The Guardian

Hikâyenin geçtiği yer Cornish kıyısındaki küçük bir İngiliz köyü, ancak Britanya Başbakanı Boris Johnson’ın Carbis Körfezi’nden sahil zirvesinden yansımasını istediği mesaj küresel çapta büyük Britanyalı etkisinden biri. 

Pazar günü sona eren dünya liderlerinin üç günlük G7 Zirvesi, aylar önceden Johnson’ın Brexit sonrası kendinden emin “küresel Britanya” vizyonunu başlatma anı olarak tanımlandı.

Yeni bağımsızlığına kavuşan ve egemen olan Birleşik Krallık, Brüksel’den bağımsızlığını çekip aldıktan sonra hiç de öneminin azalmadığını kendine gösterecekti. Alışılmışın aksine, Britanya, zamanımızın iki büyük küresel güçlüğüyle ilgili girişimlere cesurca öncülük edecekti; Covid-19’a karşı dünyayı aşılama savaşı ve onu iklim krizinin yıkıcı etkilerinden kurtarma mücadelesi. Birleşik Krallık’ın yöneticilerinin, Çin’e karşı yeni G7 stratejilerini planlama ve gelişmekte olan ülkelerde kızların eğitimi için daha fazla destek sağlama çabalarını da kapsayan liderlik yeteneklerini göstermeleri için diğer sorunlar da olacaktır.

Ancak, iki tam gün deniz kıyısında fotoğraf çekimleri ve savaş sonrası dünya düzeni konusunda eski Britanya Başbakanı Winston Churchill ve eski ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt tarafından yapılan tarihi açıklamayı örnek alan yeni bir Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-Birleşik Krallık Atlantik sözleşmesi dâhil olmak üzere, büyük ölçüde önceden hazırlanmış açıklamalardan sonra, dar, tanıdık ve çok tehlikeli bir sorun başka yerdeki ilerlemeleri gölgede bıraktı; Brexit.

AVRUPA BİRLİĞİ’NDE GÜVEN KAYBI

Birleşik Krallık’ın, Brexit ile ilgili tavrındaki mutsuzluk ve onun Hayırlı Cuma anlaşması konusundaki potansiyel etkisi, Johnson’ın zirvedeki güç oyunları ve onun G7 liderleriyle ilişkilerine zarar verecekti. Kuzey İrlanda konusundaki gerilimler, ABD Başkanı Joe Biden’ın G7’deki ilk gününde zihnini meşgul ediyor ve Fransız ile Alman heyetlerinde gerçek kızgınlığa yol açıyordu.

Avrupa Birliği’nin (AB) öfkesinin çoğunun sebebi, Johson yönetimindeki Birleşik Krallık’a güvenilemeyeceği duygusuydu. Son haftalar ve cumartesi günü Başbakan Johnson, sosisler dâhil olmak üzere İrlanda Denizi’ni Büyük Britanya’dan geçen bazı gıda maddelerinin yasaklanması önlemek için -Brexit geri çekilme anlaşmasının parçası olan- Kuzey İrlanda protokolünün tam uygulanmasını tek taraflı olarak ertelemeye hazır olacağını açıkça belli etti.

Britanya’da üretilmiş donmuş etlerin Kuzey İrlanda’ya girişiyle ilgili kısıtlamalar, tek piyasasını korumak için AB ile (ve o dönemlerde başbakan tarafından çok fazla takdir edilen) yapılan Brexit anlaşmasının parçası olarak bu ay sonunda yürürlüğe girecek. 

Cumartesi günü sabah 8’de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile daha sonra Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile başlayan üçlü toplantılarda Avrupalıların Johnson’a anlaşmayla ilgilenmesinde geri gitmesine öfkesi netlik kazandı. Onların rahatsızlığının, Britanya bayrağı çorapları giyen Birleşik Krallık’ın Brexit baş müzakerecisi Lord Frost’un bütün toplantılarda bulunmasıyla giderilmesi pek mümkün görünmüyor. ABD Başkanı Joe Biden, Hayırlı Cuma anlaşmasına yönelik tehditle ilgili görüşlerini zirve başlamadan önce kesin bir dille açıklamış, Birleşik Krallık tarafına konuyu uzlaşma yoluyla hızla çözmesi çağrısı yapmıştı. 

İyi konumlanmış zirve kaynaklarına göre, Macron Johnson ile toplantısında Johnson’a Fransa-Britanya ilişkilerinin sadece AB ile imzaladığı Brexit ayrılma anlaşmasına bağlı kalırsa “yeniden ayarlanabileceğini” söyledi. Bir kaynak, “Macron, Boris Johnson’a Fransa-Britanya ilişkilerinin yeniden ayarlanmasına ihtiyaç olduğunu söyledi. Bunun Johnson’ın Avrupalılara verdiği sözü tutması halinde olabileceğini ifade etti.” dedi. Johnson ise, AB’yi yasal olarak bağlayıcı anlaşmalar konusunda inatçı ve “tasfiyeci” olmakla suçluyor. 

Dış politika uzmanları ve eski Britanyalı diplomatlar, zirvenin iklim değişikliği ve gelişmekte olan ülkeler için aşılamalara ilişkin girişimlerde ilerleme sağlanmasında başarılı olabilse bile Birleşik Krallık’ın güvenilmez olduğu ve bu yüzden gerçek bir küresel lider olamayacağını gösterdiğini vurguladılar.

JOHNSON’IN KÜRESEL BRİTANYA HAYALİ

Birleşik Krallık’ın eski Washington Büyükelçisi Sir Nigel Sheinwald, “Bu haftanın dersi, insanlar sizin temel iyi niyetinizden şüpheye düşerse bütün dünyada gerçekten saygılı, sözü geçen ve çok etkili bir küresel Britanya’ya sahip olamayacağınızdır. Fırsatçı olarak hareket ettiğiniz zaman karşılıklı inanç, karşılıklı güven ve hukukun üstünlüğüne dayanan yeni Atlantik anlaşmaları yazmanın hiçbir anlamı yok.” dedi. 

Sheinwald, Biden’ın şimdi Johnson’dan AB ile olan Kuzey İrlanda çıkmazını çözmesini bekleyeceğini de belirterek, “Amerikalılar, yaptıklarını desteklemeye devam ettikten sonra, bunun için görüşülmüş bir çözüm bulunmazsa epeyce etkisiz görüneceklerini bilecekler, bu yüzden riskler oldukça yüksek.” ifadesini kullandı. Dışişleri Bakanlığının eski daimi sekreteri ve Birleşik Krallık’ın eski Fransa Büyükelçisi Lord Peter Ricketts, Johnson’ın, AB’ye bir düşman gibi davranırken, Fransa ve Almanya iyi iyi ikili ilişkilere sahip olmasının mümkün olmadığını öğrendiğini ifade etti. 

“Güvenimizi kaybettik ve hesapsızca tükettik.” diyen Ricketts şöyle devam etti:

“İki gün önce uluslararası hukuku, standart kuralları ve uluslararası iş birliğini sürdürmeye ilişkin cesur çizgilere sahip, kurallara dayalı düzeni destekleyeceğimize dair yeni Atlantik anlaşmasını açıkladılar ve daha sonra 18 ay önce imzaladığımız bir anlaşmadan çekilmekle tehdit ediyoruz, bu yüzden insanların farkında olduğunu düşündüğüm bir tutarlılık eksikliği var.”

Ricketts, “Macron ve Merkel ile bu ikili görüşmelerde -Çin konusunda bizim ve Biden’ın kendi çıkarına bir politikayı tartışarak çözüme kavuşturmaktansa- bunun yerine liderler bu tartışmalı noktaları Avrupa ile ilgili yaparak dikkatlerini başka yöne çekiyorlar.” dedi.    

Birleşik Krallık’ın eski Washington ve AB Büyükelçisi Kim Darroch, Johnson’ın zirve için büyük iddiasında başarısız olduğunu belirterek, “Uluslararası anlaşma istediğinizi seçip kalanı görmezden geleceğiniz bir alakart menü değildir. Bir kere imzaladığınızda onu uygun ve tam olarak uygulamanız gerekmektedir. Küresel Britanya, taahhütlerimizi yerine getirmediğimiz görüldüğü sürece işlemeyecek.” açıklamasını yaptı.