Covid-19 salgını ile mücadelede başarılı bir yönetim sergileyemeyen Birleşik Krallık’tan son günlerde iyimser mesajlar geliyor. Aşılama sürecinin hızla devam etmesi, vaka sayılarındaki düşüş ve normale dönüş olarak 21 Haziran’a vurgu yapılmasının ardından toplumda beklentinin arttığı görülüyor.

Zorlu bir süreçten geçen Boris Johnson hükümeti şu an için rahatlamış bir tablo çizse de çarşamba günü gerçekleştirilecek bütçe görüşmesinde başbakanın günlük harcamaları sıkı şekilde kontrol altına alma ve nihai bir mali hesaplamaya işaret etme sözü vermesi bekleniyor. 3 Mart’ta yapılacak bu toplantıda Maliye Bakanı Rishi Sunak, İngiliz şirketlerinin koronavirüs salgınının yol açtığı etkilerden toparlanmalarına yardım için yeni bir devlet destekli kredi programı açıklayacak. İngiliz hükümeti, salgın süresince ekonominin desteklenmesi için yaklaşık 280 milyar sterlin harcadı. Ülkede, salgın nedeniyle uygulanan kısıtlamalar nedeniyle çalışamayacak durumda olan 9,9 milyon kişi halen hükümetin maaş destek programından faydalanıyor. Nisan ayının sonunda tamamlanması planlanan maaş destek programı kapsamında, çalışanlara evde kalmaları karşılığında maaşlarının, en çok 2 bin 500 sterline kadar olmak üzere, yüzde 80’lik kısmı ödeniyor. Öte yandan, ülkede vergi yılının başladığı 2020 yılı nisan ayından 2021 yılı ocak ayının sonuna kadarki 10 aylık dönemde kamu bankaları hariç toplam kamu borcu ise önceki yılın aynı dönemine göre 222 milyar sterlin artarak 270,6 milyar sterline yükseldi. Birleşik Krallık’ta toplam kamu borcu yaklaşık 2 trilyon 110 milyar sterlin ile ülkenin Gayri Safi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 97’si seviyesinde bulunuyor.

İKİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NDAN BU YANA YABANCI İŞÇİ SAYISINDAKİ EN HIZLI DÜŞÜŞ

Merkezi Londra’da bulunan düşünce kuruluşu Resolution Foundation’ın kısa süre önce yayınladığı raporda, bütçe düzenlemelerini açıklamaya hazırlanan Rishi Sunak’ın Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) izleyerek ekonomiyi canlandırmak için 100 milyar sterlin hacminde bir teşvik paketini sisteme enjekte etmesi gerektiği bildirildi.

Ülkede ekonomik anlamda dikkat çeken bir konu var ki, oldukça şaşırtıcı zira Birleşik Krallık, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana yabancı işçi sayısındaki en hızlı düşüşü yaşıyor. Son araştırmalara göre, ülkede yalnızca Londra’dan ayrılan yabancı sayısının 700 bin kişi olduğu kaydedildi. Ülkeden ayrılan kişilerin geri gelmemesi; nitelikli insan gücü, üretim ve vergi gelirleri açısından risk teşkil ediyor. Hatırlatalım göç, özellikle Londra’daki ekonomik büyümeyi ciddi biçimde etkiliyor.

Bu duruma bir örnek vermek gerekirse, Polonya’nın 2004 yılında Avrupa Birliği’ne (AB) girişi ile Birleşik Krallık’a büyük bir göç oldu. Hizmet sektöründe neredeyse her yerde en az bir Polonyalı’nın çalıştığı görülüyordu. Hatta Polonyalıların düşük ücrete çalıştıkları için tercih edilebilir olması çok fazla tartışma konusu yapılıyordu çünkü toplumda bu duruma tepki vardı. O yıllarda başta Polonyalılar olmak üzere yine aynı yıl AB’ye giren ülkelerden Çekya, Slovenya, Slovakya ve Macaristan’dan Birleşik Krallık’a bir akın olmuştu. Ülkelerindeki ekonomik koşulların yetersiz olduğunu düşünen binlerce kişi 2004 yılında Birleşik Krallık’a giderek para kazanmaya çalıştı. AB’ye girişle çalışma izni konusunda sorun yaşamamaları bu ülke vatandaşları için kolaylık sağladı fakat düşük ücretle çalışmalarına tepkiler hiç bitmedi.

BİRLEŞİK KRALLIK’TA İŞSİZLİK SON BEŞ YILIN EN YÜKSEK SEVİYESİNDE

Birleşik Krallık, 2004 yılındaki tecrübenin ardından 2007 yılında AB’ye giren Romanya ve Bulgaristan’dan gelecek kişilere farklı bir uygulama yaptı. Bu iki ülke vatandaşlarının İngiltere’de çalışmak için çalışma izni almaları şartı getirildi dolayısıyla ülkeye girmeleri çalışmaları için yeterli olmayacaktı ancak böyle bir karar alınsa da bu ülkelerden Birleşik Krallık’a giden çok sayıda kişi kayıt dışı çalıştı.

Her ne kadar bahsettiğimiz ülke Birleşik Krallık da olsa şunu belirtmeliyiz ki, ülkede kaçak işçilerin oranı azımsanmayacak kadar fazla ve çalışma izni olmadan çalışan büyük bir kitle var. Bir dönem çok ciddi denetimler yapılsa da bu durumun önü kesilemiyor özellikle hizmet sektöründe. Görece başkent Londra’da denetimler sıkı olsa ama Londra dışında kayıt dışı çalışma oranının daha yüksek olduğu biliniyor.

İstihdamdan söz etmişken son açıklanan işsizlik rakamlarına bakarsak, Birleşik Krallık’ta işsizlik 2020’nin son çeyreğinde yüzde 5,1 olarak yaklaşık 5 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bu konuda toplumda büyük bir beklenti olduğunu anımsatalım. Maliye Bakanı Rishi Sunak da bu beklentiye istinaden duyurulacak bütçede istihdam piyasasını destekleyecek planların bulunduğunu söyledi. Dolayısıyla ülkede çarşamba günü merakla bekleniyor.

Tüm dünyanın salgınla mücadele ettiği son bir yıldır ekonomik anlamda zarar, şüphesiz çok büyük fakat tam da böyle zor bir dönemde siyasi erkler farkını ortaya koyarak “başarı” ya da “başarısızlık” ile vatandaşlarının önünde sınav veriyor. Ve, salgın sona erdiğinde en çok konuşulan da sanıyorum bu sert süreci dirayetle atlatan ülkeler ve elbette liderleri olacak.

Tuğçe Akkaş