CGTN

Birleşik Krallık Başbakanı Boris Johnson, Çin karşıtı milletvekili Iain Duncan Smith’in geçen hafta çarşamba günü Avam Kamarası’nda Taiwan konusunu ortaya koymasından sonra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) liderliğinin Taiwan sorununda desteğinin devam etmesi çağrısında bulundu. Johnson, “Bu ülkenin, ABD ile ilişkimizin önceliği konusunda diretmeye devam etmesi kesinlikle hayati önem taşıyor. Tek yanıt, ileri gitmenin tek yolu Amerika’nın küresel liderliğini desteklemeye devam etmektir ve biz de bunu yapacağız.” dedi. 

Birleşik Krallık’ın ABD ile ilişkisi genellikle özel bir ilişki olarak ifade edilir. İngilizce konuşma istisnacılığı fikri üzerine inşa edilmiş, neredeyse özellikle şoven bir gerçeklikte tanımlanmış ve ülkenin büyük bir güce sahip olma nostaljisine hitap etmektedir. Bu öncülde, Birleşik Krallık genellikle ABD’nin dış politika çıkarlarına açık biçimde itaat etmiş ve sadık olmuştur ve her zaman ikisi arasındaki ortaklık eşit olmadığı halde eşitmiş gibi göstermiştir. 

On yıllardır Britanyalı dış politika yapıcıları, ABD’nin yaptığı her şeyin, özellikle değişen dünyada ülkelerinin ulusla çıkarlarına olmadığı gerçeğini görmezden geldiler ve önemsemediler. Downing Sokağı sıklıkla Beyaz Saray’ın taleplerini sorgulamada çok tereddütlü ve izlemede çok hızlı hareket etmiştir. Bu durum asla, çıkarcı ABD’nin ansızın ayrılmaya karar vererek, Birleşik Krallık askerlerinin bile zorla tamamladığı bir karmaşayı geride bıraktığı Afganistan’daki son fiyaskonun ardından olduğu kadar belirgin olmamıştı. 

ABD, BİRLEŞİK KRALLIK’IN ÇIKARLARINA SAYGI GÖSTERMİYOR

ABD, Birleşik Krallık’ın çıkarlarına saygı göstermiyor ve göstermedi. Örnek açık; Washington, müttefiklerini veya herhangi bir “özel ilişkiyi” umursamadan işine geldiği gibi olsun istiyor. ABD liderliğinde Afganistan, Irak ve diğer ülkelerdeki savaş çığırtkanlığı yüzlerce İngiliz’in ölümüne yol açtı, vergi mükelleflerinin milyarlarca sterlinine mal oldu ve ne için? Bütün hepsi Birleşik Krallık’ın değil, ABD’nin ihtiraslarına ölçüsüz itaat için. 

Şimdi Çin ile ilgili olarak bunun yeniden olduğunu görüyoruz. Çin, Brexit sonrası Birleşik Krallık için önemli bir ticaret ve yatırım ortağı olmasına rağmen, Amerikalı siyasetçiler ve onların vekilleri Birleşik Krallık’ın ne istediğine veya neye ihtiyacı olduğuna bakmaksızın küresel egemenlik tercihlerine uygun olması için Londra’dan Beijing’e karşı sert bir tavır takınmasını talep ediyor. Örneğin, hükümetin incelemesi Çin teknoloji devi Huawei’yi, Birleşik Krallık’ın 5G şebekesinde kullanmanın güvenli olduğu konusunda aklamasına ve Johson’ın, Huawei’in katılımının yüksek hızlı geniş bandın yayılmasının önemli olduğunu tespit etmesi gerçeğine rağmen, ABD Britanyalı başbakanını U dönüşü yapmaya zorladı. 

Johnson’ın bu tür baskı karşısında Çin ile ilişkilerinin önemini halen kabul ettiği ve ABD çıkarlarının Britanya’nın çıkarlarına göre, ağır bastığı gün gibi ortada olduğu göz önüne alındığında, Birleşik Krallık’ın sorunlarına bir yanıt olarak ABD ile yakın bir ortaklık çağrısı yapması bir şekilde Johnson için mantıksızdır. Johnson’ın vizyonu Küresel Britanya ise Birleşik Krallık, ABD’ye daha az bel bağlamalı, Çin karşıtı inanç için el pençe divan durmaya son vermeli ve kendi ayakları üstünde durmak için çaba göstermelidir. 

BİRLEŞİK KRALLIK, ABD LİDERLİĞİNE GÜVENEMEYECEĞİNİ ÖĞRENMELİ

Taiwan’da beklenmedik bir durum gelişmesi halinde, tıpkı Afganistan’da olduğu gibi Britanya’nın güvenliği veya refahı ile ilgisi olmayan Amerika’nın kendini beğenmiş Haçlı Seferi’ne akacak olan Britanya parası ve Britanyalıların yaşamları olacaktır. Birleşik Krallık kendi çıkarlarını savunma ve Çin ile verimli, olgun ve istikrarlı ilişkiye sahip olmada ABD’ye karşı durmada cesur olmalıdır. Eski Liberal Demokrat lider Sir Vince Cable’ın birkaç vesileyle basına açıkladığı gibi, ABD’deki Çin karşıtı düşünce aslında, Çin’e karşı muhalefet oluşturmak için öne sürülen ve daha sonra Iain Duncan Smith gibi fanatik aşırı sağcı siyasetçiler tarafından Birleşik Krallık’a ithal edilen Xinjiang’da “soykırım” gibi konuları fırsatçı bir şekilde sağa sola sallayan aşırı sağcı Cumhuriyetçilerden kaynaklanmaktadır. 

Hiç kimse Birleşik Krallık’a ABD ile ilişkisi olmaması gerektiğini söylemiyor, ancak istediği konuda kendi inisiyatifini göstermelidir. Washington’ın Beijing ile sorunu, özünde Amerika’nın kendi saldırgan egemenliğini izlemesinde yatıyor. Bu Britanya’nın sorunu değil, asla olmadı.