The Guardian / Simon Jenkins

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın, İskoçya’nın Glasgow kentinde basmakalıp laflarla dili sürçerken, Fransız balıkçılar onun sözlerini alaycı bir tavırla karşılıyor. Bir dünya lideri gibi davranan Johnson, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda zamanın çoktan aşıldığını, “gece yarısına 1 dakika kaldığını” ifade ederek somut adımlar atılmaması durumunda gelecek nesillerin mevcut liderleri affetmeyeceğini söyledi.

Yine de Johnson, Kuzey İrlanda Protokolü’nün sonuçlarıyla başa çıkabilmekten ya da Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında çelik gümrük vergisindeki uzlaşmada etkili olmaktan daha çok Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un birkaç tekne lisansı nedeniyle kendisine sergilediği tavrı engelleyemez. 

Fransa ile olan balıkçılık alanındaki anlaşmazlık karmaşık ve önemsizdir ve Britanya’nın balıkçılık kotasının yüzde 55’i zaten AB gemilerine aittir. Tartışma Emmanuel Macron’un tamamen seçim propagandasıdır. Ancak Britanya’nın Avrupa’da dostu yok. Johnson şimdi Macron’un eline, Manş Denizi limanları boyunca tüm ticarete sekte vuracak bir tehdit olan seçim silahını verdi.

AVRUPA PİYASASINI TERK ETMEK BRİTANYA’YA KAZANÇ GETİRMEDİ

ABD Başkanı Joe Biden şimdi AB ile doğal olarak Britanya’yı dışarıda bırakan çelik ihracatına uygulanan gümrük vergileri konusunda bir anlaşma imzaladı. Johnson şimdi kendi çelik anlaşmasını dileyebilir fakat AB dışında zayıf durumda ve Amerikan lobicileri buna karşı çıkabilir. 

Avrupa piyasasını terk etmek hemen hemen tek bir kazanç getirmedi. Bu arada Brexit’in ülke için kötü bir anlaşma olduğunu düşünenlere karşı halen iyi olduğunu düşünenler arasında 10 puanlık artan bir fark var. 

Şu anda Johnson’ın başına gelen her dert Brexit’e değil, tek pazarın ve Gümrük Birliği’nin kaybına yüklenebilir. Onlara yeniden dâhil olmak açık bir şekilde Britanya’nın yararınadır. Kıta anlaşmaları ve 20 yıldan fazla bir süredir komşularla yakın ilişkilerle oluşturulan tedarik zincirleri büyük ilke meseleleri değildir. Onlar ortak çıkar ve ortak akıldır. Yapay özgürlük adına onları terk etmek büyük bir hataydı. Tek soru, bu durumu tersine çevirecek cesarete kimin sahip olduğudur.