CGTN / Freddie Reidy

İngiltere kabinesinin çok az bilinen bakanlarından Michael Ellis Avam Kamarası kürsüsünde 11 Ocak’ta Başbakan Boris Johnson’ın otoritesini zayıflatan “partigate” ifşaları ile ilgili peş peşe gelen soru dalgalarını yanıtlarken yalnız bir kişi izlemini verdi. Johnson, Avam Kamarası soruşturmasından kaçınırken, birçok kişi hükümetinin bütün desteğini kaybetmeden önce daha ne kadar darbe alması gerektiğini düşünüyordu.

Aylar boyunca başbakanlık hakkında bol miktarda salgın sırasında karantina kurallarına uymayan parti iddiaları yayıldı. Sorunun büyüklüğünün örneği olarak, bu ihlalleri inceleyen kabine bakanı kendi bürosunun ev sahipliği yaptığı bir parti nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı. Şimdiye kadar, bu partilerle ilgili olarak doğrudan kabine bakanları ya da Başbakan değil, sivil memurları ve siyasi yardımcılar suçlanıyordu. Başbakanın katıldığı söylendiği için, son iddia farklı.

JOHNSON’A TEPKİ BÜYÜYOR

Johnson kariyeri boyunca Oxford Üniversitesi ya da Eton Koleji geçmişini bir yana bırakıp seçmenlere “sokaktaki adam” olarak başvurmayı başardı ve buna uygun olarak dikkate değer enerjisini ve kişiliğinin gücünü seçmenlerin tercihini kazanmakla sonuçlandırdı. Aslında seçmenlere kişiliğinin daha renkli unsurlarını göz ardı etmeyi isteyen tutarlı bir irade sunuldu, ama bu son açıklamaların sonucu bütün bunları değiştirebilir.

Aynı anda hem ailelerin birbirini görmesini ya da sevdiklerini uğurlamalarını engelleyen katı karantina önlemleri açıklayan ama aynı zamanda başbakanlıkta bir partiye katılan bir başbakan görüntüsü, seçmenlerin anılarında uzun süre yaşayacak bir görüntüdür. Seçmenler zaten son ara seçimde Johnson’ın Muhafazakâr Partisi’nin 1830’lardan beri ilk kez bir milletvekilliği kaybettiğini seçimde hoşnutsuzluklarını zaten ifade ettiler.

Johnson’ın sorunu sonsuz görünen kendine attığı goller ve özür dilemekte başarısız olması kendi milletvekillerinin desteğini de ciddi biçimde azaltmış olması. Muhafazakâr Parti büyük bir gaddarlıkla kendi hükümetlerini sırtına dönme şöhretine sahip, bunu Margaret Thatcher ve çok yakınlarda Theresa May örneğinde gördük. Kıdemsiz parlamento üyelerinden biri, “İİetişim bakış açısından, pek çok kişi, bir kez bir şey ortaya çıkarsa, her şeyin ortaya döküleceğini söyleyecektir. Çünkü öbür türlü bu sürekli bir işkenceye, damla damla gelen bilgiye ve sorulara ve başka şeyleri mi saklıyorlara dönüşür.” dedi.

JOHNSON MÜDAHALECİ BİR YAKLAŞIM BENİMSEDİ

Parlamentodaki partinin dışında, Phones 4U kurucusu John Caudwell gibi, 2019 seçiminde partiye yarım milyon pound bağışlayan büyük bağışçılar da değerlendirmelerinde açık sözlüydü: “Boris bunun gereğini yap ya da istifa et ve başkasının gereğini yapmasına izin ver ki, Muhafazakârlar gelecek seçimlerde silinmesinler.” Son skandallarla ilgili endişelere ek olarak, vergilerin artırılması gibi büyük politika farklılıklarının ortaya çıkması uzun süredir müttefik olan Lord Frost’un geçen aralık ayında hükümetten istifa etmesinin başta gelen nedeniydi.

Johnson, Muhafazakâr Parti’yi yerleşik temeli olan düşük vergilendirmeden vazgeçirmeyi başarırken aynı zamanda partinin genellikle memnun olduğu yaklaşımdan çok daha müdahaleci bir yaklaşım benimsedi, çünkü parti kendisinin seçimi kazanabileceğine ve halkın güvenini kazanabileceğine inanıyor.

Bir dizi skandal ve düşen popülariteyle birlikte, bu hava hızla kayboluyor. Johnson yapılan hatayı kabul etmek, daha rahat ve etkin olduğu avantajlı duruma tekrar dönmek zorunda. Johnson böyle bir özürle birlikte seçmenlerden ve partisinden yapmalarını isteyeceği inanç sıçramasını meşrulaştırmak için açık bir “yeniden daha iyi inşa etme” vizyonu sunmak zorunda.