Financial Times / Peter Foster & Jim Brunsde

Britanya’nın Kuzey Denizi’nin bir kısmının korunması planında tartışma çıktı.

Britanya ve Avrupa Birliği (AB), Britanya kara sularında AB’nin balıkçılık hakları konusunda gerilim yaşadı. Bu, Brexit sonrası iki taraf arasındaki ilişkiler için bir sınav anlamına geliyor.

Britanya ve Brüksel, geçen hafta AB ve Britanya karasularında 100 kadar türden tarafların her birinin ne kadar miktarda avlanabileceğine ilişkin görüşmelerde bulundu. İki taraf da uluslararası yasalara göre, yıllık balık avcılığı sınırlarını belirlemek için birlikte çalışmakla yükümlü.

Görüşmelere yakın kaynaklar, görüşmelerin başından itibaren sorunlar yaşandığını, Britanya’nın, balıkçılık stoklarını birlikte yönetme konusundaki ortak taahhütlerini ihlal eden tutumunun yarattığı kaygılar nedeniyle AB’nin bir noktada görüşmeleri durdurduğu uyarısında bulundular. Görüşmelerin, Britanya’nın birlikte çalışma konusunda garanti vermesinden sonra tekrar başladığı belirtilirken, görüşmelere yakın kaynaklar ciddi sorunların kalmaya devam ettiğini vurguladılar. AB’den bir diplomat, “zarar verildi” ifadesini kullandı.

Anlaşmazlık, Britanya’nın 1 Şubat’ta, Kuzey Denizi’nde Dogger Bank bölgesinin bir bölümünü oluşturan Britanya karasularında balıkçılığı toptan yasaklamayı düşündüğünü açıklamasından sonra başladı. Bu adım, sıkı koruma önlemleri alınması için uzun süredir kulis faaliyetleri yürüten sivil toplum kuruluşları tarafından coşkuyla karşılandı.

Ancak, AB üyeleri bu teklifi, çevrecilik bahanesi altında AB’nin balıkçılık haklarını azaltmayı amaçlayan Britanya’nın attığı gülünç bir adım olarak değerlendirdi. Britanya, Hollanda, Danimarka ve Almanya’nın 17 bin 600 kilometre karelik karasuları alanını kapsayan Dogger Bank’taki balık avcılığının yaklaşık yüzde 85’i AB balıkçılık filolarına ait. AB balıkçılık filoları bu bölgede 2018 yılında 34 bin 758 ton ve Britanyalı balıkçı tekneleri ise 1.318 ton balık avladı.

BREXIT SONRASI İLİŞKİLER İÇİN BİR SINAV

AB’li bir diplomat, Britanya’nın Dogger Bank’ta kendine ait karasularında balıkçılığı yasaklamayı düşünen adımının, “orantılı olmadığını ve AB’li balıkçıları orantısız biçimde etkilediğini” söyledi. Diplomat, “Bunun bilimsel bir gerekçesi yok ve Dogger Bank’ın bütün bölümleri kapatılmalarını gerektirecek kadar savunmasız değil.” dedi.

Koruma yanlısı uzmanlar, Britanya’nın adımının “zamanının çoktan geçtiğini” ve AB’nin ortak balıkçılık politikasının denizlerdeki çevrenin korunması için Britanya’yı sürekli olarak önlediğini bildirdi. 

Exeter Üniversitesinden deniz koruma alanında Profesör Callum Roberts, Britanya’nın adımının haklı olduğunu savundu. Roberts, “Bu ülkenin deniz çevresinin daha iyi korunması için uzun zamandır gecikmiş bir karşılığa orantılı ve gecikmiş bir yanıt.” diye konuştu.

Britanya Tarım Bakanlığından bir sözcü, AB’den ayrılmanın, Britanya’nın, deniz çevresinin korunmasında bilimsel tavsiyeleri izlemesine ve daha esnek hareket edebilmesine olanak sağladığını açıkladı. Sözcü, “Britanya, Dogger Bank dâhil dört bölgede şu anda devam etmekte olan danışma yoluyla açık deniz koruma bölgeleri oluşturmak için yeni yetkilere sahip.” dedi.

Brüksel, Britanya’nın görüşmelerdeki tutumunun, geçen yılın sonunda varılan gelecekteki ilişkileri belirleyen anlaşmada iki tarafın verdiği taahhütlere aldırış etmediğini göstermesinden endişe duyuyor.

AB ve Britanya arasında yıllık balıkçılık görüşmelerine ihtiyaç duyuluyor, çünkü iki tarafın anlaşmaları her bir tarafın türlerle ilgili balıkçılık haklarının nispi paylarını belirlerken, ne kadar miktarda deniz ürüne elde edebileceklerine konuya açıklık getirmiyor.

Uluslararası hukuk, bunun müzakerelerle yapılmasını gerektiriyor. Normalde, bunların 1 Ocak’ta tamamlanması gerekiyordu fakat AB ve Britanya’nın gelecekteki ilişkilerine ilişkin anlaşmayı aralık ayı sonunda kabul ettiği için geçici anlaşmaların şimdilik yürürlükte olduğu anlamına geliyor.

Hem AB hem de Britanya şu anda, 1 Nisan’da geçici balıkçılık haklarının süresi dolduğunda hiçbir anlaşmanın hazır olmaması ihtimaliyle karşı karşıya bulunuyorlar, bu da her iki tarafı önlemleri artırmayı düşünmeye yönlendiriyor. Avrupa Komisyonu ise konuyla ilgili yorum yapmaktan kaçındı.