CGTN

Çin, Birleşik Krallık’ın Xinjiang tartışmasındaki tek yanlı hamlesine, geçen hafta cuma günü İngiliz birey ve kuruluşlarına yaptırım uygulayarak karşılık verdi. Bu haklı bir karar. Bu aynı zamanda tekrar tekrar Çin’in gerçeklerine meydan okumaya çalışan Beijing karşıtı Batılılar için bir uyarıdır.

Batı, sosyalist Çin’e karşı uzun süredir ideolojik ön yargılara sahip. Bu bir sır değil. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) önderliğindeki Batı bloku, son yıllarda Beijing karşıtı kampanyasını muazzam bir şekilde yoğunlaştırdı. Hong Kong’daki renkli devrimi kışkırtma girişimlerinden Xinjiang ve Tibet’teki insan hakları koşullarıyla ilgili tekrarlanan yalanlara kadar Batı, Çin’e karşı her yönden bir propaganda savaşı başlatıyor.

Soğuk Savaş’tan onlarca yıl sonra bu, iş birliğine çağıran bir tehlike işaretidir. Xinjiang siyasi bir meseledir. Batı, bölgede sözde zorla çalıştırma, işkence ve kısırlaştırma yapıldığını öne sürüyor, ancak şimdiye kadar bunun için sağlam bir kanıt sunmadı. Xinjiang iddialarının temel kaynaklarından biri Adrian Zenz’dir. Aşırı sağcı Hıristiyan köktencinin Batı hükümetleri tarafından finanse edildiği bildiriliyor. The Grayzone’a göre, Zenz’in iddiası, “açık veri ihlali, dolandırıcılık iddiaları, kaynak materyalin özenle seçilmesi ve propaganda amaçlı yanlış beyanlarla çeliştiği” bulundu.

Görünüşe göre, Çin şahinleri Xinjiang meselesini ülkenin itibarını sarsmak ve ayrılık fikrini teşvik etmek için bir silah olarak kullanıyorlar. “İnsan hakları” Batı ülkelerini birleştirmek için kolay bir araçtır. Xinjiang, Tibet ve Hong Kong’daki sistematik olarak uydurulmuş yalanların arkasında siyasi ön yargı yatıyor. Çin’i tüm Batı “kampının” düşmanı yapmak, bu yalanların nihai amacıdır.

Birleşik Krallık ve Avrupa Birliği (AB), “İnsan hakları” bayrağı altında Çin ile ilişkileri pahasına, Xinjiang’daki gerçekleri görmezden gelerek, ciddiyetle “politik olarak doğru” değerler arıyorlar.

Ama bu akıllıca bir seçim mi?

ÇİN VE BİRLEŞİK KRALLIK’IN TEMEL ÇATIŞMALARI YOK

Çin hükümeti, temel çıkarlarını koruma konusundaki kararlılığını yineledi. Beijing, Birleşik Krallık milletvekillerine, avukatlarına ve kuruluşlarına yaptırım uygulayarak, iç işlerine müdahale girişiminin karşı önlemleri davet edeceğini gösteriyor.

Çin, Batı’ya provokasyonun bedelini ödettirecek kararlılığa ve güce sahip. Fakat bu son cezayı Birleşik Krallık için en kötü senaryo olarak kabul etmeyin. Geçen haftaki hamle aynı zamanda daha fazla provokasyona karşı bir uyarıdır. Birleşik Krallık yanlış yolda daha da ileriye giderse, Çin, hiç şüphesiz, mevcut yaptırımlarla sınırlı kalmayacak daha sert önlemler alacak. Birleşik Krallık, bu uyarıyı görmezden gelmeyi göze alamaz.

Hükümet düzeyindeki karşı önlemlere ek olarak, Çin halkı ulusal onuru üzerindeki provokasyonlara da müsamaha göstermeyecek. Xinjiang’daki açıklamasının gün ışığına çıkmasından bir gün sonra Çin’in büyük e-ticaret platformlarından tüm ürünleri kaldırılan H&M’nin kaderi açıklama için yeterli. Doğu ve Batı düzeni değil, çok kutuplu bir dünya Birleşik Krallık’ın çıkarına en uygun olanıdır. Bu, özellikle ülkenin AB’den çıkmasından sonra geçerlidir. Birleşik Krallık halen Covid-19 ve yavaşlayan ekonomisiyle mücadele ederken, Downing Street kendini geliştirme ihtiyacı ile Beijing’e karşı ideolojik mücadele arasında doğru seçimi yapmak zorunda.

Çin ve Birleşik Krallık’ın temel çatışmaları yok. İki ülke, siyasi farklılıklarına rağmen, önceki yıllardaki ilişkilerinin “altın çağı” hakkında sert konuşmalarıyla çok şey başardılar. Beijing’e karşı ABD önderliğindeki propaganda savaşına öncülük etmeden önce, Londra’nın Çin’le ilişkilerini feda etmeye değip değmeyeceğini ve dolayısıyla çıkarlarının yalanlara ve dezenformasyona dayanan “politik olarak doğru” değerler aramaya değip değmeyeceğini iki kez düşünmesi gerekiyor.

İnsan haklarını geliştirmek, dünyada ortak bir hedeftir. Çin’in insan hakları koşullarını iyileştirme çabaları asla küçümsenemez. Aksine, ABD önderliğindeki Batı bloku, insan haklarını küçümsediğini, onu ideolojik savaş için bir silah olarak paketleyerek defalarca gösteriyor.

Ayrılma arayışındaki bazı kötü niyetli güçler, Çin’i tüm Batı “kampının” düşmanı yapmak için “insan haklarını” kullanıyor. Birleşik Krallık, Çin politikasını ulusal çıkarlarına dayandırmalıdır. Aksi takdirde, Çin’in temel çıkarları pahasına yalan temelli “siyasi doğruluk” arayışının bedelini ödemekle yükümlüdür.