CGTN / Wang Li

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping 18 Haziran’da Antonio Guterres’i yeniden Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri seçilmesi nedeniyle tebrik ederken, BM’nin uluslararası konularda en evrensel, temsili ve yetkili uluslararası örgüt olduğunu vurguladı.

Çin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) “beş daimi üyesinden” (P5) biri olarak, o zamandan bu yana BM Sözleşmesi’ne uygun olarak hareket etti ve BM’nin merkezinde olduğu uluslararası sistemi güçlendirdi. Bu 2. Dünya Savaşı’nın sonunda 1945’te BM kurulduğunda, ilk kolektif güvenlik tasarımıdır. Ancak, zaman zaman kendi stratejik çıkarlarına hizmet etmek için BM’nin yetkisini zayıflatmaya çalışan egemen güçler tarafından buna karşı çıkıldı.

BM’nin ilk başta istikrarsız bir dünyanın zorluklarına karşı kurumsal bir yanıt olarak hareket etmesi bekleniyordu. Ancak Soğuk Savaş’ın doruğa çıktığı zamanlarda ve ondan sonra da BM Güvenlik Konseyi’ndeki P5’in uzlaşması olmadığı için merkezi görevine uygun hareket edemedi. Sonuç olarak daimi üyeler anlaşmazlığa düştüklerinde veto eylemsizlik yönünde bir taraflılığı devreye soktu.

Harvard Üniversitesinden Profesör Jeffry Frieden’ın ileri sürdüğü üzere, BM politika gücünü eşitsiz biçimde kullandığı için, zayıf olanların ya da daimi üyeler arasında dostu olmayanların yanlış hareketlerine karşılık verirken. Güçlülerin veya Güvenlik Konseyi’nde dostları olanların suçları cezalandırılmıyor.

Bu eşitsizlikler ve paradoksları BM’nin kısa zamanda ele alması gerekir. Guterres tam da yeniden seçildiği günde, yeniden seçilmesinin dünyanın, iklim değişikliğinin artan etkisi ve Covid-19’un bütün gezegene yayılması da dâhil sayısız zorlukla karşı karşıya olduğu bir zamana denk geldiğini kabul etti. Aynı şekilde, BM Guterres’in genel sekreterlikteki yeni döneminde, “küçük çevreler veya grupların politikası” tarafından dikte edilen kurallar ve değerlere dayalı olmak yerine, dünya barışı konusunda büyük ilerleme sağlamayı ve BM Sözleşmesi’ne göre çok taraflılığı korumayı hedefliyor.

ÇİN 2030 SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA HEDEFLERİ’NİN UYGULANMASINI DESTEKLEYECEK

Tarihsel olarak, Çin hükümeti, güç politikasının etkisi altında olmadığı sürece BM’nin uluslararası sorunları barış ile çözme konusundaki tüm çabalarını destekledi. 1955’te o zamanın Çin Cumhurbaşkanı Zhou Enlai zamanın BM Genel Sekreteri Dag Hammarskjöld ile görüşerek, Çin’in Washington’ın Beijing’e düşmanlığı nedeniyle yasa dışı olarak BM’den dışlanmasına rağmen Taiwan Boğazları dâhil bütün uluslararası sorunların barışçı biçimde çözülmesini destekleme konusunda samimi olduğunu teyit etti.

Yaklaşık 20 yıl sonra 1974’te eski Çin lideri Deng Xiaoping BM Genel Kurulu’nda Çin’in dış politikada asla bir egemenlik peşinde olmadığını ilan etti. Çin güçlendikten ve zenginleştikten sonra da yine gelişmekte olan ülkelerin yanında oldu.

Cumhurbaşkanı Xi, geçmişin mirasına dayanarak, Çin’in BM’nin uluslararası hukuk ve gerçek birçok taraflılığa uygun biçimde tüm ülkeler arasında iş birliğini uygulama çabaları da dâhil çalışmalarını desteklemeye devam edeceğini ilan etti. Bu yüzden, Çin sorumlu bir ülke olarak dünya barışı ve güvenliği, biyoçeşitliliğin korunması, iklim değişikliği ile mücadele ve gelişmekte olan ülkelere güney-güney iş birliği yoluyla sürdürülebilir kalkınmayı gerçekleştirmek için BM’deki çabalarını artıracak. Xi, Guterres’e Çin’in geçen on yıllardaki tutarlı pratiği ve ahlaki sorumluluğunu bir kez daha teyit etti.

Şimdi 2021 Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) 100. kuruluş yıl dönümü ve Çin Halk Cumhuriyeti’nin BM’de haklı yerini almasının 50. yılı olduğu için, Çin kesinlikle BM 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin uygulanmasını destekleyecek.

Çünkü Çin’in geçen on yıllarda başarıyla gerçekleştirdiği şey BM’nin merkezinde olduğu uluslararası sistemden ayrılamaz ve yükselen bir Çin, Çin-BM ilişkilerinin yeni zirvelere çıkarılacağı daha adil, adaletli ve uyumlu bir uluslararası sisteme daha fazla hizmet edecektir.