Uluslararası ilişkilerde bir bölgede, bölgesel sistemde egemen olan kurallar bütününe bölgesel düzen denir. Aktörleri, araçları, yöntemleri, ilkeleri, değerleri bellidir bu düzenin. Kimin, nasıl kurduğu, nasıl ortaya çıktığı üzerinde genel bir görüş birliği vardır. İstikrarlı ve barışçıl bir bölgesel düzen için, sadece bölge ülkelerinin çabası yetmez. Bazen bölge dışı aktörlerin de çabası gerekir. Bu durumun tersi de geçerlidir. Yani, bazen bölgenin huzurunu en çok kaçıran aktör, bir bölge ülkesi değildir. Bölge dışı bir aktördür. Bunun en somut örneği, Avrasya’da, Orta Doğu’da Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) izlediği politikalardır.

Küresel iş birliği ve istikrar için, bölgesel iş birliği ve istikrarın önemli olduğunu bilen ABD, bunu engellemek için, bölgesel istikrarı bozmak için, feodal aidiyetleri kullanır, kışkırtır. Mesela, 2003 yılında Irak’ı işgal ettikten sonra yaptığı anayasa ile devlet yönetimi, etnik ve mezhepsel kotalar üzerinden bölüştürülmüştür. Irak’ta cumhurbaşkanı Kürt, başbakan Şii, meclis başkanı Sünni siyasetçiler arasından seçilmektedir. Cumhurbaşkanı yardımcıları, başbakan yardımcıları, üst düzey bürokratlar için de yine bu kota ve kompartımanlar söz konusudur. ABD’nin amacı bu modeli, Suriye’de de uygulamaktır. Lakin Suriye direnmektedir.

ABD, IRAK’TA NELER YAPMIŞTI?

Hafızalarımızı tazeleyelim. ABD, Irak’ı işgal etmeden önce, halkı fiilen bölecek, birlik duygularını zayıflatacak her türlü adımı atmıştı. Irak’a yıllarca ambargo uygulamıştı. Dönemin Irak lideri Saddam Hüseyin’e karşı darbe tezgâhlamak ve rejim muhaliflerini desteklemek dâhil, bir dizi adım atmıştı. Irak’ın kuzeyinde Barzani liderliğindeki Bölgesel Kürt Yönetimi’ni desteklemişti. Kurumsallaşmasına yardımcı olmuştu. Bağımsızlık yönünde teşvik ve tahrik etmişti.

ABD’nin amacı elbette Irak halkının huzuru, refahı, mutluluğu, demokratik bir rejimde yaşaması değildir. Dört bölge ülkesini bölerek (Irak, Suriye, İran ve Türkiye) Akdeniz’e sahildar bir Kürt devleti kurmaktır. İsrail’in güvenliğini tahkim etmek; enerji kaynakları ve güzergâhları üzerindeki nüfuzunu pekiştirmek; İran’ı çevrelemek; Çin ve Rusya’nın artan ağırlığını geriletmektir. ABD; bu hedefine ulaşmak için PKK ve IŞİD başta olmak üzere, pek çok terör örgütünü de kullanmıştır, kullanmaktadır.

Gelelim günümüze… ABD; son 20 yılda, önce Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), sonrasında da Arap Baharı ile hayli önemli hamleler yapsa bile, tam olarak umduğunu bulamamıştır. Dahası, kuvvet dengesi ABD açısından elverişli değildir. Gelişmeler, ABD’nin lehine değil, aleyhinedir.

Bölge ülkeleri bundan yararlanmalıdır. Bölgesel iş birliği ve dayanışma, küresel ölçekte istikrara giden en önemli yoldur.

Barış Doster