor. Lakin salgın hastalığın da bir kez daha gösterdiği üzere, kapitalizmin makyajı dökülüyor. Kamucu, halkçı, toplumcu siyasetlere ilgi artıyor. Merkezi planlamanın, sosyal devletin önemi daha çok anlaşılıyor.

ABD’NİN AÇMAZI NE?

Dördüncüsü, ABD; savunma, güvenlik, strateji belgelerinde “hasım güçler”, “ABD hegemonyasına meydan okuyan güçler” olarak tanımladığı Çin ve Rusya’nın, aralarında iş birliği yapmalarını, Doğu Avrupa’dan Latin Amerika’ya, Afrika’dan Orta Doğu’ya varan geniş bir coğrafyada nüfuzlarını artırmalarını engelleyemiyor. ABD; Almanya gibi, AB’nin lideri olan bir müttefikinin bile, Rusya ve Çin’le iş birliğini geliştirmesini önleyemiyor.

Beşincisi, Atlantik merkezli ittifaklarda sorunlar artarak sürüyor. Birkaç yıl önce Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti.” dedi. Fransa’nın, AB içinde Almanya’nın ağırlığına tepkisi de biliniyor. Fransa; öncülük ettiği Akdeniz Birliği Projesi’ni, sonradan Akdeniz İçin Birlik adıyla güncellese de umduğunu bulamadı. Britanya; AB’deki Alman nüfuzuna karşı olması yanında, AB’nin geleceğinden de pek ümitli olmadığından, 2016’daki referandumla (Brexit) AB’den ayrıldı. Ayrılık, resmi olarak 2020’nin Ocak ayı sonunda yaşandı. Almanya ise sıklıkla ABD ile gerilim yaşadığı gibi, Fransa’yı da yanına alarak Avrupa Ordusu projesini sürekli gündeme getiriyor.

Sonuçta, güç dengeleri değişiyor. Ağırlık merkezi batıdan doğuya kayıyor. O nedenle önümüzdeki hafta yapılacak zirvelere fazla umut bağlamamak gerekiyor.

Barış Doster