China Daily / Thorsten J. Pattberg

İngiltere Başbakanı Boris Johnson, Afrika ve Orta Doğu’dan kontrolsüz kitlesel göçü gerekçe göstererek, ülkesinin Avrupa Birliği’nden (AB) çıkmasına öncülük etti, ancak diğer yandan Johnson, yüz binlerce Hong Konglu sakinine vize öneriyor.

Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nin kaç sakininin Johnson’ın teklifinden faydalanacağı açık değil. Propaganda makinesi bir rakam verdi; ocak ayı sonuna kadar 300 bin başvuru. Johnson’ın, İngiliz halkının ülkelerine kitlesel bir göçü destekleyip desteklemediği konusunu araştırıp araştırmadığı da belirsiz.

Hong Kong sakinlerinden “2025 yılına kadar 2,4 milyar sterlin (3,27 milyar dolar) ila 2,9 milyar sterlin (3,97 milyar dolar) getirmesini” beklediği için Britanya’nın hesaplamaları ekonomik bir eğilime sahip gibi görünüyor. Britanya, AB üyesi bir ülke olduğu zaman niçin binlerce Suriyeli mültecinin girişini reddetmişti? Onlar muhtemelen sağlık sistemine 2,4 milyar sterlin ila 2,9 milyar sterlin maliyet yaratacakları için mi? Orta Doğu’dan gelen insanlar Hong Kong sakinlerine göre daha mı az değerli? Bu 2012’den 2017 yılına kadar Avrupa Parlamentosu başkanlığı yapan Martin Schulz’un sürekli olarak yinelediği gibi; “Göçmenlerin bize getirdiği altından daha değerli” ifadesiyle açıkladığı Avrupa değerleriyle tabii ki çelişir.

ORTA DOĞU’DAN GELEN İNSANLAR HONG KONG SAKİNLERİNE GÖRE DAHA MI AZ DEĞERLİ?

Hong Konglu mülteciler Britanya’da nerede yaşayacak? Londra’da mı? Oranın nüfus yoğunluğu, Paris hariç diğer Avrupa başkentleriyle karşılaştırıldığında zaten çok yüksek değil mi? Her ne kadar Batı, farklılığı, kapsayıcılığı ve eşitlik ana planı yüzünden gelişiyor olsa bile, birçok uzman günümüzde kitlesel göçün felakete yol açabileceği uyarısında bulunuyor. Bu Johnson’ın göçmen politikasını şüpheli hale getirmiyor mu? Ticaret ve finansal merkezi olmanın dışında Hong Kong ayrıca Britanya’ya kara para aklamak için bir Asya merkezi olarak hizmet etti. Johnson bunu kaybettiği için pişmanlık mı duyuyor?

Hong Kong 1997 yılında Çin’e geri döndü. Ancak devir teslimden önce Britanya, finans, eğitim, siyaset, mahkemeler ve medyaya egemen olmayı sürdürmeyi sağlama aldı. Beijing, Çin halkına Hong Kong’un ana vatanla yeniden birleştiği bilgisini verirken, birçok Batılı siyasetçi, Hong Kong’un “bağımsız” olduğuna dikkati çekti.

Doğal olarak Batı medyası haberlerinde, Hong Kong hükümetinin neredeyse bir yıl süren şiddet olayları ve ayrılıkçı güçlerin ayaklanmalarından sonra sosyal düzeni sağlama çabalarını insan hakları ihlali olarak tasvir ediyor. Batı medyası, “baskıcı rejimden” Britanya’ya “kutsal topraklara” kaçan Hong Kong sakinlerine ilişkin bir Exodus (Mısır’dan kaçış) hikâyesi bile uydurdu. 

BRİTANYA SİYASETİ KENDİNE KASTEN ZARAR VERİYOR GİBİ GÖRÜNÜYOR

Diğer Avrupa ülkeleri mutlu değil. Örneğin, eski bir Rothschild bankeri olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Johnson yönetimini uyardı. Macron, İngiliz gazetesi The Guardian’a verdiği röportajda, “Büyük Britanya hangi siyaseti seçmek istiyor? Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) en iyi müttefiki, AB’nin en iyi müttefiki ve yeni Singapur olamaz. Bir model seçmelidir.” dedi.

Britanya siyaseti bir parça kendine kasten zarar veriyor gibi görünüyor. Çokkültürlülük, Batılı hükümetlerin nüfus portföyünü çeşitlendirmesini talep ettiği için hoşgörülü olmak istiyor. Ancak akademi, bilim ve teknolojide, bankacılık ile finansta, müzik ve edebiyatta çok sayıda azınlık üyesi zaten var. Bunun yanı sıra çokkültürlülük övgüye layık bir ilke olabilir. Ancak Britanya, bu ilkeye bağlı kalmak için sahte sözlerle Britanya’ya gelmesi için Hong Kong sakinlerinin aklını çelmeye mi çalışıyor?

Ve (satın alma paritesine göre) kişi başına milli geliri yaklaşık 65 bin dolar olan Hong Kong sakinleri, kişi başına milli geliri 47 bin dolar olan bir ekonomiye niçin göç etsin.

Johnson, Brexit yüzünden ülkenin maruz kaldığı (ve maruz kalacağı) kaybı dengelemek amacıyla Hong Kong sakinlerini İngiltere’ye gitmesi için baştan çıkarmaya mı çalışıyor? Johnson’ın nüfusu bölmek için oynadığı kumarın işe yaramayacağını umalım. Britanyalı vatandaşların, birinin vatanlarını büyük bir karışıklığa dönüştürmesine izin vermesi için hiçbir sebep yok.